İyi Yazarlar
İyi Okurlar
Ankara
Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul

Bulut Sever

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul

Aa

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Kırıkkale
Erzurum
İstanbul

Ali̇ Turan

İstanbul

İstanbul
Erzincan
Sakarya
Ankara
Yozgat
İstanbul

Ahmet Demi̇r

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
Ankara
Abdullah Faki̇roğlu yazdı, 21 kez açıldı, 2 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
8 Ara '16 01:00
Fitnenin Büyüğü Bize Ulaşmadan 

“Aslında Suriye’de teröristlerin özellikle Halep kentinde hezimete uğraması bu canileri destekleyen Batılı devletleri derinden kaygılandırıyor ve şimdi bu devletler destekledikleri teröristleri kurtarma yollarını arıyor ve bu çerçevede teröristlere yeni yardımlarda bulunmaya çalışıyor.”

Parstoday sitesinde yer alan “ABD ve İngiltere’nin teröristlere yardım ulaştırması” başlıklı haberde yer alan birkaç cümle yazıya başlamak istedim.

Şii imparatorluğunu kurmak için yola çıkan İran’ın Türkçe yayın yapan birçok sitesi var. Bir kaçını saymak gerekirse, Parstoday, ABNA, Fars Haber Ajansı, İRNA, İBNA, Mehr News Ajans, Caferilik, Sistani.org u sayabilirim. Tabi kalbi İran için artan onlarda yerel ulusal site, gazetelerde köşe yazarı vs eklemek gerekir.

İslami Camiamız içindeki İran zehrini temizlemek, İran’ın tehlikelerine dikkat çekmek, bunlara önlem alınmasını sağlamak, İran yayılmacılığını durdurmak bütün bunları yaparken Suriye’de yaşananlara son vermek için çalışmak zorundayız.

Bugün Halep’te “kazandıkları zafer” sonrası yaptıkları yorumlarda Çaldıran Savaşını, Yavuz Sultan Selim Hanı hatırlatmalarının nedeni basit bir zafer sarhoşluğu değildir. Tarih bize Büveyheoğulları, Fatımiler, Safevi ve son olarak İran Cumhuriyet tecrübeleriyle bir kez daha göstermiştir ki, ŞİA Ehli Sünnete olan düşmanlığını, zayıf olduğu dönemlerde Takiyye ile güçlü olduğu dönemlerdeyse kan dökerek çözme yoluna gitmiştir. Bu gerçeği görmezlikten gelmek, sorunu sulh ile çözmeye çalışmak, kardeşlik ve vahdet söylemlerinde bulunmak tehlikeyi büyütmekten başka bir işe yaramaz.

Üzülerek belirtmek gerekir ki İslami Camianın İran ve Şii tehlikesine karşı hassas olduğunu söylemek zordur. Evet mübarek Suriye Cihadı İran gerçeğini bütün çıplaklığıyla karşımıza çıkarmıştır. Karşımızda kendi hinterlandından topladığı katiller ile Irak ve Suriye’de katliam yapan bir İran var. Bu ülke AB, ABD, Çin ve Rusya ile işbirliği içinde. Üstelik yalanı bir itikadi zorunluluk olarak görüp profesyonelleştiği için istediği gibi manipülasyonunu da yapıyor. Bütün bunlar gençler arasında görülmekte. Fakat İslami Camianın entelektüelleri, yazarları, ilahiyatçıları için İran hala Müslüman mahallesinin haylaz çocuğu. Derdini dinleyip biraz “empati yapılırsa” meselelerin bir çoğu hallolacak.

Birkaç örnek vermemiz gerekirse, “Suriye’deki muhalefet icat edilmiştir ve imal edilmiştir.Yani emperyal güçler tarafından imal ve icat edilmiştir.Muhalefetin icat edildiği günden bu yana Muhalefet silahlandırılmış ve parayla desteklenmiştir.Kendilerine hala İngiliz, Fransız,Amerikan, Kanada güçleri ve Türkiye tarafından eğitim verilmektedir." cümlelerini kurmuş Türkiye İslamcılarının fikir önderlerinden Atasoy Müftüoğlu’nun halen İslami Camia içindeki saygın konumuyla başlamak gerekir. Halep’e yardım kampanyası düzenleyen Marmara İlahiyatta birkaç gün sonra "Müslüman Gençliğin gündemi ne olmalı” başlıklı sempozyum verebilmektedir. Üstelik bu mühim olayı Halep’e yardım toplayan gençleri ziyaret eden Dekan Ali Köse kendi hesabından paylaşmakta. Normal şartlarda görüşlerinden pişmanlık duyduğunu söylemediği sürece Müslüman Mahallesine Cuma namazı hariç yaklaşması yasaklanması gerekirken hala saygı duyulan bir isim olması yaşamakta olduğumuz tehlikeyi halen anlamadığımızı gösteriyor.

Diğer örnek Yıldız Ramazanoğlu. Kendisi hakkında o kadar çok şey yazıldı ki. Buna rağmen iki toplama 15 temmuz kitabı, gazete yazıları, islami camianın bütün seçkin yazarlarının yazılarının yer aldığı dergilerde yazıları yayınlanan bir isim. CİNS, İTİBAR, LACİVERT, GENÇ dergileri son 1 yılda yazdığı dergilerden bazıları. Yıldız Ramazanoğlu eminim bu dergilere yazılarını ricayla yazmıştır.

Karşımızda bütün gücüyle Müslümanlara saldıran, bunun için ittifaklar yapan bir İran var ve biz bırakalım bu tehlikeyle yüzleşmeyi henüz Suriye Cihadı konusunda İslami Camiaya fitne tohumları salan isimleri bile dışlayamıyoruz.

Bir diğer örnek Hüseyin Hatemi. İstanbul Ticaret Üniversitesinde Hukuk derslerine giren bu isim sosyal medya hesaplarından açıkça Hizbullah, İran, Esed ve Irak şii yönetimini savunmakta. Ama eski Başbakan Yardımcısı Nazım Erken’in rektör olduğu üniversitede ders vermekte. Daha da acısı Beştepe’ye davet edilip Cumhurbaşkanı ile aynı masada poz verebilmekte.

Velhasıl, daha gidilecek çok yolumuz var. Vaktimiz yeter mi, yoksa Suriye Müslümanları gibi yaşayarak mı öğreneceğiz göreceğiz.

Yazımı bir İran sitesinden alıntıyla başlatmıştım. Yazıda kullandığım resim de bir sonraki yazımın konusu olsun inşallah.

81ae02282dc6db31bafae76e351501441481136090

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

08 Ara '16 16:53

Misafir

Mala anlatır gibi anlatmışsın

CEVAPLA
08 Ara '16 03:36

Şiir gibi bir yazı...

CEVAPLA
Bunlar da ilginizi çekebilir..
Siz de Türkiye yazarı olmak ister misiniz?
Kaydol