İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 39278

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 9057

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7442

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6999

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5772

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5523

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5316

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3488

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2628

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2510

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2060

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1824

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1663

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1574

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1509

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1413

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1374

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1292

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1276

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1198

Ankara

Emre Keleş

25 / Puan: 1103

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1085

İstanbul

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1082

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1043

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1021

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 986

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 978

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 06 dakika kaldı.

Mücahi̇t Kılıç yazdı, 436 kez açıldı, 6 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
28 Mar 17 01:00
Yahya Kemal'i̇ Anlamak

Beyatlı, şiirimizin en önemli isimlerinden birisidir. Bu kuşku uyandırmaz bir gerçek. Türk şiiri modern formuna onun şiiriyle adım atmıştır. Sadece şiir mi? Elbette hayır. Beyatlı şair kişiliğinin yanı sıra bürokratik, edebi ve tarihi bilgisiyle geniş bir entellektüel birikime sahiptir. Üsküp'ten İstanbul'a bir sevda seyrine çıkmıştır. Aklıyla, kalemiyle, bilgi ve birikimiyle adeta bir 'Türk portresi' çizmiştir.

Beyatlı, debisi ülkeleri, kıtaları ve dahi tüm cihanı ardına katan bir medeniyet ırmağının suyundan kana kana içmiştir. Adına eski denilen o eli yüzü tozlu koca ihtiyarın ellerini sıkıca tutmuş ve 'Bakın işte burada o koca ihtiyar. Bu koca medeniyet burada!' demiştir. En çok şikayet ettiği konuların başında bu medeniyetin tarihin seyrini değiştirmesine rağmen o büyük tarihi kaleme almaması gelmektedir. Anadolu'ya akın eden Alparslan onun için Türk tarihinin dönüm noktasıdır. 1071 yılı ise büyük Türk medeniyetinin kaynağını İslam'ın berrak sularına karıştırarak insanlık tarihine adaleti, refahı ve medeniyeti yeşerten tohumlarını atması demektir. Medeniyet yalnızca kılıçla yükselen bir mefhum değildir onun için. Medeniyet Bâkî'dir, Itrî'dir, Koca Sinan'dır. Medeniyet şiirdir, musikidir, mimaridir. Türk-İslam medeniyeti bu değerlerle yükselmiş ve cihanşümul bir saadet evine dönüşmüştür. Beyatlı da bu medeniyete hasret ve özlemle göz kırpmaktadır. O, Süleymaniye'nin içinde Türk akıncılarını, Mohaç'ı, Çaldıran'ı, Yavuz'u, Alparslan'ı hissetmekte, kalbi bu medeniyetin bir evladı olmanın heyecanı ile çarpmaktadır. Yahya Kemal'i anlamak dedik. Yahya Kemal'i anlamak nedir peki? Bugün baktığımızda tarihimize ve medeniyetimize ne kadar Beyatlıca bakmaktayız? Süleymaniye bizim için yalnızca taşları çok eskiden dizilmiş bir yapıdan mı ibaret? Ayasofya bir müze mi yalnızca? Ezan-ı Muhammedî, duyduğumuzda sadece müziğin sesini kıstığımız bir name mi? Beyatlı'yı anlamak, Türk-İslam medeniyetinin kaynağından bir yudum su içmek demektir. Şiirleriyle medeniyetimizin sesi olan, ahengi olan, fikri olan büyük üstat Yahya Kemal, İstanbul'a aşık bir münevverdi. Peki İstanbul'u anlayabiliyor muyuz? Taşı toprağı altın  'kanımca Türk ve İslam olan'  bu şehri ne kadar anlıyoruz? Yahut o şehir eski İstanbul mu?

Son zamanlarda tarihe ve Türk medeniyetine bir ilgi söz konusu. Bu sevindiricidir elbette. Ancak bu medeniyeti anlamak, yaşamak ve iliklerimize kadar hissedip yeniden eski ihtişamına kavuşturmak için bir amentümüz olmalı. Bunun başlıca yapı taşı da Türk mefkûresini, Türk tarihini, Türk edebiyatını, Türk sanatını anlamak ve içselleştirmektir. Bize tabir-i caizse yutturulmaya çalışılan uyuşturucu hapları yutmadan tarihimize; sanatımızla, mefkûremizle, mimarimizle, irfanımızla yönelmeliyiz. Hamasi söylemlerle, bilinçsiz bir şekilde sadece tarihe değil, basit bir konuya dahi yönelmek bize boş söylem ve sloganlardan başka bir şey kazandırmayacaktır. Yahya Kemal dizeleriyle tarihimize göz atmadan, Süleymaniye'de, Sultanahmet'te, Selimiye'de, Itrî'nin Nevâ Kâr'ında pişip olgunlaşmadan bulunabilecek bir cevher değil bu medeniyet. Çaldıran'da kalkan tozların yaktığı gözlerdedir medeniyet. Türk akıncılarının tekbirlerinde, Nedîm'in dizelerinde, şarkılarındadır medeniyet. Bugün yapılış amacı sanat için olmayan, hiçbir estetik değer taşımayan Eyfel kulesine bile hayranlıkla bakan Türk genci, yanı başındaki Süleymaniye'ye, Galata'ya, Selimiye'ye neden kör olmaktadır? Beyatlı'yı anlamak bir bakıma gözlerimizin açılması demektir. Gözlerin, kulakların, kalplerin ve fikrin. Türkçe bakmak, Türkçe hissetmek ve Türkçe düşünmek için Türkçenin bu büyük ustasına yalnızca kulaklarımızı değil, aklımızı ve kalbimizi de yöneltmeliyiz.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..