İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 35074

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8221

İstanbul

Sezer Emlik

3 / Puan: 7227

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7032

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 6035

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5036

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4934

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4497

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2958

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2457

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2176

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1797

İstanbul

Ali Osman Rothschild

13 / Puan: 1690

Ankara

Salieri Alt Tire

14 / Puan: 1636

İstanbul

Sıla Münir

15 / Puan: 1467

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1385

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1245

İstanbul

Reşit Akpınar

18 / Puan: 1153

Erzurum

Ali Turan

19 / Puan: 1151

İstanbul
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

21 / Puan: 1038

Ankara

Yamanduruş

22 / Puan: 1027

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1003

Erzincan

Mücahid Cesur

24 / Puan: 951

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 934

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 914

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 902

Yozgat

Müsemma Şahin

28 / Puan: 888

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 880

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 859

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 01 saat 44 dakika kaldı.

Faruk Aslan yazdı, 489 kez açıldı, 5 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi, 5 yorum yapıldı.
31 Oca 17 06:00

Faruk Aslan

Puan: 106

Sabahattin Ali Bey

***Öncelikle belirtmek isterim ki bu yazı derinlemesine bir araştırma sonucu olmayıp sadece duygusal bir şekilde yazarın okuduğum birkaç kitabına dayanarak yazılacaktır.

Hiç tanımadığınız bir insanla insanla karşılaştığınız zaman genellikle bir sohbet kıtlığı hasıl olur. Dünya üzerinde konuşulabilecek o kadar şey varken kelimeler çıkmaz ağzınızdan ama sonra sanki bir bebeğin doğumunu gibi bir söz çıkar yuvasından o öyle bir sözdür ki sadece sende bulunur sanırsın hiç kimse anlamaz sanırsın  bir anda o sözlerin başkasının ağzından döküldüğünü duyunca tarifi zor bir mutluluk kaplar yüreğini artık o kişinin söylediği her sözde kendinden bir şeyler ararsın.İşte benim de aynen böyle böyle oldu S. Ali Bey ile tanışmam.Kendisi ve kitapları hakkında kulak aşinalığım mevcuttu.Fakat popüler kültürün, eserlerini ve yazarı kendisi potasına aldığını, artık bir edebi eser niteliğinden çıktığı düşüncesi beni daha erken tanışmaktan alıkoymuştu. Sonra  ''Onların beni anlamalarına imkan yoktu. İzahat vermeye de asla mecbur değildim.'' cümlesi adeta bizim S. Ali Bey ile merhabalaşmamız oldu.

Mutlaka bu cümlenin sahibini bulmalıydım,tanımalıydım. (Bir cümle nasıl bu kadar etkilemiş seni, kesin abartıyorsun diyebilirsiniz evet biraz abartıyorum lakin edebiyat mübalağa sanatını da barındırmaz mı?) Hemen Kuyucaklı Yusuf'u ardından Kürk Mantolu Madonna'yı ve İçimizdeki Şeytan romanlarını sindirdim ve ruhumun gerekli hücrelerine depo ettim. Açıkçası romanların olay örgüsü beni o kadar etkilememişti.Fakat karakterlerin iç mülahazaları ne olay örgüsünü ne de başka bir şeye ihtiyaç bırakmıyordu. Sanki S. Ali insanların olaylar karşısındaki tepkilerini incelemek üzere onların beyinlerine giriyor.Karar anına kadar geçen tüm aşamaları iyi ve ya kötü huylu ayırt etmeksizin inceleyen bir bilim insanı gibi hareket ediyordu.Kişinin kendine bile itiraf edemediği, en aşşağılık varlıkların özelliklerinin dahi her insanda bir miktarda olsa bulunabileceğini ispat ediyordu. En önemlisi ise sana seni sorgulatıyordu. Hem de tek bir karakterde olmuyordu bu sorgulama.Yeri geliyor Raif Efendi oluyor ya da Maria Puder olurken yeri geliyor ''kendiniz'' oluyordunuz. Öyle tahlilleri öyle edebi bir dil ile yazıya döküyordu ki şaşırmak bir yana mutlu oluyordum. Çünkü böyle tahlilleri kendimde yapmayı çok seviyordum birazda kibrimle hareket ederek ''her insan yapamaz'' diyor gururlanıyordum. Şimdi ise aradan 60 -70 yıl geçmesine rağmen halen tazeliğini koruyan kitapların yazarı ile aynı mülahazaları paylaşmak müthiş bir duyguydu.

Sanki her karakteri bir bütüne giden parçalardı. Tüm karakterler bir bireyi oluşturuyor kimisi bireyin iyi yönlerini ve ya açığa çıkarmakla gururlandığı yönleri kimisi de kötü,kötüleşmiş ve ya gizli kalan ihtirasların acı yüzünü temsil ediyordu.Her yazar kendi döneminin özelliklerini de mutlaka kitaplarına yansıtır. S. Ali Bey de kendi döneminin sorunlarına çok farklı açılardan bakmış yanlış batılılaşmanın üzerinde durduğu kadar körü körüne batıl inançlara bağlılığın ve yozlaşmanın nasıl tahribatlara sebep olduğunu da yine edebi bir dille konu edinmiştir.

Yeni Dünya kitabında dediği gibi''Dünyada kendisi için hiçbir şeyi olmayan bir insanın bile başkalarına yardım edecek bir şeyi vardır. Hiç olmazsa bir tek sözü.''O gerisinde insanlara yardım edecek bir çok söz bırakmıştı...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
31 Oca 13:29

cevabi yazınız için Teşekkür ediyorum. belki okumuşsunuzdur ama muhabbet olsun diye söylemiş olayım: cahit zarifoğlu: romanlar adlı eseri keyf alacağınızı umuyorum yada ibrahim paşalı: istanbul kriterleri ve öğle uykusu kitapları. gayet güzel eserler

31 Oca 13:08

Söyledikleriniz doğru olabilir.Lakin tarihimiz bu gibi vakalarla akılda soru işareti bırakacak bulanık hadiselerle doludur.Şahsımca yazılarını beğendiğim doğru bulduğum bir yazarın yaşantısı da o derece doğru olmak zorunda değildir.Teşekkürler.

Bunlar da ilginizi çekebilir..