İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38846

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8854

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6943

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5721

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5508

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5262

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3477

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2613

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2505

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2037

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1660

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1491

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1399

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1364

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1276

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1081

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1074

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 985

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 04 saat 01 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 455 kez açıldı, 9 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
26 Mar 15 21:00

Bulut Sever

Puan: 5508

Hollywood mu Yeşi̇lçam mı? (2)

Bir önceki yazıda Yeşilçam’ın da Hollywood gibi toplum mühendisliği yapmış olduğunu, insanlara nasıl olması ya da olmaması gerektiğini filmlerde seçtiği konularla ve işleyiş tarzıyla nasıl sinsice yedirdiğini birkaç misalle anlatmaya çalışmıştık. Kaldığımız yerden devam edelim.

***

Sinemamız ifade edilen misallerle sosyal hayatı şekillendirirken Kürt ve İslam dini meselesine de el atmadan duramamıştır.

Özellikle bazı Kemal Sunal ve Şener Şen filmleri doğu ve güneydoğu bölgelerimizde yaşayan vatandaşlarımızı barbar, cahil, medeniyetsiz ve medeniyete muhtaç olarak resmetmiştir. Doğu da olduğu gibi batıda da “eğitim”e muhtaç insanların olduğu bir gerçektir fakat o yıllarda ısrarla doğu gösterilmiş ve bu gösterimler -sosyal yaralara parmak basıyoruz- örtüsü ardına saklanarak, istihza ile ele alınmıştır. Evet, belki Kürt ifadesi kullanılmamıştır filmlerde fakat öyle tablolar çizilmiştir ki şehirli ahaliye, Ankara’dan ötede yaşayanların nasıl olduğu, gayet başarılı bir şekilde “kahkahalar attırılarak” anlatılmıştır.

Filmler bu milleti yererken araya muhakkak dini ritüeller ve dini temsil eden kişiler de eklemiş; bu kişileri paragöz, dünya menfaati için dinini üç kuruşa satan insanlar olarak resmetmiştir. Ayrıca bu kişilerin görünüşlerinde hep bir maraz olmuş; ya şaşı, ya kambur, ya kör ya da topal olarak beyaz perdede gösterilmiştir.

Böylelikle insanların mana âleminde Kürtlerin ve İslam dinini temsil eden din adamlarının, hem zahiren hem de yaşayışlarında sorunlu ve ıslaha muhtaç bir görüntü oluşturulmasına gayret edilmiştir ve evet, başarılı da olunmuştur bu hususta. Yine zamanında yapılan bir çalışma sonucunda, yukarıda ifade edilen din adamı şeklinin Yeşilçam filmlerinin %70’inde ifade edildiği gibi gösterildiği ortaya çıkarılmıştır.

Hepimiz hayatımızın bir köşesinde etrafımızdan işte böyle böyle , “Hoca değil mi!” , “Ne gelirse ya hacıdan ya hocadan…!” , “En iyi kürt ölü kürttür!” , “Ankara’dan sonrasını yakacaksın arkadaş!” vb. sözlerini bir vesileyle duymuşuzdur.

Bu mühendislik çalışmaları özel kanalların kurulması ve özellikle 2000’li yıllarla beraber diziler marifetiyle evimizin içine girmiş, yaşı itibariyle zamanında sinema görmemiş çocuklarımızın zihinlerine acımasızca tasallut olmuştur. Zikredilen yıllar, gayrimeşru çocukların, gecelik seviyeli birlikteliklerin, tecavüzlerin, kadına şiddetin, 900’lü yıllarda sapkınlıklarını roman haline getirmiş bir yazarın fantezi dünyasının, hiçbir mahremiyet bırakmadan herkesin en mahremi olan evlerinin içine; ruh dünyalarına, rüyalarına ve hayatlarının tam ortasına girdiği zamanlardır.

***

Tarihimizi anlatma iddiasıyla yayınlanan diziler/filmler başka bir garabettir ve tahammülü bir öncekilere nazaran daha zordur. İlla tarihi diziler çekilecekse işlenecek konunun bir kısmı pekâlâ kurgu olacaktır. Fakat o dönemin yaşayışına aykırı hallerin gösterilmesi tarihi anlatmak ya da bir kurgu değildir. Olsa olsa tarihi çarpıtmak ve bu dizileri izleyen tarihten bihaber yeni neslin tarihimizi “dizilerde anlatılanmış gibi öğrenmesine” sebep olmaktır.

Bir kere bile bir bölümünü izlememekle şeref duyduğum “Muhteşem Yüzyıl” dizisi, “Fetih 1453” filmi bunlara birer misal teşkil edebilir. Son zamanlarda ilgiyle izlenen “Diriliş” dizisi de yine o dönemde yaşanan sosyal hayatla ile ilgili onlarca hata ile doludur ve insanlarca konusu itibariyle daha masum duran bu dizideki bariz yanlışlıklar görülmemektedir. Fakat diğerlerine kıyasla arada, herşeyden önce “iyi niyet” itibariyle, uçurumların olduğunu yazmamak da haksızlık olur.

***

Demem o ki, dayatılan sistemle muasır medeniyetler seviyesine çıkma “azmimiz” film/dizi sektörümüzün vesilesiyle de ahlaksızlığın düştüğü değil, çukurlaştığı bir seviyeye getirmiştir toplumumuzu.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
28 Mar 15:50

2-Ynlş düzeltiyor görünerek, "kaş yaparken göz çıkarmak" tabirinin anlamını bize Çok iyi öğretmiştir.

28 Mar 15:48

Bir tespitiniz çok hoş olmuş;sinema tarihimizin %90 ı sanki topluma yanlışı gösterirmiş gibi davranarak toplumla, anadolu insanıyla dalga geçmiş. Ynlş düzeltiyor görünerek, "kaş yaparken göz çıkarmak" tabirinin anlamını bize çok iöğrt

Bunlar da ilginizi çekebilir..