İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38846

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8854

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6943

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5721

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5508

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5262

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3477

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2613

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2505

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2037

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1660

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1491

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1399

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1364

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1276

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1081

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1074

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 985

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 05 saat 01 dakika kaldı.

Yusuf Basat yazdı, 368 kez açıldı, 9 misafir olmak üzere 11 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
26 Eyl 17 05:00

Yusuf Basat

Puan: 825

Si̇z Hi̇ç Aşkınızı Öldürdünüz Mü?

Siz hiç aşkınızı öldürdünüz mü? Ben öldürdüm. Herkes gibi herkesleştim ve aşık oldum, sonra aşkımı ellerimle toprağa gömdüm.

En nadide, en süslü cümlelerle başladı her şey, sonunda küçücük bir nokta ile bitirdiğim cümlelerime bin anlam yükleyerek önüne ömrünün en güzel yemeği olarak koydum aşkımı. "Gitmek." Aşık olduktan sonra bu kelimeye yabancılaşıyorsun, bu ihtimali tam anlamıyla unutarak aşık olmanın verdiği büyüyü iliklerine kadar yaşıyorsun. Fakat fırtına öncesi sessizlik dediğimiz büyük felaket aslında budur. Kısacası kötü olan bütün ihtimalleri tamamen unuttuğun zaman oluyor her şey, işte tamda o an bir devrim, bir darbe niteliğinde İstiklal Mahkemelerinde bile görülmemiş cinsten bir infaz emri uğuruna her şeyi yapabileceğin, zamanında iki dudağının arasından "seni seviyorum" kelimesini duyup mutlu olduğun kişinin yine iki dudağının arasından çıkıyor. "BİTTİ." Evet her şey bitti ve senin içinde bulunduğun durum için düştün demek bile az kalıyor, artık tek başına ve paramparçasın. Ne oldu, yoksa günlerce yemek yemeyip kül tablasını mı kirlettin? İnsanlarla konuşmadın mı? Konuşasın derdini anlatasın mı gelmedi? Yoksa aylar geçmiş ve o hayatını dibine kadar yaşayıp seni bir kere olsun düşünmezken sen hala bu bitişi kabullenemiyor musun? Biliyorum biliyorum çok uykusuz kaldın, geceleri yaşıyor gündüzleri ise sızıp kalıyorsun bir yerlerde. Hatta evden çıkasın kalabalıklara karışasın bile gelmiyor. Kaç akşam sokağın köşesinde durup bir sigara eşliğinde evini izledin, hatta o izlemelerinden sonra saat on bir olunca ışıkları söndürmesinden hayatını düzene soktuğunu düşündün. Her gün, her Allah'ın günü yanına gitmek için evden çıktın ama uzaktan onu görünce döndün arkanı geri döndün, çünkü sen çok masum seviyorsun ve asla onu rahatsız etmek istemezsin dimi? O mutlu olsun bana yeter dediğin duyar gibiyim. Bir yandan kabullenememişlik hissi zorlarken diğer yandan yelken fora diye bağıra bağıra onun başkası ile birlikte olma düşüncesi zihnini istila ediyor. Tek parça olarak düşmüş olsan belkide bu kadar zorlanmayacak, onu unutmak bu kadar uzun bir süre almayacak ama sen paramparça olarak dört bir yana savruldun ve her bir parçanı toparlayacak zerre kadar gücün yok. Sen artık yapayalnızsın. Acı. Öyle bir şey ki bu acı, ne bir yemeğin acısına ne bir baş ağrısına ne bir kesik yarasına benziyor. Dişin ağrıyor mesela ama kalbinin tam orta yerinde, vücudunun her yeri kesilmiş ama kanamıyor o kan kalbinde toplanıyor, başına giren bütün ağrılar tek bir noktada buluşuyor, kalbinde. Merak etme baya bir sürüneceksin ama bir yerden atlamadığın sürece ölmeyeceksin, bu acı seni süründürdüğü gibi ayağa da kaldıran bir acı olacak. Hayatın anlamını falan yitirmedi, yaşamamın bir anlamı kalmadı diye içinde haykırıyorsun ya hani, öyle değil işte. Hemde hiç öyle değil...

Aylar, çok uzun seneler geçecek belki ama sen onu hala unutamayacaksın ama içinde bitmese bile hafiflemiş olan bir acın kalacak. Yeni insanlarla tanışacak, iş ortamlarında insanların yüzüne gülerek işini profesyonelce yaptığını gösterecek hatta arkadaşların ile memnun kalmasan bile akşamları dışarı çıkıp eğlenebileceksin. Sonra gece olacak ve gün bittiğinde aralıksız her gece acına sarılarak uyuyacak, sabah olduğunda yine acına sarılarak uyanacaksın. Çünkü kaybetmiş olduğun o kişiden sonra seni sen yapan, ondan bile daha değerli olan koca aşkına ait gurur verici tatlı sızılar saçan bir acın kalacak ellerinde. Sonra günün birinde biri bakacak gözlerine, ellerinden tutacak, içinde bir yerlerde pas tutmuş sevgini parlatıp cilalayacak. Emin olamayacaksın, karşına çıkan gözlerine bakan hiç kimseden emin olamayacaksın çünkü yıllarca tek birini tanıdın sen. Ta ki, gözlerine herkesten daha güzel, daha anlamlı bakan bir başkasına kadar. Yıllarca içinde bulunduğun o kuyuda işleri yoluna koydun fakat hala çok dağınıksın ve artık bir başkasına tutunma vaktin gelmiştir. Tutunacak bir dal gördün ya, hemen koştun dimi? Biliyorum çünkü buna ihtiyacın var, hatta herkesten daha çok hak ediyorsun. Ve gün gelir yüreğindeki karar merciği son sözü söyler. İnfaz emri bu sefer senin dudaklarından yayılır kalbinin kırsallarına. Çok zor olacak bu kararı kabullenmek ama kabullenecek ve hatta bunu uygulayacaksın ve hak ettiğini düşündüğün yeni bir hayatı yaşamaya başlayacaksın.

Siz hiç aşkınızı öldürdünüz mü? Ben öldürdüm, hemde iki kere.

-Yusuf BASAT

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..