İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 34073

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8194

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6983

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 6832

Bartın

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5615

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5002

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4682

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4329

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2767

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2415

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2040

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1785

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1628

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1451

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1378

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1186

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1131

İstanbul

Reşit Akpınar

18 / Puan: 1103

Erzurum
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

20 / Puan: 1031

Ankara

Yamanduruş

21 / Puan: 1011

Sakarya

Ahmet Lalbek

22 / Puan: 977

Erzincan

Ali Osman Rothschild

23 / Puan: 968

Ankara

Mücahid Cesur

24 / Puan: 947

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 914

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 911

İstanbul

Müsemma Şahin

27 / Puan: 882

İstanbul

Aykut Giray

28 / Puan: 879

Yozgat

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 872

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 856

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 54 dakika kaldı.

Muharrem Morkoç yazdı, 1006 kez açıldı, 40 misafir olmak üzere 41 kişi beğendi, 13 yorum yapıldı.
9 Mar 17 18:00
Her Kuşun Eti Yenmez Beyler!

İslam dünyası yaklaşık 200 yıldır -ve tabii Osmanlı- dış güçlere direnç gösterecek imkân ve kudrete sahipti. Hatta borcun gırtlağa kadar olduğu 19. yüzyılda bile Düvel-i Muazzama statüsü içerisinde yer aldı. Hal böyleyken kudretin artık fitne ve fesat üreten kavimlere karşı direnecek gücü kalmadı. Kıyam gününün bekçileri gün geçtikçe eriyordu. Duygusal olmamaya gayret edeceğim neden ve nasılları başka yazıda dile getireceğim. Nitekim İslam dünyası, kendisini çağın bilimsel gelişmelerine adapte edemediği için mi kısa süre içerisinde dağıldı yoksa batının, ilmi ve bilimi doğudan-İslam’dan- alıp ortalığı Kerbela’ya çevirdiği için mi Hıristiyanlık dünyası karşısında acz içine düşmüştür. Bunun tartışılması dahi yersiz. Bu acz 1850’lerden itibaren yıkıma yüz tutmaya başlamıştır. O tarihten sadece 74 yıl sonra İslam’ın hamisi, koruyucusu adeta babası Osmanlı yıkılmış, İslam sahipsiz kalmış, halkları ve arazileri paylaşılmış, İslam halkları bir daha bir araya gelemeyecek halde mikro devletçiklere bölünmüştür. Şükür ki Cenabı Hakkın da ikramıyla bu topraklar, İslam’ın yurdu kalma azmini sürdü ve sürdürmeye de devam edecektir. Neyi anlatmaya çalışıyorum? İslam âlemi kış ayını yaşıyor. Her yerden saldırıyorlar, her alandan yükleniyorlar. Fakat unuttukları bir şey var: Yok olmaya geliyorlar. Bu millet Devleti'ne et-duvar oldu. Bu yüzden bu milletin her şeyi bilmeye hakkı var. Bu millet her şeyi bilmeli ki arada parazitler üremesin. Millete sırtını dönen Ortadoğu’nun gayrı meşru çocukları artık piyasadan siliniyor. Söz milletin artık!

Sultan Aziz’in şehit edilmesinden, Sultan Hamid’in hal edilmesine kadar hatta hanedanın sürülmesine dahi ses çıkartacak mecali kalmayan bu millet, 15 Temmuzda kan değiştirdi ve kendine geldi adeta. Kılıç kullanmıyorlardı. Zehir kullanmıyorlardı. Akıl ve ilimden başka silahı olmayan batı hegemonyasının fantastik dünyaları ve planları başlarına yıkıldı ve yıkılmaya da devam edecek elbette. “Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.” Bizler anladık ki, Allah zalimlerin yaptıklarından habersiz değildir. Ve yine öğrendik ki bu milletin külüne üflesek iman çıkacak. Bir yandan Fetö, bir yandan PKK, bir yandan Daeş, bir yandan Pyd, bunların arkasında duran haçlı zihniyetiyle savaş içindeyiz. Şüphesiz Cumhurbaşkanımız hamaset göstererek bu milletin adam olacağını ve ferasetli olduğunu dünyaya göstererek kalplerini titretti. Zaten dünya beşten büyüktür demesiyle ortalığı ayağa kaldırmıştı.

“Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Sadece Allah onları, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor .” Bana susma yaz diyorlar, yazdıkça geriliyorum, okudukça yanıyorum, gördükçe de kaçasım geliyor. Yerin altında bir tünel olsa kafamı hiç çıkarasım gelmiyor.

15 Temmuz’daki ruhu gördüm ve bu milletin aslında 200 yıldır uyuduğunu sanki ilahi bir emir almışçasına gök kubbeyi parçalarcasına zalimlere fırsat vermediğini gördüm. Büyüklerin gelenek halini almış bir deyimi vardı hatta eskiler demeyeyim içimize kanserli hücre gibi sızdırılmış ‘aman canım devleti sen mi kurtaracaksın?’ cümlesini o gece gördüm. Sahiden devleti biz kurtardık. Meğersem devletin işiyle, milletin durumuyla hiç ilgilenmemiz gerektiğini yıllarca bize öğrettiler hatta kan kusturdular. Ama gördük ki devlet de bizmişiz, hükümet de millet de. Meclis kürsüsünde ‘önce siz adam olun siz!’ diyen rahmetli Erbakan Hoca, meclisin içindeki asalak vekillere parmak sallayarak devrim yaptı adeta. Hoca'mızın Ruhu şad olsun.

Dünyada İsrail'den sonra en çok Yahudi'nin yaşadığı ülkeyi Amerika veya Avrupa'nın herhangi bir ülkesi sananlar yanılıyordu. En çok Yahudi İRAN’DA yaşamaktaydı. Bunu eskiden saklayan, günümüzde ise bunun dillendirilmesinden rahatsızlık duymayan Yahudiler kurdukları ÜÇGEN hat ile Türkiye’yi ortalarına aldı. Şu sıralar Almanya’da bu kervana dâhil oldu. Yok artık öyle yağma, her kuşun eti yenmez beyler artık! Devriniz bitiyor. Abd çalkalanıyor, İngiltere sinsice komşularıyla didişiyor, Avrupa zaten yaşlandı. Şimdi Çin’i aldılar yanlarına. Çin’le geliyorlar ama yok olmaya geliyorlar.

Hatırlar mısınız veya okudunuz mu? Bilemem ama Cumhuriyetin 10. Yılında İstanbul Devlet Matbaası’nda basılmış “ Nasıldık? Nasıl oldu? “ diye safsatalarla dolu, yalanlarla dolu, kin ve nefret içeren hatta bu milletin zekâsıyla dalga geçen rejimle alakalı neşriyat yayınlandı.

Aleni bir şekilde bu milletin değerlerine saldırmak gibi adet edinen bu rejim artık bitti. Hala oligarşi peşindeler hala sözün kendilerinde olduğunu düşünüyorlar. O günler geride kaldı beyler. “Bu memlekete komünizm gerekiyorsa ve komünizm yararlı bir şeyse onu da biz getiririz, size ne oluyor? “ , “Ulan öküz Anadolulu! Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lâzımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var: Birincisi, çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek, ikincisi, askere çağırdığımızda askere gelmek.” Gibi söylemleri yıllarca bu millete kan kusturmuşçasına söylediler. Harç bitti paydos ziyankâr evlatlar. Foyanız meydana çıktı, yakanız ele geçti bu millet uyandı.

Şimdi hesaplaşma vaktidir. Galiba şafak attı, güneş doğuyor; tahtakuruları nereye?

VES’SELAM…

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..