İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38811

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8839

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6931

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5713

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5507

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5256

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3476

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2609

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2504

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2037

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1658

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1488

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1397

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1363

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1275

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1079

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1073

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 984

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 10 saat 38 dakika kaldı.

Ti̇mur Ti̇murlenk yazdı, 1272 kez açıldı, 32 misafir olmak üzere 34 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
22 Oca 17 10:00
Almanya'nın Savaşı

cdd9c364b6a3604369f25b3b775914231485043966

Benim için Avrupa halkları içerisinde Cermenlerin yani Almanların yeri başkadır.Tam olarak hayranlık diyemesem de bir sempatim var Almanlara. Biz Türklerin,genel olarak da temeli en azından 19. yüzyıla dayanan bir Alman hayranlığı vardır. Aydınlarımız (daha çok Jön Türkler) Almanya’nın yükselişine şahit olmuşlar ve özellikle 1870-1871 Sedan Savaşı’nda Fransa’yı, imparatorunu esir alacak biçimde küçük düşürücü bir yenilgiye uğratarak, Kara Avrupası’nın en büyük gücü oluşunu hayranlıkla seyretmişlerdir.

Almanlar, bizim tarihimizde ve pek tabii Avrupa tarihinde çok büyük etkiler yaratmıştır. 16. ve 17. yüzyılda Habsburgların veraset yoluyla Kara Avrupası’nı ele geçirmeye çalıştığı dönemde de 19. Yüzyıl sonlarında bir süper güç olarak ortaya çıkıp sömürgeler sistemini sarstığında da, Avrupa ve Dünya tarihini değiştirmişlerdir.

Peki 19. yüzyılda Napolyon Savaşları’ndan sonra adeta ezilen ve Büyük Friedrich Prusyasından da daha güçsüz bir duruma düşen Prusya’yı, süper güç Almanya yapan şey neydi ? İmparatorluğun ellerinden kayıp gittiğini gören Osmanlı aydınının da sorduğu bu sorunun birçok cevabı var elbette, ama bence bunun altında yatan en büyük neden bir askeri devrimdi. 1860’lardan itibaren savaşa etki eden birçok faktör ortaya çıkıyor ve savaşın boyutları, kapsamı tamamen değişiyor. Özellikle Amerikan İç Savaşı’nda 2-3 milyon askerin cepheye sürülmesi ve bu askerlerin ikmal ve iaşesinin sağlanacağı bir ulaşım sisteminin, muhaberatın, bunu sağlayacak tekniğin vs, imparatorluklar çağının savaşlarına göre çok daha fazla komplike bir yapı oluşturarak muharebeye etki etmesi, bunu gözler önüne sermiştir.

Bu askeri değişimi gören ve Prusya ordusunu buna göre dizayn eden bir asker: Helmuth Karl Bernhard von Moltke. Tam 31 yıl Prusya ordusunun genelkurmay başkanlığını yapmış bir askeri deha. O, Carl von Clausewitz etkisinde kalarak savaşların kapsamının ve niteliğinin değiştiğini görmüş, Savaş Akademisi’ni buna göre düzenlemiş, buradan çıkan parlak subaylarla gelecekte patlak verecek olan ‘topyekün savaş’ların nasıl idare edileceği üzerine yıllar süren çalışmalar yapmıştır. Aynı şekilde Prusya ordusu içerisinde, demiryollarının düzenlenmesi ve savaş zamanı iaşe ve ikmalin düzenli ve hızlı bir şekilde yapılması için, bir birim oluşturmuştur.

Moltke’nin askeri devriminin, sonuçlarının alındığı ilk savaş: 1866, Sadowa Savaşı’dır. O dönemde siyasi birliği sağlayamamış ‘Kuzey’de, Almanca konuşan halklardan oluşan birçok Alman devleti vardı; Hannover, Saksonya gibi Alman devletleri, bu savaşta Avusturya’yı desteklemişti ancak Bismarck’ın(Büyük Almanya’yı yaratan asıl büyük siyasi dehadır) muhteşem diplomasisi bu savaşa diğer güçlü devletlerin müdahalesini engellemiştir. Prusya’nın nüfusu düşmanlarının nüfusundan az olsa da asker toplama sistemleri ve bunları cepheye sürme olanakları çok daha gelişmişti. Üç farklı orduyu zorlu coğrafi şartlar altında cepheye sürerek Bohemya’da birleştiren Moltke, Sadova’da Avusturyalılara acı bir yenilgi tattırmıştır ve Viyana, Almanya üzerindeki tüm çıkarlarından vazgeçmek zorunda kalmıştır.

Almanya’nın savaşı elbette burada bitmiyor, bu büyük mücadeleyi burada kaleme almak da zaten mümkün değil. Sedan’dan sonra giderek yükselen bu güç 1914’e gelindiğinde Fransa’nın 6 milyar dolarlık GSMH’sine karşılık 14 milyar dolarlık milli değere sahip olan bir ‘Great Power’ olmuştu. 1918’de aldığı büyük yenilgiden sonra bile, ‘bu iş burada bitmedi’ diyebilecek bir güçtü Almanya.

Helmuth von Moltke’den bahsetmişken onun Türkiye’ye dair izlenimlerine de değinmemek olmaz. 1835-1839 arasında Türkiye’de askeri öğretmen olarak görev yapan Moltke’nin burada yaşadıkları ve tespitleri çok mühimdir: Türkiye'de, bir Hristiyandan gelmişse en ufak hediye bile şüphe çeker... Rusya'da yabancılardan nefret edilmiş olabilir; Türkiye'de ise iğrenilir. Bir Türk, Avrupalıların bilim, hüner, servet, cüret ve kuvvette kendi ulusundan üstün olduğunu tereddütsüz kabul eder; fakat bir Frenk'in bundan dolayı kendini bir Müslümanla bir tutabileceği hiç aklına gelmez… Albaylar bize önlerinde yer verdiler, subaylar da oldukça nazikti; fakat alelade kimseler bize kollarını uzatmazlardı; kadınlar ve çocuklar ise zaman zaman bizi lanetle takip ettiler. Asker itaat etti, fakat selamlamadı."

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..