İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 34863

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8218

İstanbul

Sezer Emlik

3 / Puan: 7153

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7023

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5986

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5031

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4895

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4481

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2947

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2452

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2164

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1795

İstanbul

Ali Osman Rothschild

13 / Puan: 1690

Ankara

Salieri Alt Tire

14 / Puan: 1636

İstanbul

Sıla Münir

15 / Puan: 1464

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1384

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1234

İstanbul

Ali Turan

18 / Puan: 1149

İstanbul

Reşit Akpınar

19 / Puan: 1149

Erzurum
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

21 / Puan: 1038

Ankara

Yamanduruş

22 / Puan: 1026

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1001

Erzincan

Mücahid Cesur

24 / Puan: 951

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 933

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 914

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 901

Yozgat

Müsemma Şahin

28 / Puan: 886

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 879

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 859

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 02 saat 54 dakika kaldı.

Payitaht İstanbul yazdı, 728 kez açıldı, 21 misafir beğendi, 7 yorum yapıldı.
24 Ara 16 18:00
Türkiye Batı'ya Olan Bey'atını Bozdu mu?

Osmanlı İslam Devleti bakiyesi üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1923 yılında yeni kurulacak olan devletini ilan ederken, her şeyi ile Batıya Bey’at edeceğinin garantisini Lozan antlaşmasında vermiş bulunuyordu...

Viyana kapılarını zorlamış olan Osmanlı İslam Devletinin korkusu, Hristiyan Batı âlemini çok korkutmuş ve Osmanlının yıkılması için yüz yıllar boyunca her türlü fitne ve desiseye başvurmaktan geri durmamışlardır...

Batı dünyası, yüz yıllardır süren “Osmanlı ile nasıl mücadele edebilirim” kaygı ve korkularını artık geride bırakmış ve 20. yy’la “Osmanlı Devletinin yıkılmış veya durdurulmuş” halini görerek, yeni işgal edeceği coğrafyaların hesabı ile meşgul olmaya başlamıştır...

Seküler bir zemin üzerine kurulmasına müsaade edilen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, bir daha başlarına yeni bir Osmanlı tecrübesi açmaması için her türlü şey düşünülmüş ve hayata geçirilmişti...

Hristiyan Batı, Cumhuriyet rejiminin yeni kadrolarından Lozan’da verilen Bey’at’larının gereğini yerine getirmelerini bekler ve çok geçmeden kanlı inkılap ve devrimler yaşanmaya başlar...

Saltanat kaldırılır, Hilafet ilga edilir, medreseler, türbeler, tekke ve zaviyeler kapatılır, harf inkılabı yapılır, Şer’i hukuk kaldırılır yerine Hristiyan Batı hukuku getirilir, İbadet dili değiştirilir, Camiler hızlı bir şekilde kapatılır veya yıkılır, Laiklik anayasaya bir yaşam tarzı olarak geçirilir v.s. v.s

Yapılan her devrim, Batı’ya verilmiş olan Bey’at’in adeta bir taahhüdü gibiydi!

Batı, Lozan’ın çocukları üzerinden, Hira’nın evlatlarından yüz yılların intikamını almak istiyordu...

1923 – 1950 yılları arası, Osmanlı tebaasının her alanda tam bir travma geçirdiği Dönemin adıydı artık...

Demokrat partinin 10 yıllık iktidarı ve icraatları, Lozan antlaşmasında verilen taahhütleri zorlamamasına ve ihlal etmemesine rağmen, 1960 darbesi gerçekleşti...

1960 darbesinin gerekçesi ne 18 yıl aradan sonra okunan Arapça ezânlar, nede bir kaç camiinin açılması, Lozan’ı ihlal eden hususlar değildi...

Ama bu ve benzeri şeyler Olimpusun çocuklularını tedirgin etti. 1960 darbesi ile en ufak sapmalara dahi balans ayarı verildi...

İslam’ın siyasi alanda etkisini hissettirmesi, 1980 ve 1997 de gerçekleşen 28 Şubat darbesini hazırladı...

Her darbe, aşınan Lozan antlaşmasının tazelenmesi anlamını taşıyordu...

2003 yılında iktidara gelen Ak Parti iktidarının da aslında ne Batı ile nede Lozan ile bir problemi vardı...

Batı ile gayet uyumlu, Avrupa Birliğine girmek için canhıraş bir şekilde çalışan, batılılaşma eğilimi ve Temâyülünün zirve yaptığı dönemlerdir 2003 ila 2009 yılları arası...

•İlk ciddi ihlal...

Davos’ta ki “wan minute” çıkışı ile, istemeden de olsa Lozan antlaşmasını ihlal ediyoruz!

Ülke üzerindeki dini baskıların tedricen ber taraf edilmesi, Üniversitedeki Başörtüsü yasağının kaldırılması, olimpus dağının çocuklarını artık ciddi bir şekilde tedirgin ediyordu!

Türkiye’yi ulus devlet yalanları ve masalları ile büyüten Batı’nın, Türkiye’nin verdiği ümmetçi reaksiyonlar ve faaliyetler, Batı’ya artık asırlık düşmanı Osmanlıyı hatırlatıyor!

Artık Türkiye haddini aşmış ve Lozan antlaşmasının sınırlarını fazlası ile ihlal etmişti!

17/25 aralık polis ve yargı darbesi ile, tereyağından kıl çeker gibi bu defteri kapatmak istediler ama olmadı!

Batı’nın âleni bir şekilde destek verdiği “Gezi Ayaklanması” da bir işe yaramadı. Nede çok umutlanmışlardı!

Çatı aday Ekmeleddin ihsanoğlu ise tam bir hayal kırıklığı olmuştu!

•Fiili işgal...

Kimsenin beklemediği bir şey oldu ve 15 temmuz darbe girişimi gerçekleşti!

Darbe, milletin mukavemeti ile akâmete uğratıldı...

Böylece 15 temmuz darbe girişimi ile, Olimpusun çocukluları Hira’nın evlatlarına karşı ilk büyük yenilgilerini tatmış oldular!

15 Temmuz 2016 tarihi, Lozan’ın fiili olarak çatırdadığı tarihin adı oldu!

Yazımızı, Reisi Cumhurun 15 temmuz darbe girişiminden 2 ay sonra, Lozan ile ilgili sarf ettiği tarihi bir meydan okuma ile bitirelim...

Reisi Cumhur: “1923'te Lozan'a razı ettiler. Birileri bize Lozan'ı zafer diye yutturmaya çalıştılar. Şöyle bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan’la verdik.”

Yaklaşıyor yaklaşmakta olan...

Yaklaşıyor yaklaşmakta olan...

(Resim, ismet İnönü’nün Lozan antlaşmasını haber yapan bir gazeteye ait)

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
15 Oca 12:37

Cehaletin ilacı yoktur. Okumakla da geçmez

15 Oca 08:07

Nötrinov

Puan: 124

Abdülhamitten ne beklenir ki.Sorsan Habeşistan diye bir ülkenin hala olduğunu sanar.Kardeş dünya değiiyor dünya ileriye gidiyor.Süreki batı batı tutturmuşsun senin batı dediğini 2.Dünya savaşınad Ruslar dümdüz etti.Klasik Osmanlı kafası.

Bunlar da ilginizi çekebilir..