İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 34863

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8218

İstanbul

Sezer Emlik

3 / Puan: 7153

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7023

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5986

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5031

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4895

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4481

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2947

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2452

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2164

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1795

İstanbul

Ali Osman Rothschild

13 / Puan: 1690

Ankara

Salieri Alt Tire

14 / Puan: 1636

İstanbul

Sıla Münir

15 / Puan: 1464

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1384

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1234

İstanbul

Ali Turan

18 / Puan: 1149

İstanbul

Reşit Akpınar

19 / Puan: 1149

Erzurum
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

21 / Puan: 1038

Ankara

Yamanduruş

22 / Puan: 1026

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1001

Erzincan

Mücahid Cesur

24 / Puan: 951

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 933

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 914

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 901

Yozgat

Müsemma Şahin

28 / Puan: 886

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 879

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 859

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 30 dakika kaldı.

Persecutor Ee yazdı, 517 kez açıldı, 5 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
27 Mar 15 03:00
Oyun ve Şike

Şike yaptıysa kulübü için yapmış olanlar, yıllardır küfür kıyamet sahayı kirleten, tek değeri topa vurabilmesi olanlar, memur anlayışıyla belli bir seviyede oynayıp hayatını sürdürenler, şuursuzca takım destekleyip kalabalıklaştıkça yapabilecekleri öngörülemez hale gelen taraftar grupları...

Son yıllarda Türk futbolu eşsiz karakterleriyle benzerine az rastlanır bir sirk halini aldı. İzleyenlerin problemlerine ya da aktörlerine bir tepki göstermediği, parçası olanların ortada bir sorun olduğunu örtbas etmeye çalıştığı bir sirk.

Belki şu an direkt olarak gündemde olmasa da hala travmasını gözlemleyebildiğimiz bir konu 3 Temmuz ile başlayan şike olayı. Öyle çok detaya girmeden bütün süreçte beni en çok düşündüren ve Türkiye'de futbol izleyen herkesin üstüne kafa yorması gerektiğini düşündüğüm bir sahneden bahsedeceğim. Aziz Yıldırım bir kalabalığa konuşma yapıyordu, tam olarak yerini ve detayını hatırlamıyorum ancak şöyle bir cümle kurdu konuşurken:"Şike yaptıysam Fenerbahçe için yaptım!" Dinleyen taraftarlar ve salon bu sözü alkışladı coşkulu bir şekilde. Hiç birinin alkışladıkları bu sözün ne anlama geldiğiyle ilgili en ufak bir fikrinin olduğunu sanmıyorum. Biri de durup ben ne yapıyorum demiyordu.

O insanların bu soruyu sorabilmesi için öncelikle "spor neden izlenir?", "taraftarlık nedir?", "şike nedir?" gibi soruların cevapları hakkında lakayıt bir kaç kalıptan öteye geçebilen cevaplar verebilecek kadar fikir sahibi olmaları gerekiyor. Bu noktada belki biraz işin felsefe girmek gerekiyor, ancak felsefe eğitiminin neden önemli olduğunun kanıtıyla da karşılıyoruz bu vesileyle. Çünkü dışarıdan bakınca hobisini ciddiye alıp, ortalamanın oldukça üstünde bir seviyede icra ederek muazzam miktarlarda para kazanan insanların oyunlarını izleyip sonucundan gururlanmak, üzülmek, öfkelenmek, ertesi gün işe gitmemek ya da telefonu duvara atıp kırmak çok saçma durabiliyor. (Beşiktaşlıları ayrı tutuyoruz burada :))

Futbol diye bir oyun öğreniyorsunuz. Bu oyunu seviyorsunuz, oynuyorsunuz kendinizi geliştirmeye çalışıyorsunuz belki. Her sporda olduğu gibi işin içinde rekabet var, sizden iyi oynayanları görüyor, onları izliyorsunuz. Oyundan zevk aldığınız için haliyle bu oyunu en iyi oynayanları da izlemek istiyorsunuz. Hayatlarını bu oyundan kazanan insanları görüyorsunuz. Bir takımın oyunu size diğerlerinden daha güzel geliyor, o takımı destekliyorsunuz. Sonra o takımdaki oyuncuları yetiştiren kulübü keşfediyorsunuz, o kulübün geleneğini, renklerini, efsanelerini. O geleneğin bir parçası olmak istiyor, o renkleri giyip o kulübü kişiliğinizin bir parçası haline getiriyorsunuz belki. Evet, buraya kadarı işin oldukça ideal haliydi. Babanız ya da abiniz tutuyor diye de seçmiş olabilirsiniz bir kulübü, bu bir şeyi değiştirmez. Değişmeyen şey oyunun kendisine ve desteklediğiniz kulübün o oyunu oynama geleneğine olan sevginizdir.

Şimdi biri çıkıp bana yukarıda yazanların neresinde şike yapmak, hile yapmak var, neresinde oyundan çok sonuç önemli, açıklasın lütfen. Ne zaman aldığınız sahte bir galibiyet oynanan futboldan daha önemli hale geldi? Nasıl bir insan gönül verdiği kulübün önüne sahte bir başarı koyup varlığının sebebini ve o kulübün renklerini giymiş herkesin emeklerini, sevgisini hiçe saymasına göz yumabilir?

Şikeyi Fenerbahçe için yapan, Fenerbahçe'ye karşı ve asırlık bir geleneğe rağmen yapmıştır. Bu durum ortaya çıktığında gerçeği öğrenmekten çok inkar etmeyi ve durumu örtbas etmeyi seçen, bütün bunlara rağmen hala aynı yöneticiyi kulübün başında tutan taraftarlar, belki de en büyük suçludur. Oyunu sevmedikleri için, geleneği umursamadıkları için...

Diyeceğim o ki; işin temeline indiğinizde bir topun peşinde koşan 22 kişiyi izlemek ve onlarla gönül bağı kurmak öyle çok saçma değil. Ancak işin temelini bilmek gerekiyor işte. Felsefe yapabilmek, sorgulayabilmek ve bunu yaparken ulaşacağın sonuçtan korkmamak önemli. Ulaştığınız sonucun sizi değiştirip değiştirmemesi, her zaman sizin elinizde.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
27 Mar 15:55

4 yıl amatör kümede top oynadım ve hiç bir takımın fanatiği olmadım ve futbolun felsefesini de hic yapmadım. Zamanında hocamın dediği gibi futbolda para kazananlar ve parayı kazandıranlar vardır.Parayı kazanan olmadığınız sürece futbolla ilgilenmeyin

Bunlar da ilginizi çekebilir..