İyi Yazarlar
İyi Okurlar
Ankara
Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul

Bulut Sever

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul

Aa

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Kırıkkale
Erzurum
İstanbul

Ali̇ Turan

İstanbul

İstanbul
Erzincan
Sakarya
Ankara
Yozgat
İstanbul

Ahmet Demi̇r

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
Ankara
Lagari̇ Alıntılar yazdı, 192 kez açıldı, 4 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
13 Ara '16 01:00
Sicim Teorisi

3230266d7b5cca0f39e28efbeedf6eb91481568988

Einstein’ın teorisi gezegenler, yıldızlar, karadelikler gibi dev boyuttaki şeylerin mekanizmasını açıklıyor ama kuantumu açıklayamıyordu.

Kuantum teorisi de, atomaltı parçacıkların davranışlarını, tabuları yıkan bir anlayışla açıklıyor ama konu makroya geldiğinde duruyordu. Her 2 teori de ispatları yapılmış, bilim çevrelerince kabul görmüş çok önemli, devrim niteliğindeki teorilerdi ama sanki bir şey eksikti. Evreni tamamen kapsayan, her şeyin açıklamasını bilimsel olarak yapan, mikro ve makroyu birleştiren başka bir teoriye ihtiyaç vardı. Bu noktada karşımıza stephen hawking çıktı ve “herşeyin teorisi” olarak da bilinen m-teorisini ya da sicim (tel) teorisini geliştirdi.

Hawking, bu teoriyle makro boyutu açıklayan Einstein’in teorisi ile mikro boyutu açıklayan kuantum teorisini tek teoride birleştiriyordu. Bu teorinin özünde, atom altı parçacıkların nokta şeklinde maddesel değil, sürekli titreyen tel (sicim) gibi olduğu kabulü vardı. buna göre, evrendeki istisnasız her şeyin özünde enerji vardı ve her şey hareket halinde, çok çok küçük boyutlarda sürekli titriyordu.

Herşeyin özünde enerji olduğunu bilim yakın zamanda keşfetti, ancak spiritüel açıdan durum farklı. çünkü bazı dinlerin temelinde bu var. Mesela, budizm'de her şeyin temelinde enerji vardır. Nirvanaya giden yolun en temeli “boşluk"tur, bu boşluğun özü ise enerjidir. antik mısır’da da benzer durum var. mısırlılar, her şeyin temelinde "çekirdek" dedikleri titreyen şeyler olduğunu düşünürlerdi. Kabala’da da durum farklı değil. Kabala inancının temelinde “ışık” vardır, ancak bildiğimiz anlamda değil, tanrı’nın "sınırsız ışığı"dır. islam’da ise tasavvuf anlayışında benzer durum var. İbn-i Arabi’nin her şeyin özü dediği cevher-i ferd, titreyen tel (sicim) ile aynıdır. Tasavvufa göre, cevher-i ferd ilk olarak herşeyin başı olan elif harfinde başlar, önce harfi, sonra kelimeyi ve kainatı oluşturur.

Enerji konusuna devam edelim ancak bunlar bilimsel olarak kanıtlanmadı. Meşhur bilim adamı Nikola Tesla şöyle demişti: evrenin sırlarını öğrenmek istersen herşeyi enerji, frekans ve titreşim olarak düşün! Tesla’ya göre evren büyük bir titreşimden (enerjiden) başka bir şey değildi ve bizler de bu titreşimin küçük birer yansımalarıydık ve biz dahil canlı cansız her şey, düşüncemiz bile bir tür enerjiydi (telepati?) ve her şeyin ama her şeyin özünde enerji vardı

Tesla’nın bu düşüncesine benzer şekilde, insanın ve evrenin bir tür enerji olduğunu farklı inançlar farklı tanımlamalarla anlatmıştı. Buna göre, insan bedeninin çevresinde, sıradan insanların göremeyeceği bir tür enerji alanı ya da meşhur tabirle "aura" var! Üstelik aura sadece insanlarda değil, canlı cansız herşeyin etrafında var ama canlılardaki hareketli, cansızlardaki sabit. Bu enerji alanı ya da auranın ismi değişiyor. Hintlilerde prana, çinlilerde çi, kabala’da nifiş diye geçiyor. Biz ise "nur" diyoruz.

Sonuç olarak, sicim teorisine göre her şeyin özü titreyen çok küçük sicimlerdir. Yani katı sandığımız şeyler bile çok çok küçük boyutlarda, sürekli titreyen bir tür enerji yumağından (sicimden) oluşur. bu sicimlerin boyutu o kadar küçük ki, bir sicimin bir atomun büyüklüğüne oranı, bir atomun bütün güneş sistemi’ne olan oranına eşit!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Bunlar da ilginizi çekebilir..
Siz de Türkiye yazarı olmak ister misiniz?
Kaydol