İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38876

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8863

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7404

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6952

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5725

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5509

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5264

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3477

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2614

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2505

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2038

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1660

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1494

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1399

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1364

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1276

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1266

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Emre Keleş

25 / Puan: 1082

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1074

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 985

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 973

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 12 saat 30 dakika kaldı.

Sıla Müni̇r yazdı, 778 kez açıldı, 7 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
6 Oca 17 02:00

Sıla Müni̇r

Puan: 1660

Ki̇taplar İnsanın Ci̇heti̇ni̇ Beli̇rler

Peyami Safa'nın Yalnızız adlı eserini okurken almış olduğum anektotlar sanki bu günün gençliğine, bu günün beyinlerine hitab eder anlamlar yüklüydü:

"Bu inat nedir bilir misin? Şahsiyetsizliğin yerini alan kör ve karanlık bir benlik duygusudur. İnsanı saadete de, felakete de götürebilir. Önünü görmediği için düzlükle uçurum arasındaki farkı, adımını attıktan sonra anlar."

"Neden kepaze bir azlık sana cesaret veriyor, örnek oluyor da, bütün o binlerce, yüz binlerce evi dolduran sessiz ve temiz insanları düşünmüyorsun."

"Ey bahtsız! Tarihinin hiçbir devrinde kendine bu kadar yabancı, bu kadar hayran ve düşman olmadın. Laboratuarında aradığın, incelediğin, oyduğun, dibine indiğin, sırrını deştiğin her şey arasında yalnız ruhun yok."

"İnsan ya geleneklere karşı koyup açık ve cesur yaşamalı, yahut da inandığı bazı kıymetler varsa, onlar için fedakarlık yapmalı. En çirkin şey ikisine birden sahip çıkan müraîliktir."

Kıymetli muharrir ve mütefekkir Rahim Er beyefendinin "Hayatın Rengi İnsan" adlı eserinden anektotlarla devam ediyorum. Herkesin okuması lazım gelen bir eser... Neden mi? Aslında tüm yolların sevgiden geçtiğini idrak etmemize vesile olan bir eser. Şöyle ki, en azılı islam düşmanlarından bile iyi temennilerle bahseden bir kalemle, gönül eri ile karşı karşıyayız da o bakımdan. Ha, bu sözümüzle, diyalogculuğun o anlaşılamaz (itikadi bakımdan)  hoşgörüsünü kasdettiğimi sanmayın. Anlayanlar anladı zaten.

Eserimize geri dönersek, rahmetli Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in anlatıldığı kısımdan bir paragrafta bugünün aydınlığını/aydınlarını düşünmeye sevkedecek tahlillerde bulunuyor:

"Çok fazla magazinleştiğimizi kabul etmeliyiz.

İnsanlık belki de büyük faziletlerini zor şartlara borçlu. Acaba muma mı daha minnettarız, elektriğe mi? Daktiloya, bilgisayar mı, divit kaleme, mürekkebe mi? Konfor, düşmanımız oldu. Lüks yaşamakla çok para harcanabilir. Düşünce kabiliyeti ayrı, kendini bir mum gibi insanlık için eritmek farklı. Necip Fazıl, ömrü boyunca bir tek kulübenin sahibi bile olamadı. Milyonların gönlündeyse yer etti. Allah'ın rızasına, insanların duası ile kavuşulur."

Aynı eserde, Barış Manço'nun anlatıldığı kısımdan şu anektot da kendi özünden utanan, medeniyet ve uygarlık adına başkalaşmaya çalışıp köklerinden kopanlara ibret olsun:

"İstanbul doğumluyum; Galatasaray Lisesi'nde okudum, Belçika Kraliyet Akademisi'ni bitirdim. Otuz sene Fransızca konuştum. Bu açıdan bakılınca batı kültürü ile yetişmiş bir adam olarak görünüyorum. Anadolu topraklarını ilk olarak 19 yaşındayken gördüm. 55 yıllık hayatımın büyük bir bölümünü yabancı ülkelerde konuşarak ve yaşayarak geçirdim. Ona rağmen hâlâ kendi dilimden, dinimden ve halkımdan kopmadım. Diğer insanlar 15 günlük tura gidince hemen dönüyorlar ve gittikleri ülkenin dili ile konuşuyorlar. Ben dilimi 35 yıldır bozamadım, 15 günde bir insanın dili Türkçe'den kayabiliyorsa o insanın geninde bozukluk vardır."

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
06 Oca 02:14

"Anadolu topraklarını ilk olarak 19 yaşındayken gördüm. 55 yıllık hayatımın büyük bir bölümünü yabancı ülkelerde konuşarak ve yaşayarak geçirdim. Ona rağmen hâlâ kendi dilimden, dinimden ve halkımdan kopmadım"

Bunlar da ilginizi çekebilir..