İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 32738

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8151

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6870

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 6222

Bartın

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5112

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 4936

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4452

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4140

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2561

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2347

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1938

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1764

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1622

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1442

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1367

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1123

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1103

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

18 / Puan: 1031

Ankara

Reşit Akpınar

19 / Puan: 1022

Erzurum

Yamanduruş

20 / Puan: 979

Sakarya

Ali Osman Rothschild

21 / Puan: 952

Ankara

Mücahid Cesur

22 / Puan: 942

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 921

Erzincan

Ahmet Demir

24 / Puan: 902

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 883

Ankara

Müsemma Şahin

26 / Puan: 877

İstanbul
İstanbul

Mesut Toprak

28 / Puan: 850

Ankara

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 838

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 788

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 02 saat 40 dakika kaldı.

Lagari Alıntılar yazdı, 2544 kez açıldı, 34 misafir olmak üzere 35 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
1 Kas 16 22:00
Zamanda Seyahat Mümkün Mü?
dcdad3896a27d3f282fc6ccb7825181c1478026359

Zaman, insanoğlunun tanımladığı bir şey. sezyum metalindeki atomun 9.192.631.770 defa titreşmesine(frekansına), insanoğlu 1 saniye demiş. Pek çok kişiye göre zaman herkes ve her yer için aynıydı ama einstein bunun doğru olmayabileceğini keşfetti. zaman değil, zamanlar vardı.

Einstein’ın genel görelilik kuramına göre evren 3 boyutlu değil, 4 boyutlu idi ve 4.boyut zamandı. Böylece “uzay-zaman” dokusu tanımlandı. Evrendeki her kütle ve enerji parçası bu dokuyu büker. Bu dokuyu bir çarşaf gibi düşünün, ortasına konulan bir top çarşafı bükecektir. Bükülen çarşaf, aslında kütleçekimi(yerçekimi). Çarşaf da uzay-zamanın kendisi. Yani topun çarşafı bükmesi, kütleçekimin zamanı bükmesi.

dcdad3896a27d3f282fc6ccb7825181c1478026359

Kütleçekiminin büyük olduğu yerlerde zaman daha yavaş geçer. Bunu dünyada da görüyoruz ama etkileri çok az olduğu için hissetmiyoruz. Mesela bir gökdelenin tepesinde yaşayan kişi, altta yaşayan kişiye göre yerçekiminden daha az etkileneceği için daha hızlı yaşlanır. Dünya’da çok büyük kütleli bir şey yok ama uzayda var: Karadelikler. Karadeliklerin kütleçekim gücü devasa boyutlarda.

Bir karadeliğin etrafında bir kaç yıl tur atabilseydik, zaman burada yavaş geçeceğinden dünya’ya döndüğümüzde belki 50 yıl geçmiş olacaktı. Geleceğe yolculuğun ilk yolu bir karadeliğe gitmek ama bugünkü teknolojiyle imkansız. Belki uzun yıllar sonra mümkün olabilecek. Geleceğe seyahat etmek için bir karadeliğin yanına gitmek gerekmiyor, bir yol daha var. O da Einstein’ın özel görelilik kuramına dayanıyor.

Bu kurama göre zaman mutlak değildir, hareketten etkilenir. Bir cismin hızı ne kadar çok artarsa, zaman onun için daha yavaş akmaya başlar. 1971’de bir deney yapıldı. 2 atomik saatten biri yerde kaldı, diğeri bir jet uçağına konuldu. Uçak indikten sonra saatler karşılaştırıldı. Uçaktaki saat, yerdeki saate göre farklıydı. aradaki fark, saniyenin bir kaç milyarda biriydi ama Einstein’ın teorisi ispatlanmıştı. Peki bunu neden günlük hayatımızda görmüyoruz derseniz, bunun etkisi bizim algılayamayacağımız kadar küçük. Ancak bu etki var ve gerçek.

Mesela sürekli seyahat edenler için zaman daha yavaş geçeceğinden, daha geç yaşlanırlar. “Hızlı yaşa geç öl” sözü, bilimsel açıdan doğru :) Işık hızına ne kadar yaklaşırsanız, zaman o kadar yavaşlar. Varsayalım ki, ikiziniz var ve siz ışık hızına yakın bir hızla uzaya gittiniz. Bir müddet sonra döndüğünüzde artık ikizinizle aynı yaşta olmayacaksınız, ikiziniz çok daha yaşlanmış olacak (ikizler paradoksu).

Özetlersek, geleceğe gitmek için büyük kütleli cisimlerin yanına gitmekten başka bir diğer yol, ışık hızına yakın hızlarda seyahat etmek. İnsanoğlunun bugüne kadar yaptığı en süratli uzay aracı 2018’de fırlatılacak olan spp. bunun hızı 200 km/saniye. ışık hızı ise 300.000 km/sn. Işık hızının %0,067 (%1 dahi değil) mertebesinde bir hıza ancak çıkabildik. Yani geleceğe seyahat için teknolojimiz henüz yeterli değil.

Geçmişe yolculuk mümkün mü? Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim, kuantum fiziğine göre mümkün ama bir takım sorunlar var. Önce şunu hatırlatalım. 3 boyutlu değil, 4 boyutlu bir evrende yaşıyoruz. Bu 4.boyut zaman ve evrende "uzay-zaman" dokusu var. Zamanın uzaydan ayrı olmaması bizi ilginç bir sonuca götürüyor: geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki ayrım sadece bir yanılsamadan ibaret. Yani geçmiş, şimdi ve gelecek hep var (kader) ve evren, sandığımızın aksine maddi değil, sanal (holografik) bir yapıdan ibaret. Bizim zaman dediğimiz şey, aslında bu sanal yapıdaki “an”ların bir araya gelmesinden oluşuyor. Doğumunuzdan bu yazıyı okuduğunuz şimdi “anı”na ve ölümünüze kadarki tüm “an”ların bir fotoğraf karesi olduğunu ve dizildiğini varsayın. Benzer şekilde herkesin aynı “an dilimi”nde olduğunu düşünün ve bu "an dilimleri"nin sıralandığını göz önüne getirin. Biraz önceki "an diliminde" ben tweet yazarken, siz okuyordunuz, başkası çay içiyordu veya tv izliyordu ama herkes aynı "an"daydı.

c67d212cf13048fb72bab3f6d1a5d7821478026544

Ancak dünya’da hissetmesek de herkesin “an”ı aynı değil, çünkü bazıları hareket halinde ve zaman hareketten etkileniyor. Düşünün ki, uzayda biri var ve onunla aynı “an dilimi”ndeyiz. Biz dururken, uzaydaki yürümeye başlarsa artık "an"larımız aynı olmayacak. O yürüdüğü için zaman ona göre daha yavaş geçecek ve kendi an diliminden bize baktığında, bizim belki 40 yıl önceki halimizi görecek.

Geçmişteki bir an dilimine nasıl gideceğiz? Farklı teoriler var, en meşhuru “solucan delikleri”. Varlığı henüz kanıtlanmamış solucan deliklerinden geçmek, pratikte çok zor. Bunu engelleyen, geçmişe gitmeyi önleyen bir şey var: entropi.

c22519c1bcb9f509fb4208149dfa32be1478026603

Geçmişe gitmek için farklı yollar öneren teoriler var, detaya girmeyeceğim ama sonuçlarından bahsedeceğim. Teorimiz karedelikler olsun. Bu teoriye göre karadeliklerin tam ortasında uzay-zamanda bir kırılma olur. Bu noktadan girersek, uzayın başka bir bölgesine çıkabiliriz. Bir dağın tepesini aşmak yerine, içindeki tünelden (solucan delikleri) geçip, uzaklara çıkmak gibi. Sorun tüneli geçtikten sonra başlıyor. Diyelim ki, tünelden (solucan deliğinden) geçerek geçmişe gittik ve senaryo bu ya, çocuk yaştaki dedemizi öldürdük. O zaman bize ne olacak? Dedemiz öldüğüne göre, babamız ve dolayısıyla biz hiç doğmamış olacağız ama oradayız ve az önce bir cinayet işledik? (dede paradoksu). Bu paradoksu çözmek için 3 öneri var. İlkine göre dedemizi öldürdüğümüzde olan bitenle bağlantısı olmayan paralel bir evrene geçmiş oluruz. Artık zaman yolculuğuna başlanan evren ile gelinen evren tamamen farklıdır (paralel evrenler teorisi) ve paradoks çözülmüştür. 2.öneri Hawking’den geldi. Neden-sonuç ilişkisi tehlikeye girerse, dünya’da garip bir şey devreye girecek ve bu olay engellenecek. Son teori ise isteseniz de bunu yapamayacağınızı, mesela silahın patlamayacağını, dedenizi hiç göremeyeceğinizi vs. söyler.

Peki bu paradoksun bir şekilde çözüldüğünü varsayalım, fiziğe göre geriye gitmek de mümkün dedik, neden bunu günlük hayatta görmüyoruz? Mesela neden kırılan bir bardağın eski haline geldiğini ya da bardaktan yere dökülen suyun bardağa tekrar girdiğini görmüyoruz? Biz hep zamanı tek yönlü olarak, ileriye doğru akıyor gibi algılıyoruz. Günler geçiyor, çocukluğumuz geride kaldı, yaşlanıyoruz. Sadece insanlar için değil, yaşayan tüm canlılar, hatta cansızlar için de durum aynı. Meyve çürüyor, elbisemiz eskiyor, dünya kirleniyor. Her şey ama her şey düzenden düzensizliğe, kaosa doğru gidiyor. Hiç bir şey ilk başladığı gibi değil. Biz de öyle, evren de.

Bu sürecin bilimsel adı "evrenin en önemli yasası olarak bilinen entropi". bu yasaya göre evrendeki her şey düzenden düzensizliğe gider. Düzenden kaosa giden bu süreç tek yönlü, yani entropi sürekli artar. Entropinin maksimum olması, o şeyin yok olması demektir. İnsanın entropisinin maksimuma ulaşması ölmesi demek, büyük patlamadan sonra sürekli genişleyen evrenin maksimuma ulaşması ise kıyamet.

Kuantum fiziği bizim geçmişe gitmemize izin verirken, bir başka yasa buna engel oluyor. Bu durumda zamanda seyahat etmek mümkün değil mi?

Kaynak ve izinleri ile: Lagaribey

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
06 Kas 21:35

Misafir

Yoğun bir konu başlıklara bölüp detaylı yazılırsa keyifle okunur. Tabi kaynakça da eklenirse harika olur. Devamı gelir inşallah.

Bunlar da ilginizi çekebilir..