İyi Yazarlar
İyi Okurlar
Ankara
Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul

Bulut Sever

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul

Aa

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Kırıkkale
Erzurum
İstanbul

Ali̇ Turan

İstanbul

İstanbul
Erzincan
Sakarya
Ankara
Yozgat
İstanbul

Ahmet Demi̇r

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
Ankara
Sıla Müni̇r yazdı, 41 kez açıldı, 5 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
30 Nis '17 00:00
Bir Böcük Yeter Anlatmaya Herşeyi

Bazen kendimle konuşur gibi yazmaya koyuluyorum, aniden, yine sosyal mesaj verirken buluyorum kendimi. Halbuki niyetim derdimi anlatıp, paylaşıp rahatlamak.

İnsanoğlu böyle işte...

Kendi derdini unutup, erteleyip, hatta küçümseyip ve horlayıp başkalarınınkine çareler aramaya pek meraklı. Hususen cins-i lâtifler...

Hoş, başkalarının derdini görüp görüp, " Amanııın biz de bu halde olabilirdik, halimize şükredelim!" deyici olmak da var işin içinde.

Bu da birşeydir.

Diyeceğim, fakat..

Başkasının kederini görüp, haline şükretmek biraz ürkütücü biraz da acımasızca geliyor bana.

Hani, bazı Allah dostları buyurmuşlar; "Ya Rabbi! Bu güne kadarki istiğfarlarımdan da istiğfar ederim!"

Ne muazzam değil mi...

Bakın yine aynı şeyi yapıyorum.

Bu kez yakaladım kendimi, kurtuluş yok!

Bu aralar biraz hüzünlü günler geçiriyorum.

İtiraf edeyim, çevremdeki kahkaha sesleri gâh ürkütüyor gâh öfkelendiriyor beni.

Manasız biliyorum.

Boşlukta sallanır gibiyim.

Rüzgar nereye savursa oradayım. Hiç mukavemetsiz... Kararlarım sabit ve katı.

Belki geçici bir delilik, belki buhran başlangıcı.

Hâlbûki bahar beni uçurur..

Ama uzun zaman evvel yere çakılmış da, gövdesinin yere değen kısımlarında otlar yeşillenmiş bir enkaz gibiyim.

Kimi vakitlerde de dostlarımı kahkaha krizine sokacak mahiyette mizah doluyum.

Her ambulans sesi böğrüme hançer gibi saplanıyor. Her fren, her nâra, her gümbürtü bir mızrak tesirinde...

Bazen üstadın dediği, civatası gevşemiş musluk misali, ıvır zıvır herşeye ağlıyor yahut ağlamaklı oluyorum.

Bir yandan da kendime kızıyor ve bu hali yakıştıramıyorum.

Şimdi bunları burada niye anlattığıma bile kızıyorum.

Sonra bu hallerimin müsebbib(ler)i aklıma düşüyor. Veryansın ediyorum.

Beni bu hale iki şey getirdi:

Birincisi; öfke.

İkincisi; sabırsızlık.

Danaburnunu bilir misiniz?

Bitkilerin kökleriyle beslenir.

İlaçlamazsanız, cânım domates, biber ve bilumum zerzavat fidelerinizi, küçük Emrah'ın "boynuuuu bükükklerrrr" şarkısı eşliğinde mahsülsüz kaldırmak mecburiyetine düşersiniz.

İşte öfke de aynen bunu yapar insana.

Köklerinden kemirilen insan da zamanla solar gider. Sigara gibi, içenden ziyade, yanında içilene daha fazla zararı dokunur.

Bilene...

Anlayana...

Kader işte kader!

Yaşaman gerekiyorsa yaşıyorsun!

Bu kadar edebiyat niye?

20d22829c579f01d6268e0274e7686f21493498378

Not: Fotoğrafdaki danaburnu böceedir. :) Renkteki muhteşemliğe bakar mısınız!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

15 Haz '17 09:51

Misafir

Biz danaburnuyla kuş yakalardık... abanoz...

CEVAPLA
Bunlar da ilginizi çekebilir..
Siz de Türkiye yazarı olmak ister misiniz?
Kaydol