İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38846

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8854

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6943

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5721

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5508

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5262

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3477

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2613

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2505

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2037

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1660

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1491

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1399

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1364

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1276

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1081

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1074

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 985

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 04 saat 36 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 341 kez açıldı, 15 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
4 Nis 15 16:00

Bulut Sever

Puan: 5508

Eti̇ketli̇ Masumi̇yet

Bizim milletimiz kahramanları sever. Tarihimiz olağanüstü hallerin zuhur ettiği insanlarla ve olaylarla doludur. Bunların kimi gerçektir kimi de safsata. Fakat sevmiştir insanlar bunları; kendilerinde olmayan hallerin başkalarında hâsıl olması ayrı bir keyif ve müthiş bir şeyin parçası olma hissi verir insanlara.

Meslekler için de durum pek farklı değildir. Birçok meslek mensupları için, “hata işlemez, kusur sadır olmaz, mukaddes bir görev icra etmektedir vb.” etiketler yapıştırmayı sever insanımız.

Hep bir kutsiyet atfetme çabalarıdır bunlar. Geçmişten günümüze toplumun her bir kesimine o kadar sirayet etmiştir ki bu kutsiyet atfetme hali, az-çok hepimiz de vardır bu.

***

Öğretmenler ve öğretmenlik mesleği kutsaldır denir insanlarca. Herkes yapamaz onun yaptığını. Muhakkak insanların anlayamayacağı hususiyetleri vardır. Bir çocuk, “eti senin kemiği benim…”dir diye emanet edilir onlara.

Doktorlar keza… Birçoğu hasta azarlamayı ve hastayı konuşturmamayı ne yazık ki çok sever. Hasta, doktorun işini kolaylaştırmak adına derdini anlatmak ister fakat ne haddinedir doktora akıl vermek... O bildiğini okur, hasta yediği azarla kalakalır.

Cami hocaları da gayrı değildir bundan. Kafana bir şey takılır misal; sıkıla sıkıla gidersin yanına, “hocam, bir sorum vardı?” diye sorarsın sorunu. Dik dik bakar sana, kaynak göstererek cevap veremeyeceği için, “bu kadar basit sorularla beni uğraştırma!” bakışı atarak, “sen yap da, nasıl olsa Allah kabul eder!” deyip kendi cehaletini kapamak ister. Fakat hocadır o. Muhakkak bir bildiği vardır. Kutsaldır. Her mecliste köşebaşı onlara layıktır.

Bu yazılanlarda bir genelleme söz konusu değildir tabii ki. Bazı gördüklerim, yaşadıklarım ve bana anlatılanlar sonucu yazılmıştır. İfade edilenler gibi olmayanları hürmetle tenzih ederim.

***

İnsanların seçmiş oldukları meslek ile kendilerine kutsiyet atfetmelerinin hiçbir mantığı yoktur. Geçen günlerde bir terör saldırısıyla şehit olan savcımızdan sonra avukatların, adalet saraylarına girerken aranmaları gerektiği tartışılmaya başlandı ve aranmaya da başlanıyor artık. Yalnız ideolojilerinin esiri olmuş, ideolojilerini hayatlarına ekmek etmiş bir kısım avukatlar için bu hal onur kırıcı bir davranış olarak görülüyor.

Neden?

Adalet cübbesi giyen bir insan birdenbire masum ve masun örtüsüne mi bürünmektedir? Mesleklerin veya bazı meslekleri icra ederken giyilen elbiselerin insanlara “suçtan ve suçlu olabilmekten münezzeh” tutabilme gibi bir özelliği mi vardır?

İnsan olmanın zor bir yanı var; suçlu olmaktan, hata işlemekten müstesna olmamak. Bir seçim yapılarak ya da hasbelkader avukat vb. olmuş bir insanın suç işlememe gibi hususiyeti olamaz ve bundan sebep, suçları işlenmeden önce engellemek ile ilgili düzenlemelerden ayrı tutulmaları da mantıklı ve makul değildir.

Son üzücü olayda görüldüğü üzere 25 TL’ye diktirilebilen bir cübbe ile suç teşkil edecek bir davranışta bulunmak isteyen her insan traşlı bir şekilde, takım elbiseli olarak ve elinde bir çanta ile sallana sallana arzu ettiğini yapabilmekte; bir hanımı eşsiz, iki evladı babasız, bir anne-babayı da evlatsız bırakabilmektedir. Bu kadar basit bir şekilde işledikleri terör cinayetiyle, toplumun hassas noktalarıyla oynayabilmekte ve insanları birbirinden ayrıştırabilmektedirler.

Bakmayın siz otoriterleşiyoruz laflarına; insan canı kıymetlidir. Suçu önlemek ve suçluya toplum vicdanına uygun ceza vererek adaleti sağlamak devletin birinci vazifesidir.

Netice itibariyle yapılacak şey ortada: Ülkemizde karışıklık çıkarmak isteyenlere şahsen ya da fikren destek verenlerin ekmeğine yağ sürülmesine sebep olmamak, devlet dairelerinde terör vb. cinayetlerinin önüne geçebilmek için, mevcut olan güvenlik önlemlerinin kanunlarla yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Yüzde yüz güvenlik dünyanın hiçbir yerinde mümkün değilse de kuvvetli bir caydırıcılığın olması bu gibi saldırıların engellenmesinde önem arz edecektir.

Bu vesileyle, ebediyete intikal eden savcımız Mehmet Selim Kiraz’a Allah rahmetiyle muamele etsin ve ailesine sabırlar ihsan eylesin.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
07 Nis 10:19

Ömer Poyraz

Puan: 7401

Etiket araç değil amaç olursa, maksut da mabud olur. Atanamayan öğretmenler duymasın, aman diyim!

Bunlar da ilginizi çekebilir..