İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 26111

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 7910

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6272

İstanbul

Bulut Sever

4 / Puan: 4700

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 3927

İstanbul

Sezer Emlik

6 / Puan: 3499

Bartın

Mustafa Karayel

7 / Puan: 3397

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 3089

İstanbul

Ozan Bilican

9 / Puan: 1987

İstanbul

Aa

10 / Puan: 1660

İstanbul

Detroitli Kızıl

11 / Puan: 1628

İstanbul

Salieri Alt Tire

12 / Puan: 1593

İstanbul

Mustafa Kılıç

13 / Puan: 1462

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1373

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1345

Kırıkkale

Ferit Çaydangeldi

16 / Puan: 1007

Ankara

Ali Turan

17 / Puan: 984

İstanbul

Mücahid Cesur

18 / Puan: 931

İstanbul

Lagari Alıntılar

19 / Puan: 878

İstanbul

Ahmet Demir

20 / Puan: 852

İstanbul

Yamanduruş

21 / Puan: 842

Sakarya

Müsemma Şahin

22 / Puan: 832

İstanbul

Mesut Toprak

23 / Puan: 823

Ankara

Ahmet Lalbek

24 / Puan: 798

Erzincan

Emre Keleş

25 / Puan: 746

Ankara
İstanbul

Muharrem Morkoç

27 / Puan: 742

İstanbul

Alpay Gökçe

28 / Puan: 717

İstanbul

Reşit Akpınar

29 / Puan: 673

Erzurum

Aykut Giray

30 / Puan: 624

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 08 dakika kaldı.

Sıla Münir yazdı, 298 kez açıldı, 3 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
14 Haz 17 13:00

Sıla Münir

Puan: 1373

Başsız Bir Yazı
0530521f54c340adc987a1473a6ce1c91497432728

(Ana başlık atmadım çünkü, dört başlıklı bir hatıra silsilesi ile yazımı toparlamaya çalıştım.)

Allahü teâlâ'ya şükr ve hamd içerisinde hatıralarımı paylaşmaya devam ediyorum.

'Vay arkadaş, ne hatıraymış, yaz yaz bitmedi!' diyorsunuz değil mi?

Ben de bu kadarını tahmin etmiyordum. Sanki ben yazdıkça bir kutu daha açılıyor, hafızam her birini sıra sıra önüme seriyor...

Çocukluk hatıralarını biriktiren ve güzelleşmesine katkıda bulunan en mühim şeylerden biri, iyi komşulardır. Hele meyve bahçeleri, ahır ve kümesleri varsa...

BÜYÜK BAŞIN DERDİ.....

0530521f54c340adc987a1473a6ce1c91497432728

Çocukken komşunun devâsa ahırının devâsa bahçesine giderdik iki üç arkadaş. İçeri girmez, eni yaklaşık iki karış aralık demir parmaklıklı kapıdan bakardık ineklere... Tabi sadece inekler yoktu. Tosunlar, düveler, dana ve buzağılar da vardı. Toplamda on beş ya da on altı büyükbaş hayvan... Onların aralarında efe efe gezen horozlar ve avaneleri de vardı.

Bir keresinde temaşaya fazla kapılıp, başımı o demir kapının parmaklıkları arasına sıkıştırmıştım. O korkuyu hiç unutamam. Başımı çıkarmak için debelenirken, üstüme üstüme gelen irice bir inek, en kallâvî gerilim filmini aratmamıştı. Bereket yalnız değildim de boynuzlanmaktan ucuz kurtulmuştum.

BIZZZT... ÇITT ÇITTTT...

a93d72a91fed58aad06d3253f54949141497432746

Bir komşumuz da ipek böceği yetiştirirdi. Gün gün gidip, böceklerin kozaya durmasını safha safha izlemek ne keyifli olurdu. Tırtılların yaprak kemirme sesleri hâlâ kulaklarımdadır. Yumurtanın üçte biri büyüklüğünde bembeyaz kozaların üzerinde biriken pamukçukları işaret parmağımıza dolamak sûretiyle imece usulü temizlerdik. Hiçbir karşılık beklemeden... Kavuklu işaret parmağımız olurdu. Kimimiz abartır, üç parmağımıza da dolardık. Saatler, belki günler sürerdi.

ONUN BUNUN ÇOCUĞU!

e8b7446d6079383e97e4c6ef837a0d031497432759

Fındık tarlası olan bir dede, çelik çomak oynarken yakalayıp, hatırı sayılır bir harçlık karşılığında, fındıkları bize ayıklattırırdı. Mısır da soydurur ve ufalattırırdı. Çok severdik o dedeyi. Çağırdığında koşa koşa giderdik. Tabiii harçlıklar da tatlı gelirdi, yalan yok.

Dede yine bir gün, mısır ufalamak için çağırmıştı. O gün iki misli keyifli geçmişti. Çünkü dedenin, bizden yaşça büyük, çok sevdiğimiz torunu Ahmet abi de gelmişti yardıma. Bilmeceler sorar bizi çok eğlendirirdi. O gün, aynı zamanda benim son gidişimdi. Sebebi ise, işimizi bitirip sıra harçlık dağıtımına gelince, dede Ahmet abiye parayı uzattığında onun şu sözü çocuk aklımla kalbimi çok kırmıştı, âdetâ ciğerime ok saplamıştı; 'yaa dede, ben onun bunun çocuğu muyum ki bana da veriyorsun!'.

Abimden ayırmayıp gözünün içine baktığım, her halimle ona hürmet ve sevgimi gösterdiğim insan bu cümleyi kuruyordu...

Nasıl bir hayal kırıklığı hesab edin...

Bir daha gitmedim.

KALANDAR

b7254b06408f0a226e16ff26ce7d28f01497432772

Hatırlayanlar vardır belki. Biz Hicrî yılbaşı geceleri yapardık daha çok. Çocuklar tanınmayacak kılıklara girip, mahalledeki evlerin kapısına vurarak ya da ziline basarak, kapı açılır açılmaz kulbundan tutup ev sahibinin tamamiyle açmasına mani olup, ucuna poşet bağladıkları sopaları aralıktan uzatıp, hediyeler toplarlardı. Değişik usulleri de vakitleri de var bu âdetin. Bizimki böyleydi. Ben de bir kez kalandar yapmış, elime yüzüme bulaştırmıştım. Şöyle ki; kapı komşumuzun ziline basmış, o kapıyı açtığı an elimdeki çubuğu böğrüne saplarcasına bir hışımla uzatmıştım. Yalnız, bir gariplik vardı. O da, ben poşeti çubuğun ince tarafına takmış, kalın tarafını da tutmuştum. Tabi komşumuz Allah ne verdiyse, gönlünden ne koptuysa doldurmuştu. Fakat poşeti takıyor, çubuğun ince tarafı olduğu için ağırlıktan, poşet her defasında düşüyordu. Bağlamayı bile denedi, ı-ııh, olmadı, olmadı. Bütün bunlar gerçekleşirken ikimiz de sessiz bir (ne demekse) gülme krizine girmiştik. Nihayetinde pes etmiş çubuğu oracığa fırlatıp eve kaçmıştım.

İlk ve son kalandarımdı...

Fotoğraflar: cokokuyan

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
15 Haz 08:27

Sıla Münir

Puan: 1373

Teşekkürler.

15 Haz 06:49

Misafir

:)) çok hoş hatıralar

Bunlar da ilginizi çekebilir..