İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Açık Mavi

1 / Puan: 5477

Ankara

Bülent Kesler

2 / Puan: 2103

İstanbul

Gülşen Aslan

3 / Puan: 1047

İstanbul

Sıla Münir

4 / Puan: 1023

İstanbul

Mümtaz Fuat

5 / Puan: 841

Bursa

Mücahit Kılıç

6 / Puan: 752

İstanbul

Bulut Sever

7 / Puan: 750

İstanbul

Burhan Çekici

8 / Puan: 629

Ordu

Ali Şahan Avsuz

9 / Puan: 622

Adana
Ankara

Salman Döner

11 / Puan: 438

İstanbul

Minel Alya Bayrak

12 / Puan: 388

Erzurum

Ahmet

13 / Puan: 387

Kayseri

Onur Gündüz

14 / Puan: 385

İstanbul

Sevdaşrn

15 / Puan: 381

İstanbul

Ahmet Lalbek

16 / Puan: 378

Erzincan

Nida Tandoğan

17 / Puan: 332

Adana

Kürşat Koyuncu

18 / Puan: 316

Ankara

Aykırı Genç

19 / Puan: 300

Ankara

Meyzen Ruha

20 / Puan: 299

İstanbul

Burcu Mıhcı

21 / Puan: 295

Ankara

Atç

22 / Puan: 293

Eskişehir

Rümeysa Yağcı

23 / Puan: 268

İstanbul

Benay Özbent

24 / Puan: 247

İstanbul

Tuğba Bozkurt

25 / Puan: 235

Ankara

Ayşegül Koçar

26 / Puan: 234

Ankara

Nesibe Çakıcı

27 / Puan: 222

Balıkesir
İstanbul

Esra Aydar

29 / Puan: 206

Ordu

Yiğit Yılmaz

30 / Puan: 185

Adana

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 31 dakika kaldı.

Mehmed Yavuz Kurtuluş yazdı, 1 kişi sahiplendi, 413 kez açıldı, 9 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
22 Mar 15 15:00

Bulut Sever

Puan: 750

Mutlak Hakîkât

Bir öğle vakti…

Balkondayım, güneş tepemde gülümsüyor…

Önce penceremin pervazındaki mor çiçekleri seyrediyorum…

Sahil kenarında gezerken görmüştüm onları. Bahçe telinin dışına düşmüş oracığa tutunmuşlardı…

Kıyamadım, söküp saksılara diktim… Dalları tomurcuklanmaya başladı bile.

Öyle güzel bir mor ki bu çiçekteki, gözlerimi alamıyorum!

Bir an kuşların koro halinde cıvıltılarına kulak kesiliyorum.

Hayal edebilirsiniz; biri uçuyor oradan oraya, diğerleri de peşinden…

Yaramaz çocuklar gibi…

Sabahları diğer pencere önlerine ekmek kırıntıları bırakıyorum onlar için…

Bir – iki saate kalmadan kırıntıların yerinde yeller esiyor…

O anda yaşadığım huzuru anlatamam.

Tam karşımda deniz, masmavi ve hafif dalgalı…

Hani hep diyorlar ya; “Martı sesleri dalga seslerine karışıyor.” diye, işte şimdi inandım.

Gerçekten öyleymiş;

Karışıyor…

Bir motor sesi…

İşte balıkçı teknesi…

Ve yârenleri martılar…

Hep merak etmişimdir; bu huzuru nasıl bozmaz teknenin motor sesi…

Nasıl bu manzaranın olmazsa olmazı olur?

Yunuslar bu gün de geçmediler…

Hep bekliyorum, bekleyeceğim de…

Komşular anlatıyordu, öğlene doğru grup grup yunuslar geçiyormuş hoplaya zıplaya…

Seslerini buradan bile duyabiliyormuşuz. İşte o günden beri heyecanla bekliyorum onları…

Bahçedeki çamlara takılıyor gözlerim; yemyeşil dallarının üzerinde sarıya çalan tomurcukları çıkmış. Komşu altlarını çapalamış ve kenarını taşlarla çevirmiş…

Tam sağımda ise kuru ağaç dalları var…

İşte manzaranın tam burasında soruyorum kendime;

“Madem cennet bu dünya nimetleriyle kıyaslanamayacak kadar güzel, ne diye dünyadan göçmek korkusu taşırsın ey nefsim?”

Bir cevapsız soru daha bırakarak dönüp arkamı, çekip gidiyorum…

Bu kaçıncı kaçış hesap etmedim…

Ama ölümden kaçış yok…

O mutlak hakîkâtten…

Azık toplamaya devam…

Ki ölümü beklenen misafir gibi mütebessim ağırlayabilmek, her yiğidin harcı değil …

Hele benim hiç değil!

Mehmed Yavuz Kurtuluş

04.04.2007 Çarşamba

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..