İyi Yazarlar
İyi Okurlar
Ankara
Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul

Bulut Sever

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul

Aa

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Kırıkkale
Erzurum
İstanbul

Ali̇ Turan

İstanbul

İstanbul
Erzincan
Sakarya
Ankara
Yozgat
İstanbul

Ahmet Demi̇r

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
Ankara
Payi̇taht İstanbul yazdı, 33 kez açıldı, 2 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
21 Oca '17 21:00
Durun Kalabalıklar Bu Cadde Çıkmaz Sokak!

Yaşadığımız Modern çağın en popüler söylemi, eylemi, krizi veyahut problemi nedir sizce?

1) Hadisi Şerifleri, bilgi kaynağı olarak görmeyen İslam Modernistleri mi?

2) Müslümanları çok rahat bir şekilde Tekfir eden, tekfirci Selefilik mi?

3) Bid’at Mezhebini ümmeti Muhammed’e dayatan Şii’lik mi?

4) Kul olarak yaratıldığı halde özgürlüğü mutlaklaştıran, Batı’nın İslam âlemini sömürmek için kullandığı çok amaçlı Demokrasi adlı sömürge sistemini, bilerek veya bilmeyerek benimseyen demokrat Müslümanların garip çabaları mı?

5) Her hangi bir ırk veya milleti, yaptığı güzel işlerden hareketle, İslam dini ile eşitleyen çarpık zihniyet mi?

6) Kimi tarikat ve Cemaatlerin, kendi çizgisine ve meşrebine uymayan kişi veya kurumları, “Ehli Sünnet” dairesinin dışına atan tekelci refleksi mi?

Tehlike dereceleri birbirinden farklı olan bu hareket ve yapıların açmış olduğu arızalara bulaşan Müslümanlar, soluğu hangi mecralarda alıyorlar sizce?

Evet, öyle yâda böyle kendi evlatlarımızın aklını çelen kimi çizgiler ve yollar veyahut ara sıra Error / hata veren Kimi tarikat ve Cemaatler, Müslümanların kahir ekseriyetinin üzerinde bulunduğu, istikametini belirlediği “Ehl-i Sünnet Vel Cemaatin” varlık zeminine ve dokusuna zarar veriyor!

Yukarıda sıraladığımız maddeleri biraz açarsak eğer:

1. Maddede adını zikrettiğimiz “İslam Modernistleri’nin” Hadisi şeriflere olan alerji ve inkârlarının başlıca sebebi: Modern değerler ve kabuller ile çatışma arz eden ve Allah’ın emri ile Hz. Peygamber a.s) tarafından sınırları çizilen İslam dininin, aklı ve nefsi mutlaklaştıran bu kesime artık dar gelmesiydi…

İslam Modernistleri’nin, tarihte “Bid’at bir mezhep” olarak ortaya çıkmış olan “Mutezile” ile hiçbir alakaları kalmamıştır!

Mutezilenin yanlışta olsa bir “usulü ve metodu” vardı. Aklı vahye karşı önceleseler de mutlaklaştırmadılar! Hadisi şerifleri ayıklasalar da, bilgi kaynağı olarak reddetmediler!

2. Ayeti Kerimeleri ve Hadisi Şerifleri Müslümanlara karşı bir silah olarak kullanan bu söylem, ya Müslümanların kanını döküyor yâda ümmetin birliğini bozuyor!

3. Şii’lik dendiğinde artık aklımıza, fikrimize ve kalbimize şu kavramlar üşüşüyor maalesef: İhanet… Takiyye… Kâfirlerin değil Müslümanların kanını akıtan zalim bir mezhep… Tarih boyunca ümmeti Muhammed’e ayak bağı olmuş heretik / sapkın bir hareket...

1979 yılında yapılan “mezhep” devrimini, “İslam” devrimi diye bize pazarlayan sadece iran değildi.

Hristiyan Batı dünyasının oluşturmuş olduğu algı ve yaptığı haberler de, İran’ın bir islam devleti ilan ettiği yanılgısını muhkemleştirdi.

İstisnalar olsada genel olarak Şii’ler zayıf olduklarında ümmetçi, güçlü olduklarında safevidirler!

4. Hristiyan Batı dünyasının islam topraklarını işgal etmek ve sömürmek için kullandığı en iyi silahlardan bir tanesi de “Demokrasi” silahıdır...

Başta Afganistan ve Irak olmak üzere bir çok islam beldesi bu silah bahanesi ile işgal edildi.

Bu ve birçok sebepten ötürü Hiçbir Müslüman bile isteye demokrat ol(a)maz.

Bununla birlikte demokratik yöntemlerle iş başına gelen Müslümanları tekfir eden, hatta hızını alamayıp onlara oy atan Müslümanları şirk ile damgalamak , dangalaklıktır!

Kimi selefi ve tekfirci grupların, firavun ve benzerleri için kullanılan “tağut” kavramını, ısrarla demokratik seçimlerle iş başına gelmiş Müslümanlar için tedavüle sokakları, sadece cahillik değil ayni zamanda cinayettir!

5. Evet, hiç bir ırk, kavim veya ülke, İslam dini ile eşitlenemez. “Türk İslam’ı, Arap İslam’ı, Kürt İslam’ı” gibi kavramlar, şu anki hali ile ümmetin birliğine zarar vermekten başka bir şey yapmaz.

Osmanlı Devletinde olduğu gibi islam dinini temsiliyet, savunma, yaşama gibi hususlarda zirve olabilecek seviyeye geldiğimizde ise biz değil ama düşmanlarımız bizi tanımlarken Müslüman kelimesi yerine kullanacağı “Türkler” “Kürtler” veyahut “Araplar” tanımı, ismi zikredilen milletlerin İslam’a yaptığı hizmetin bir nişanesi hükmünde olacaktır.

6. Son olarak bazı cemaat veya tarikat mensubu kimselerin kendi “meşrep ve çizgilerine” uymayan bir söylem ile karşılaştıklarında, muhataplarını itibarsızlaştırmak adına onları “Ehli Sünnet vel Cemaat” dairesi dışına itmeleri, mensup oldukları yapıya taassup derecelerini ve hakikati kendi tekellerine bilerek veya bilmeyerek almaları, oldukça ibretli bir hadisedir...

Modern çağın bu baş döndürücü atmosferinde, birbirinden farklı ve tehlikeli onca bidat grup ve hizip arasında, rotasını “ Ehli Sünnet vel Cemaat” üzerine sabitleyip, istikametini bozmayanlara ne mutlu...

(Not: Yazının başlığı merhum Necip Fazıl kısakürek’in “Destan” adlı 1947 yılında yayınladığı şiirinden alındı. Allah tekrardan merhuma merhameti ile muamele buyursun inşallah)

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

26 Oca '17 03:49

Misafir

AKLI,nesli,malı,nefsi dini muhafaza. Çalışalım kardaşlar.

CEVAPLA
Bunlar da ilginizi çekebilir..
Siz de Türkiye yazarı olmak ister misiniz?
Kaydol