İyi Yazarlar
İyi Okurlar
Ankara
Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul

Bulut Sever

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul

Aa

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Kırıkkale
Erzurum
İstanbul

Ali̇ Turan

İstanbul

İstanbul
Erzincan
Sakarya
Ankara
Yozgat
İstanbul

Ahmet Demi̇r

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
Ankara
Sıla Müni̇r yazdı, 112 kez açıldı, 3 kişi beğendi, 7 yorum yapıldı.
1 Oca '17 05:00
Bile'den İncinir Karınca ve Dahî

Bu yazı, aynı yola çıkan fakat ifadeleri farklı olan birkaç mevzuu paylaşmak niyetiyle kaleme alınmıştır.

Hani {bazı} entel dantel tiplerin twitter mesajları, sahiplenilmeyi bekleyen hayvanların ilanlarıyla doludur.

Aman burada hayvanlara değer vermediğim, merhamet etmediğim manası anlaşılmasın.

Keza ne buyurmuşlar:

"Karıncayı bile incitmem deme, 'bile'den incinir karınca."

Bu merhamet seviyesini düstur edinenlerdeniz hamdolsun.

Arkadaş, ötekileştirildiğini düşünen, her fırsatta bölücülüğe maruz kaldığını haykıran tiplerin bir çoğunun twitter mesajında Halep ile alakalı tek bir cümle yok!

Hadi dış güçler vatanımızı parçalamak isteyen kafir, İslam düşmanı. Siz nesiniz peki? Bu acının neresindesiniz?

Çocuklara da mı üzülmüyorsunuz?

Kurşunların, bombaların hedefinde ya da kan revan içindeki bir müslüman çocuğuna merhametiniz hayvanlara olan merhametinizden daha mı az?

Geceleri uyuyabiliyor musunuz vicdanınızın horultusundan? Yoksa onu da her fazlalığınız gibi aldırdınız mı?

***

Bizim oralarda, bir evde cenaze varsa ve kırkı (hoş, dinimizde yedisi, kırkı, elliikisi diye bir kaide de yok ya neyse) çıkmamışsa, değil aynı mahallede, komşu mahallede bile çalgılı düğün/eğlence yapılmazdı. Cenaze yakınlarına ayıp olmasın diye... Canları yanmasın diye...

Çok şehidimiz var...

Çok yetimimiz ve öksüzümüz var...

Çok hanımlar dul kaldı...

Çok ana baba evlat acısıyla kavruldu/kavruluyor.

Henüz çok taze olanları var bu saydıklarımın.

Her telefon çalışında unutarak sevinçle koşuyorlar belki...

Belki beyi/oğlu/kardeşi her kapı zilinde elinde ekmek poşetiyle gelecekmiş gibi bir ruh hali taşıyor...

Ya da sanki mahalleyi turlamaya çıkmış da dönecekmiş gibi...

Çocuklar...

Ah çocuklar...

Babasının kabrine gidince yaptığı kartopunu kaldırıp, "nene bak babama kartopu atıyorum!" diyen, o muazzam masumiyetle ciğerleri yakan çocuklar...

Hissî mi düşünüyorum?

Ben tarihten, vesikalardan bilmemnelerden öte bakmak istedim bu kutlama mevzuuna.

Şimdi bir güruh çılgınlar gibi eğlence içindeler.

Sözümona yeni yılı kutluyorlar. Tarihi belli olmayan, kendi kültür ve dinlerine ait olmayan, üstelik bir kısım gayri müslümin bile inkar ettiği bir günü trajikomik bir coşkuyla kutluyorlar.

Hikmet ehli bir zat, "Acımak lazım!" buyuruyor. Acıyoruz. Fakat ciğeri soğumamış mazlumlar acıyor mudur? Sanmıyorum.

Bu havai fişeklerin patırtısı, kimbilir savaştan, bombalardan kaçmış kaç yüreği parçalayacak?!

***

Ceddimiz, dedelerimiz sokakda hanımı ile el ele kol kola gezmezlermiş. Edeb kısmı ayrı... Bambaşka bir zâviye... Bir hikmeti de, beyi şehid olmuş olan vardır, bekar olan vardır, evlenmek isteyip evlenemeyen vardır da görünce mahzun olur diye... İnceliğe bakar mısınız?

Nasıl dedelerden nasıl torunlara...

Not: Fotoğrafdaki şiir üstad Necip Fazıl Kısakürek'in ÇİLE isimli eserinde yeralmaktadır.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

13 Oca '17 16:19

Teşekkür ederim.

CEVAPLA
13 Oca '17 15:30

Misafir

Kaleminize, yüreğinize sağlık..

CEVAPLA
01 Oca '17 21:08

Not: Bu yazıyı gece 00:10 sularında yollamıştım siteye. Sabah da eğlence kulübü saldırısıyla uyandık. Farklı biçimde değerlendirilsin istemem. Allahü teâlâ ölenlerin hepsine merhameti ile muamele eylesin. Yaralılara acil şifalar ihsan eylesin.

CEVAPLA
Bunlar da ilginizi çekebilir..
Siz de Türkiye yazarı olmak ister misiniz?
Kaydol