İyi Yazarlar
İyi Okurlar
Ankara
Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul

Bulut Sever

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul

Aa

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Kırıkkale
Erzurum
İstanbul

Ali̇ Turan

İstanbul

İstanbul
Erzincan
Sakarya
Ankara
Yozgat
İstanbul

Ahmet Demi̇r

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
Ankara
Abdullah Faki̇roğlu yazdı, 647 kez açıldı, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
13 Oca '17 13:00
Hesabı Kapatıyoruz 

“25 Mayıs 1876 tarihli bir notunda zamanın İngiliz Büyükelçisi Henry Eliot İstanbul’da sokaktaki kapıcılardan Boğaz’daki kayıkçılara kadar herkesin ağzında “Kanuni Esasi” kelimesinin bulunduğunu yazar.”(Bedri Gencer, İslamda Modernleşme /605 Eliot günümüz Türkiye’sini görseydi; 141 yıldır bu toplum değişmemiş derdi herhalde.

Tanzimat fermanıyla başlayan Anayasacılık, yasal değişikliklere gidilerek, yönetim biçimlerini değiştirerek Osmanlı Devletinin yıkılmasını engellemeyi Türkiye Cumhuriyeti dönemiyle birlikte de Osmanlı Devletinden kendini soyutlayarak varlığını sürdürmeyi amaçlıyordu.

3ca6c269d54bcf4e13f91b9ecb5cd3961484290206

Darbe bildirilerinin olmazsa olmazı, yeni bir anayasa yapılacağı ve batıyla ilişkilerin devam edeceğiydi. En son 15 Temmuzda yaşadığımız bu açıklamaların darbecilere getirisi, Batı Dünyasının darbecilere karşı şefkatli olmasının nedeni buydu.

Mecliste görüşülen anayasa değişikliğiyle anayasacı anlayışın devam ettiği söylenebilir. Fakat bu sefer zihniyet ve yol açacağı sonuçlar diğer örneklerden farklı. Tanzimat fermanından bu yana ilk defa, Batı Blokunun istemediği/ yapılmaması için uğraştığı, bir değişiklik gerçekleşecek.

Peki, bu anayasa değişikliği gerçekleştiği takdirde Türkiye bütün sorunlarından kurtulmuş mu olacak? PKK, DEAŞ, FETÖ, DHKPC terör örgütleri birden bire yok mu olacak? Dolar gerçekten 3 liranın altına inip, birden bire acayip zengin mi olacağız? Cevap hayır. Hatta büyük ihtimalle tam tersi yaşanacak. Terör örgütleri daha da sert şekilde saldıracaklar. Bu sözcüleri aracılığıyla meclis kürsüsünden söylendiği halde, değişiklikte bu denli ısrarcı olunmasının sebeplerini doğru tahlil etmek gerekiyor.

Türkiye’nin (Osmanlı Devletinin ) Avrupa Uluslar Topluluğu’na kabul edilmesi ve devletin bağımsızlığıyla toprak bütünlüğünü Avrupa Devletlerinin ortak güvencesi altına alınması “kazandığı” Kırım Savaşı ve sonrasında yapılan Paris Barış Antlaşmasıyladır. (Oral Sender, Siyasi Tarih/309 ) 1856 yılındaki bu savaşın, Osmanlı Devletinin dış borç aldığı ilk tarih olduğunu, antlaşmayla, Osmanlı Devletinin bir toprak kazanmadığını, artık Avrupa Topluluğun himayesine girdiği, Eflak ve Boğdan’ın Osmanlı’dan koparıldığını hatırlatmakta fayda var. Bedri Gencer’in ifadesiyle; “geleneksel anayasayı altüst eden ve gelenekle modernliği uzlaştıran bir anayasa arayışını başlatan Islahat Fermanı”da Paris Barış Anlaşması sırasında açıklanmıştır.

Bugün sistem değişikliğine karşı çıkanların ekonomik kriz, iç savaş, toprak bütünlüğünün kaybedilmesi ile tehdit etmesi 161 yıl önceki gelişmeleri akla getirmektedir. Batı Bloku verilmek istenen mesajı almış ve temsilcileri aracılığıyla tehditlere başlamıştır. BM Nezdinde çalışmalar yapmakla övünen CHP’li bir milletvekilinin Meclis kürsüsünden “emperyalistler istedi sizde bu değişikliği yapıyorsunuz” demesi sizi aldatmasın. CHP Kendisine verilen vazifeyi ifa etmektedir. Ayrıca bilmektedir ki Türkiye bu değişiklik ve sonrasında yapacaklarıyla amacına ulaşır, artık Avrupa Uluslar Topluluğunun bir üyesi olarak görülmez ve bağımsızlığını sürdürmek için Batı Blokunun himayesine ihtiyaç duymadığını gösterirse bu CHP’nin son kullanma tarihinin geldiğini de gösterecektir. CHP’nin her zamankinden daha fazla hırçınlaşmasının sebebi budur.

Bunu başarabilecek miyiz? Zaman gösterecek. Sadece Anayasa değişikliğinin gerçekleşmesi yetmeyecek. İçte ve dışta yapmamız gereken çok iş var. Bu fırsatı heba etme hakkımız yok.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Bunlar da ilginizi çekebilir..
Siz de Türkiye yazarı olmak ister misiniz?
Kaydol