İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 22220

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 7699

İstanbul

Bulut Sever

3 / Puan: 4304

İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 3723

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 3335

İstanbul
İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 1931

İstanbul

Ozan Bilican

8 / Puan: 1898

İstanbul

Sezer Emlik

9 / Puan: 1605

Bartın

Salieri Alt Tire

10 / Puan: 1577

İstanbul

Detroitli Kızıl

11 / Puan: 1527

İstanbul

Sıla Münir

12 / Puan: 1326

İstanbul

Osman Batur Akbulut

13 / Puan: 1318

Kırıkkale

Vlad Emir

14 / Puan: 1257

İstanbul

Mustafa Kılıç

15 / Puan: 1003

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

16 / Puan: 975

Ankara

Ali Turan

17 / Puan: 948

İstanbul

Mücahid Cesur

18 / Puan: 920

İstanbul

Ahmet Demir

19 / Puan: 807

İstanbul

Müsemma Şahin

20 / Puan: 800

İstanbul

Yamanduruş

21 / Puan: 754

Sakarya

Mesut Toprak

22 / Puan: 747

Ankara

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 726

Erzincan

Muharrem Morkoç

24 / Puan: 714

İstanbul

Alpay Gökçe

25 / Puan: 681

İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 675

Ankara

Lagari Alıntılar

27 / Puan: 654

İstanbul

Ali Osman Rothschild

28 / Puan: 547

Ankara

Kumru

29 / Puan: 533

Adana

Reşit Akpınar

30 / Puan: 518

Erzurum

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 02 saat 15 dakika kaldı.

Alpay Gökçe yazdı, 282 kez açıldı, 5 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
15 Haz 17 01:00

Alpay Gökçe

Puan: 681

Türkiye'nin Zorlu Yolculuğu
8df9854040b23e00f88c95cc777be1cd1497482151

8df9854040b23e00f88c95cc777be1cd1497482151

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası farklı bir yol izleyen Türkiye, kendi içinde toparlanmaya gitmek istese de bir türlü gidemiyor. Peki ya neden? Ya da gidiyor mu, gitmek istiyor mu? Yoksa gitmek istemiyor mu?

Bu gibi sorular yüzünden allak bullak oldu insanların zihinleri maalesef. Tam 9 ay sonra, bu alçak darbe girişiminin ardından 16 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Referandumu'na gidildi. Rekor bir katılım seviyesi ile, yakın denilecek oy kullanımıyla sisteme "Evet" denildi. Hemen ardından beklenti oldukça yüksekti tabi ki.

Neden beklemesin ki insanlar? Yıllardır bu dava yolunda zaman harcayanlar, milleti için, devleti için, ülküsü için, hayatı için yaşamından parçaları eskide bırakan onca insan. Neden beklemesin?

15 Temmuz'da 249 vatandaşımız şehit oldu, 2149 vatandaşımız yaralandı. Biz millet olarak geçmişi çabuk unutsak da, bunu asla unutmayacağız belli ki. Buradan yola çıkarak beklentilerimiz arttı mı? Evet arttı. Bunca aile, acı çeken onca insan, hayatı boyunca liyakattan şikayetçi vatandaşlarımız, devletine küskün öğrenciler, sadece maaş almayı bekleyen memurlar, hükümeti sevmeyen öğretmenler, daha bu gibi nice vatandaşımızı sayabiliriz. Peki ya bu insanların neden istekleri arttı? Neden beklentileri yükseldi? Hiç düşündünüz mü?

Kıymetli okurlar, Türkiye'de yaşayan her vatandaşın artık beklentisi arttı. Ne bekliyoruz biliyor musunuz? Adalet ve Kalkınma Partisi'nden, Adalet ve Kalkınma bekliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi'nden, Cumhuriyet'e saygı ve Halk'a yakınlık bekliyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi'nden, milli duygular içeren öneriler, ve Türklüğü yüceltmek için elinden geleni yapan bir hareket inşaası bekliyoruz. Biz artık bu ülkede, huzurlu, mutlu, adaletli, refah seviyesi yüksek, doğal, ekonomik olarak kalkınabilen ve hani sürekli kullanıyorsunuz ya, "müreffeh" bir Türkiye istiyoruz. 15 Temmuz'u Direniş olarak gören bizler, 16 Nisan'ı Diriliş olarak yaşatmak istedik. 16 Nisan'da 2 tercihten birini seçen değerli vatandaşlarımız da, bu ülkede bir katkı yapmak istedi. 2019'da aktif olacak sisteme "Evet" ve "Hayır" dedi. Siyasetçiler ise, Türkiye ilerleyecek dedi. Kalkınacak, adalet doğru işleyecek, suçlar cezasız kalmayacak, suçsuzlar ceza almayacak, terör bitecek, alçak FETÖ ile, hain PKK ile mücadele kararlı olacak diye bizlere söz verdi. Bunlardan memnun olan Türkiye Cumhuriyetinin değerli vatandaşları, "biz size güveniyoruz" dedi. Hem hükümeti seven, hem sevmeyen, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN'ı seven, sevmeyen herkes "güvendiğini" ve "inandığını" bir şekilde açık etti. Bu durumdan sonra da bizlerin beklentisi arttı.

Gelgelelim günümüzde yaşanan olaylara. 15 Temmuz'un üzerinden tam 11 ay geçti. Millet yetkiyi verdi, hem de sonuna kadar. Daha önce işlenen suçları saymıyorum bile. Nerede bunların cezası? Devlet neden gerekeni yapmıyor? Soruları sokaktaki insanların kafasında oluştu mu? Evet oluştu. Bu Türkiye'yi felakete götürür. Siyasi krize yol açar, hangi siyasetçi, hangi siyasi parti bu durumdan memnun olur bilmiyorum açıkçası. Ekonomideki küçük toparlanma hepimizi mutlu etti, bu doğru. Fakat ya insanların içindeki güven duygularına zarar verirsek? Zarar vermeye başladığımızı düşünüyorum. Bu insanların karşısına nasıl çıkarız? Nasıl bu insanlara aklımızdakileri, inandığımız doğruları, davamızı, nasıl yol yürüdüğümüz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN'ın liderliğini yaptığı menzile varmak için yapmak istediklerimizi insanlara nasıl anlatırız? Bu soruları hiç düşündünüz mü değerli okurlar, ben çok düşündüm. Her an da düşünüyorum. Devletimiz de en azından biz kadar düşünüyordur cümlesini kurmadan edemiyorum.

Televizyondan duyduklarımız, etrafımızda gördüklerimiz her ne kadar iç açıcı olmasa da, bu gibi soruları kendimize sormak iyi gelecektir diye düşünüyorum. Her zamanki gibi devletimize, bu aziz milletimize güvenimiz tam. Fakat artık reaksiyon gösterme vakti değil midir? İnsanlara karşı samimiyetimizi, güven duygularımızı bir kaybedersek, vay halimize. İnsanlar artık, birilerinin oraya buraya yürümesine, tencere tava çalmasına, ekranlardan yalanlar savurmasına bakmıyor, inanmıyor. İnsanlar gerçekleri daha kolay öğreniyor ve düşünebiliyor artık. Başkalarının yanlışlarıyla kendimize pay çıkarmak yerine önce kendimize bakmamız lazım. İnsanlar artık podyumlarda görünen hainleri, siyasetçi kılığındaki şeytanları, terör sevicileri, alçak gazeteci kılığındakileri, televizyondan haber yapmak adı altında hainlik yapanları kodeste görmek istiyor. İnsanlara hak ettiği değer verilsin istiyor, başka şey değil. Biz bugün bunu başaramazsak, yarın insanların yüzüne bakacak yüzümüz kalmaz. Aman diyelim, hissetiklerimiz değil, doğrular gerçek olsun.

Tevhidin ruhu adalettir. Adaleti bir kez bile incitirsen gök kubbe başımıza yıkılır. Haydi selametle...




Puanınız henüz bir paylaşımı sahiplenebilecek kadar yüksek değil.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..