İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 34173

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8197

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6987

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 6877

Bartın

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5665

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5005

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4704

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4348

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2789

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2419

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2047

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1788

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1629

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1455

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1379

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1188

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1132

İstanbul

Reşit Akpınar

18 / Puan: 1110

Erzurum
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

20 / Puan: 1031

Ankara

Yamanduruş

21 / Puan: 1017

Sakarya

Ahmet Lalbek

22 / Puan: 982

Erzincan

Ali Osman Rothschild

23 / Puan: 969

Ankara

Mücahid Cesur

24 / Puan: 947

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 918

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 912

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 884

Yozgat

Müsemma Şahin

28 / Puan: 882

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 872

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 856

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 02 saat 03 dakika kaldı.

Muharrem Morkoç yazdı, 354 kez açıldı, 30 misafir beğendi, 8 yorum yapıldı.
31 Ağu 17 21:00
1919'dan Başlayan Tarihi Kabul Etmiyorum!

1919’DAN SONRAKİ TARİHİ KABUL ETMİYORUM

Devletin idealliği denildiğinde şüphesiz akıllara gelen tek eser Platon’un ‘Devlet’ adlı kitabıdır. Bütün dinamikleriyle ayrıntılı olarak modelleri ve prensipleri bir arada toplamıştır. Anakroniğe düşmeden üzerinde durulması gereken bir isimdir Platon. Hocası Sokrates’ten öğrendiklerini çelişkili de olsa aktarmaya çalışmıştır. Ezcümle; Platon’un yolunda giden savucular ideal devleti aslında görmek istemiyorlar. Çünkü o bir felsefeci ve fikirleri oryantalizmi heyecana getirebilir. Yalnız burada Platon’u bir kenara bırakıp ideal devlet yapılanmasını asıl meydana getiren ona ruh veren Osmanlı Devleti’nin devlet anlayışından hatta ideal devlet nasıl olunur onu aktarmaya gayret edeceğim.

Evet dostlarım,

Göçmen kuşları bile düşünen bir devlete ütopya ve mitolojik vaka 1919’dan sonra dillere pelesenk ettirdiler. Tarihlerini 90 yıla sığdıran aslında bir öfke siyasetiyle günümüze kadar devam eden bir tarikatla karşı karşıyayız: Kemalizm Tarikatı. Kendi değerlerine ve geçmişine bu kadar düşman üstelik medeniyet sözcüğünü ağzından düşürmeyen bu tarikatın müritleri çürük bir diş gibi koku yayıyor etrafa. Osmanlı kelimesine dahi tahammül edemeyen bu coğrafyanın fertleri bize tek adam rejimini anlatmadan özgürlükten bahsetmesi abesle iştigaldir.

Bir medeniyet/devlet düşünün; içinde yaşayanların hiçbiri sabah namazını kazaya bırakmıyor. Küçükten büyüğe kadar herkes hayrat düşünüyor. Adımlar günah-sevap taammümlerine göre atılıyor. Ve bir devir düşünün devrin en muttaki, en kabiliyetli din âlimleriyle dolup taşıyor. Askeriden mantık ilmine; tarihten dünya siyasetine kadar her alana hitap ediliyor. Osmanlı taşa bile ruh veren bir medeniyetti. Dişi çürük olan Kemalizm Tarikatı bu değerleri ve medeniyeti hiçe sayarak örseledi kendini artık. Medeniyet dedik, kültür dedik seküler bir bakış açısıyla anlam çıkardılar. Bir medeniyet düşünün(!) gençler milli kütüphanelerine girip okuyamıyor ve buna düşünce özgürlüğü kavramını dile getiriyor. Bu durumda eşine cihanda başka ülkede rastlanamaz. 1919’dan sonraki tarihi kabul etmiyorum demişti vaktiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan. Tam da bu yakınmam ile alakalı güzel bir açıklama getirmişti Reis. Yine düşman oldular. Medeniyetinize sahip çıkın artık.

Düşmanları tarafından alkış alan başka bir medeniyet bulamazsınız. O sadece Osmanlı Devleti’dir. Altı asır boyunca İslam’a hadimlik yapan ulemaların emeğiyle yoğruldu ve Anadolu da karış karış gezildi. Osmanlı Devlet’i bu otoriteyi Şeyh Edebali’nin duasıyla, Emir Sultan’ın fikir dünyasıyla zirveye ulaştı.

Bir Yavuz Sultan Selim’i Yavuz yapan İbn-i Kemal’dir. Fatih, Akşemseddin ile müsterih oldu. Emir Sultan sayesinde Yıldırım Bayezid kemale erdi. Devletin dağılma dönemlerinde bile Sultan Abdülhamid Han âlimlerle konsey oluşturup meselelere şer’i manalar yüklüyordu. Bu metotlarla yaşayıp yaşattılar. Bu güç, ulemanın arkasında cem olunarak, bel bükülerek ve boyun eğerek Viyana kapılarına kadar götürdü. Dedik ya Osmanlı deyince tahammül dahi edemeyen tarikat 6 asırlık medeniyeti “efendim padişahlar diktatör!” gibi cılız bir sesle yeni nesle yutturmaya çalıştı. Araştırmayan, sorgulamayan bu oyuna aldandı. Ders kitaplarında dahi “ asarlar, keserler ve kimseye hesap vermeyen” olarak anlatıldı. Bilseler ki bir zamanlar Zembilli Ali Cemali Efendi adında bir âlim vardı. Yavuz Sultan Selim gibi celalli bir Sultan'a seni kılıcımla doğrulturum, ayağını denk al’ diyebilmişti. Bursa Kadısı vardı bir zamanlar Emir Sultan adında. Yıldırım Bayezid’in karşısında cehennem ayetleriyle sultanı tehdit ediyordu adeta. Devletin en elzem noktalarında memur ihtiyacını gidermek için muhatabına sordukları tek soru: Kimin öğrencisisin? Memur adayının dilekçesi alındığı vakit verdiği referansı araştırıp adayın ruh sicil dosyasını istiyoruz derlerdi. Nerde kaldı platon, hani 1919’dan sonraki tarih?

Muhterem kardeşlerim,

Bu medeniyeti mezarlığa çevirip kendileri de ülkeden kaçıp giden menfaatperestler batıyı hep güldürdü. Yaktılar yıktılar ve kaçtılar. “Özgürlük” bu ülkede hep kavram olarak kaldı ve öteye geçemedi.

Kaderullah’ın yardımı tekrar alınırsa, zamanın ruhu tekrar okunursa işte o zaman medeniyetimize döneriz. Korkmayın Osman isminden adı her ne olursa olsun gelecek de onun olacaktır.

NOT: İbrahimlerin kesiksiz soluklarını daha güçlü duymanızı diler, Kurban Bayramınızı kutlarım.

TEŞRİK TEKBİRLERİNİZİ UNUTMAYINIZ

Herkese selam SANA hasret…

Vesselam.

31.08.2017

Muharrem MORKOÇ

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..