İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 39599

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 9264

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7460

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 7048

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5828

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5538

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5345

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3497

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2646

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2526

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2072

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1824

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1667

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1579

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1522

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1430

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1383

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1303

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1289

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1201

Ankara

Emre Keleş

25 / Puan: 1110

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1088

Yozgat

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1087

İstanbul

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1046

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1022

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 991

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 982

Ankara
Sali̇eri̇ Alt Ti̇re yazdı, 8 kez açıldı, 8 kişi beğendi, 4 yorum yapıldı.
7 Nis '15 19:00
Kötülüğün Kötü Olduğunun Öğreti̇lmesi̇

Alman kanallarında belli bir saatten sonra II. Dünya Savaşı ile ilgili belgeseller yayınlanıyor. Özellikle de devlet televizyonları ARD ve ZDF, sonra bunların yan tematik kanalları Phoenix, Arte v.s. savaş saki dün olmuş gibi sürekli bu belgeselleri yayınlıyorlar.

Birinde yoksa diğerinde kesin denk geliyorsunuz. Belgeseller II. Dünya Savaşı'nda çekilen acılar üzerine hep; hırsın nelere yol açtığını, Siyaset çıkmaza girdiğinde iktidarı aşırı fikirlerin ele geçirme ihtimali, Nazilerin başa geçme süreci ile anlatılıyor. Yahudilerin uğradıkları soykırım en ince detayına kadar veriliyor. Çocukların, kadınların perişanlığı, şehirlerin harabe halleri, Rus ordusunun nasıl motive edildiğine kadar aklınıza gelecek her şey var bu belgesellerde.

İlk başta ilginç gelse de bir haftalık izlemeden sonra insanda ister istemez bir bıkkınlık yaratmaya başlıyor. Ben bunu savaş travmasının Almanlarda devam etmesine bağlıyordum ilk zamanlar. Başka türlü bu kadar yoğun savaş karşıtı, anti faşizm yayınlarına anlam verememiştim.

Tabii bunu sadece belgesellerle değil bir çok başka yollarla da yapıyorlar. Okullardaki derslerde, şehirlerin meydanlarında filan hep görünürde bu gerçek. Mesela Berlin'in en ünlü caddelerinden birinde bulunan, Türklerin taktığı isimle "kırık kilise" de var. Savaş sırasında hasar görmüş bu kilise o günleri hatırlatması için özellikle onarılmamış, tepesi hasarlı duruyor öyle.

Eskiden, günümüz dünyasında savaşın, diktatörlüğün, soykırımın kötü bir şey olduğunu zaten herkes biliyor, bu kadar şey yapmaya gerek yok ki diye düşünüyordum.

Ama öyle değilmiş, herkes bilmiyormuş, bunun gerçekten de öğretilmesi gerekiyormuş.

Die Welle (Bkz. link ) adlı filmde de işlenen bu konu son zamanlarda sanki baya bir yakınımızdan geçiyor. Filmi seyredenler bilir, “Otokrasi” dersinde “yine mi naziler, ben bile onların kötü olduğunu anladım, Almanya’da bir daha diktatörlük olmaz, bunun için artık fazlasıyla bilinçliyiz” diyen öğrencilerin kısa bir sürede nasıl bir “mikro diktatörlüğün” parçası haline geldiklerini anlatan, dramatik bir sona sahip gerçekten güzel bir film. İzlemediyseniz tavsiye ederim.

Bu kadar belgesele, bu kadar duyarlılığa rağmen PEGIDA gibi bir hareketin ortaya çıkabilmesi, neo nazilerin varlığı bile aslında yapılanların yetersiz olduğunun bir göstergesi.

Bir de yetersizi bırakın hiç olmayan, her gün TV’lerinde savaş, diktatörlük belgeselleri yayınlanmayan, okullarında “otokrasi” dersi olmayan ülkelerde ne halde olduğunu düşünün. Çağdaşlığın, modernliğin kıstasının başının açık olması veya alkol tüketmek olan ülkelerdeki durumu varın siz hesap edin.

Lafın gelişi “hesap edin” diyorum çünkü sonuç ortada; odasını basıp savcıyı öldüren katillere yazılmış binlerce “biz de sizi seviyoruz” tiviti durumu anlatmak için yeterli.

Bu binlerce tiviti gören örgütün bu destekten sonra bu tür cinayetlere devam etmemesi için ortada hiçbir sebep yok. İnsanların radikalleşmesini, kendi saflarına katılmasını isteyen bir örgüt de farklı davranmayacaktır zaten.

Daha insan öldürmenin kötü bir şey olduğunu bile öğrenememiş bu insanlara belki de her şeyi en baştan anlatmak gerekecek. Birinin ölümü yüzünden başka insanları öldürmenin kötü bir şey olduğunu, en düşük eğitimlisi üniversite öğrencisi olan insanlara anlatmak nasıl mümkün olabilir bilemiyorum.

Davaya yeni verilmiş ve bu kısa sürede davada ilerleme kaydetmiş savcının katledilmesinde bir tuhaflık göremeyen insanlar bunlar neticede.

Savcının dokuz yaşındaki oğlunun babasının tabutu başındaki halini de düşünemiyorlar. Ona, kardeşine, annesine yapılan haksızlığın da farkında değiller. Kendi zihniyetlerine göre bu çocuğa tanıdıkları kredinin de farkında değiller.

Bu insanlara bir şey öğretmek artık mümkün olmayacak belki ama hiç olmazsa gelecek nesillerin kötüyü bilmelerini, karşılaştıklarında tanımalarını sağlayabiliriz. Okullarda çocuklarımıza şiddetin, cinayetin, savaşın, küfürün, işkencenin kötü bir şey olduğunu öğretmeliyiz.

Bunu şimdiye kadar hiç öğretmedik

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

08 Nis '15 00:37

Ömer Poyraz

Puan: 7460

Dinin emrini bile hiçe sayan bir türün TV yoluyla yola geleceğini beklemek fazla iyimser. Bizdekilerin milliyetçiliği zayıf olsa da militarizm iliklerine işlemiş. İkisi de umutsuz vaka bence.

CEVAPLA
07 Nis '15 23:36

Bana çok öyle gelmiyor. Belki onlar daha yetenekli, daha beceriklidir. Ya da daha örgütlü bir toplum oldukları için dişliler bir dönmeye başlayınca daha sert sonuçlara neden oluyordur. Yoksa milliyetçilik genel olarak her yerde aynı.

CEVAPLA
07 Nis '15 23:31

Salieri hocam, alman milleti milliyetçiliğe sanki başka milletlerden daha da yatkın ve bu onlarda gerçek faşizm olarak ortaya çıkıyor. Bizim milliyetçilerimiz ise insana saygılı. Menfur saldırıyı yapanları ise biliyorsunuz.

CEVAPLA
Bunlar da ilginizi çekebilir..