İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 31704

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8138

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6809

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 5595

Bartın

Bulut Sever

5 / Puan: 4883

İstanbul

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4830

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4313

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4004

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2507

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2305

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1895

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1739

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1621

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1426

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1361

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1093

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1085

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

18 / Puan: 1026

Ankara

Reşit Akpınar

19 / Puan: 980

Erzurum

Ali Osman Rothschild

20 / Puan: 945

Ankara

Mücahid Cesur

21 / Puan: 942

İstanbul

Yamanduruş

22 / Puan: 941

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 900

Erzincan

Ahmet Demir

24 / Puan: 895

İstanbul

Müsemma Şahin

25 / Puan: 876

İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 870

Ankara
İstanbul

Mesut Toprak

28 / Puan: 850

Ankara

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 792

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 757

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 24 dakika kaldı.

Osman Batur Akbulut yazdı, 1309 kez açıldı, 16 misafir olmak üzere 19 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
13 Şub 17 14:00
Evet Nerede Kalmıştık?
50c451fe84004bab090213f7dd5bf97b1486972832

50c451fe84004bab090213f7dd5bf97b1486972832

Türkiye şuan 2007 yılında aslında. Kendimizi kandırmayalım, şundan dört-beş yıl öncesine kadar pek çok Ak partilinin de "kazanımlar" olarak nitelediği kadrolaşmanın aslında Fetö'nün yapılanması olduğunu bilmeyen-duymayan kalmadığına göre işi tez elden halletmek gerekiyor. Bu referanduma devletin işlerliğini kazanması ve yeniden yapılandırılması için gidiyoruz. Kaybedecek vakit olmadığı için küçük bürokratik makamlarca değil yüksek makamlarca idare edilecek bir sisteme ihtiyaç olduğu açık. Boşalan on binlerce kadroyu dolduracak ne ekibe ne de zamana sahip Ak parti.

Daha açık olalım; 2007'den bugüne kadar Fetöcülere ergenekoncuları veya kemalist bir takım zevatı birbirine kırdırdık. Bazı aklı evvel solcular bunu Ak parti-Ulusalcı kavgası olarak gördü fakat kabak gibi ortada olanı görememek malumunuz bir solcu meziyetidir, unutmamak lazım, sonra da Fetöcüleri alaşağı ettik ve ediyoruz.

Çözüm sürecinde silah bıraksın diye elimizi uzattığımız ki sanıyorum Arap baharının kokusunu alan devletin bunun doğal sonucu Suriye'nin istikrarsızlaşmasından doğacak PKK menşeli Kürt devletinin önünü almak için hızlandırdığı bir süreçti, Kürtçüler iştahla elimizi ısırdı. Gene bizim üstün zekalı solcularımız karşımızda kim varsa ondan yana olmak olarak tanımlanabilecek müthiş stratejileri gereği Kürtçülere sarıldılar. Fakat bu da ellerinde patladı zira HDP için kendi partilerine oy vermemeyi ve bunu ilan etmeyi göze alsalar bile Kürtçüler, böyle sosyal demokrat ayaklara gelmeyecek kadar silahını seven tiplerdi. Nihayetinde bir takım solcunun "en azından sivilleri hedef alan saldırılar yapmayın" diyecek kadar alçaldığına tanık olduk.

Doğrusu solcular öldürülen asker ve polisleri Amerikacı liberallikleri ile bağdaştırarak batıya açıklayabiliyorlardı fakat çoluk çocuğu öldürüp hesap vermemenin ancak Washington'da yaşayan tanrılarına ait bir sapıklık olduğunu bilecek kadar aklı başında idiler. Sonuç olarak PKK öyle hırçınca davrandı ki Suriye'de kendisine yardım eden ABD'nin Türkiye'deki kuklalarıyla vakit kaybetmeme kararına varmış olmalıydı.

Solcular PKK'dan bu tokadı yiyince ne oldular dersiniz; tabi ki sıfır kilometre kemalist! Elbette İzmir Marşı'yla kendini tatmin eden en avam CHP'liyi karşımıza hedef diye dikmemeliyiz. Solcuları iyi anlamalıyız. Ne yaparlarsa yapsınlar yıkamadıkları, bütün düşmanlarıyla ittifak etseler dahi bir türlü indiremedikleri sağ iktidarın halk desteğince en güçlü fakat iktidar erklerince en zayıf anında olduğunu gördüklerinden amansızca saldırmayı ihmal etmiyorlar.

Güzide bir adalet bakanının yirmi küsur sene evvel binlerce hakim ve savcıyı solculardan atayıp bir de bunu "tabi kendi adamlarımı atadım sağcılardan mı atayacaktım" diye ilan ettiği günlerde bir tane solcunun çıkıp "bi' dakka ya bu güçler ayrılığına aykırıdır" dediğini hatırlamıyorum. "Böyle bir yetkiyi Mustafa Kemal istese hayır derim" edebiyatı yaptıkları bu günlerde de bizi daha sütten yeni kesilmiş bir kuzu, yumurtadan yeni çıkmış bir civciv sanmalarına ise hiç hayret etmemekteyim. Asıl hayret ettiğim bizim cenahtan insanların Montesquieu'ye dönüşmesidir ya neyse.

Bu zevat karşıdakinin zekasını aşağıladıkça kendini zeki zannetme hastalığından muzdariptir. Bana sorarsanız bizim asıl ihtiyacımız anayasanın değiştiği kadar solcuların  da değişmesidir. İran'la Türkiye karşı karşıya gelse İran'dan yana olurum diyen, sıkı yönetim bölgelerinde terör raporu hazırlayıp PKK'dan hiç bahsetmeyen terör kelimesini ise sadece bir cümle, onu da devleti suçlamak için kullanan, her meselede bir alternatif değil ancak karşıtlık üreten bu solculuktan bıkmış usanmış durumdayız.

Ancak şeytanlaştırarak, aşağılayıcı lakaplar uydurup her bulduğu fırsatta hakaret ederek, örneğin yapılan saha çalışmalarının sonucunda ortaya çıktığı üzere bu referandumda bütün anayasanın değişeceğini sanacak kadar körü körüne, bilmeksizin, sonuna kadar sorumsuz ve aykırı muhalefet anlayışından bunaldık. Kutuplaşmadan muzdarip olduğunu söyleyip sürekli küfrettiği insanların adil olmasını isteyen solculuk artık değişmeye mahkumdur. Zaten bozguncular çağında yaşıyoruz, bu yüzden solcuların niye "hayır" dediğini duymaya ihtiyacımız yok diye düşünüyorum. Niye "evet" dediğimizi bilmeye ihtiyacımız var.

Şahsımca en önemli "evet" deme sebeplerimden biridir yukarıda bahsettiğim. Bu tutumdan vazgeçmek zorunda olduklarını yüzlerine vurmanın yolu "evet"ten geçmektedir. Fakat asıl sebep bu referandumu bir kapıdan geçmek gibi görmem çünkü geçilecek daha çok kapı var. Hani meşhur bir söz vardır ya darbeler ülkeleri on yıl geriye götürür diye işte tam da onun gibi, şuan 2007 yılındayız. Teğet geçmesini umduğumuz bir ekonomik kriz ortamının arifesinde, devletin hızlı çalışması için karar alma mekanizmalarını yeniden yapılandıracağı bir formata ihtiyacımız var.

Batılı normların peşinden giderek devleti batı çarkından kurtarmak belki bin yıl sürecekti. Sert ve zorlu fakat kısa bir sürede, az zamanda büyük işler başardık. Evet, biz başardık, 15 temmuz'da vatanın kıymetli bir arsadan fazla ve başka anlamlar ifade ettiğini bilenler, bizim irademizi batılı efendilerine sunmak isteyenleri tek kurşun atmadan ilmek ilmek çözdüğümüz gün başardık en son. Doğrusu gerilediğimizi kabul ettiğimiz an bir şey çarpacak yüzümüze, vaktimiz düşündüğümüzden de dardır. Bizim hile hurda ile yerleştirecek, kayıracak hakim, savcı ve benzerimiz de yoktur. O hâlde ivedilikle ve istikrarla çalışan bir devlete ihtiyaç var.

Şu şekilde, daha samimi ifade edeyim "evet" deyişimi. Çünkü Türkiye kemalistlere bırakılamayacak kadar mukaddestir. Çünkü Türkiye yalnız üzerinde yaşayanların bel bağladığı bir ülke değildir. Çünkü Türkiye kan dökmek pahasına insanlarının geleceği ipotek altına alınmak istenip de bir türlü alınamayan yegâne Müslüman ülkesidir. Çünkü Türkiye kendisine, dini ve hürriyeti pahasına yaşama hakkı tanıyan batılılardan hesap sormak için yanıp tutuşanların ülkesidir. Türkiye, daha güçlü vurmak için geriye atılmış bir adımdır. Solcular ne bilsin...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..