İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 29710

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8068

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6634

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 4838

Bartın

Bulut Sever

5 / Puan: 4820

İstanbul

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4398

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 3981

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 3696

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2415

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2220

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1866

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1710

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1612

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1410

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1355

Kırıkkale

Ali Turan

16 / Puan: 1039

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

17 / Puan: 1023

Ankara

Lagari Alıntılar

18 / Puan: 1012

İstanbul

Mücahid Cesur

19 / Puan: 941

İstanbul

Ali Osman Rothschild

20 / Puan: 909

Ankara

Reşit Akpınar

22 / Puan: 901

Erzurum

Yamanduruş

21 / Puan: 901

Sakarya

Ahmet Demir

23 / Puan: 878

İstanbul

Müsemma Şahin

24 / Puan: 862

İstanbul

Ahmet Lalbek

25 / Puan: 855

Erzincan

Mesut Toprak

26 / Puan: 846

Ankara
İstanbul

Emre Keleş

28 / Puan: 804

Ankara

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 763

İstanbul

Alpay Gökçe

30 / Puan: 729

İstanbul

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 01 saat 21 dakika kaldı.

Sıla Münir yazdı, 673 kez açıldı, 7 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
6 Oca 17 02:00

Sıla Münir

Puan: 1410

Kitaplar İnsanın Cihetini Belirler

Peyami Safa'nın Yalnızız adlı eserini okurken almış olduğum anektotlar sanki bu günün gençliğine, bu günün beyinlerine hitab eder anlamlar yüklüydü:

"Bu inat nedir bilir misin? Şahsiyetsizliğin yerini alan kör ve karanlık bir benlik duygusudur. İnsanı saadete de, felakete de götürebilir. Önünü görmediği için düzlükle uçurum arasındaki farkı, adımını attıktan sonra anlar."

"Neden kepaze bir azlık sana cesaret veriyor, örnek oluyor da, bütün o binlerce, yüz binlerce evi dolduran sessiz ve temiz insanları düşünmüyorsun."

"Ey bahtsız! Tarihinin hiçbir devrinde kendine bu kadar yabancı, bu kadar hayran ve düşman olmadın. Laboratuarında aradığın, incelediğin, oyduğun, dibine indiğin, sırrını deştiğin her şey arasında yalnız ruhun yok."

"İnsan ya geleneklere karşı koyup açık ve cesur yaşamalı, yahut da inandığı bazı kıymetler varsa, onlar için fedakarlık yapmalı. En çirkin şey ikisine birden sahip çıkan müraîliktir."

Kıymetli muharrir ve mütefekkir Rahim Er beyefendinin "Hayatın Rengi İnsan" adlı eserinden anektotlarla devam ediyorum. Herkesin okuması lazım gelen bir eser... Neden mi? Aslında tüm yolların sevgiden geçtiğini idrak etmemize vesile olan bir eser. Şöyle ki, en azılı islam düşmanlarından bile iyi temennilerle bahseden bir kalemle, gönül eri ile karşı karşıyayız da o bakımdan. Ha, bu sözümüzle, diyalogculuğun o anlaşılamaz (itikadi bakımdan)  hoşgörüsünü kasdettiğimi sanmayın. Anlayanlar anladı zaten.

Eserimize geri dönersek, rahmetli Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in anlatıldığı kısımdan bir paragrafta bugünün aydınlığını/aydınlarını düşünmeye sevkedecek tahlillerde bulunuyor:

"Çok fazla magazinleştiğimizi kabul etmeliyiz.

İnsanlık belki de büyük faziletlerini zor şartlara borçlu. Acaba muma mı daha minnettarız, elektriğe mi? Daktiloya, bilgisayar mı, divit kaleme, mürekkebe mi? Konfor, düşmanımız oldu. Lüks yaşamakla çok para harcanabilir. Düşünce kabiliyeti ayrı, kendini bir mum gibi insanlık için eritmek farklı. Necip Fazıl, ömrü boyunca bir tek kulübenin sahibi bile olamadı. Milyonların gönlündeyse yer etti. Allah'ın rızasına, insanların duası ile kavuşulur."

Aynı eserde, Barış Manço'nun anlatıldığı kısımdan şu anektot da kendi özünden utanan, medeniyet ve uygarlık adına başkalaşmaya çalışıp köklerinden kopanlara ibret olsun:

"İstanbul doğumluyum; Galatasaray Lisesi'nde okudum, Belçika Kraliyet Akademisi'ni bitirdim. Otuz sene Fransızca konuştum. Bu açıdan bakılınca batı kültürü ile yetişmiş bir adam olarak görünüyorum. Anadolu topraklarını ilk olarak 19 yaşındayken gördüm. 55 yıllık hayatımın büyük bir bölümünü yabancı ülkelerde konuşarak ve yaşayarak geçirdim. Ona rağmen hâlâ kendi dilimden, dinimden ve halkımdan kopmadım. Diğer insanlar 15 günlük tura gidince hemen dönüyorlar ve gittikleri ülkenin dili ile konuşuyorlar. Ben dilimi 35 yıldır bozamadım, 15 günde bir insanın dili Türkçe'den kayabiliyorsa o insanın geninde bozukluk vardır."

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
06 Oca 02:14

"Anadolu topraklarını ilk olarak 19 yaşındayken gördüm. 55 yıllık hayatımın büyük bir bölümünü yabancı ülkelerde konuşarak ve yaşayarak geçirdim. Ona rağmen hâlâ kendi dilimden, dinimden ve halkımdan kopmadım"

Bunlar da ilginizi çekebilir..