İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 11274

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 6184

İstanbul

Bulut Sever

3 / Puan: 3812

İstanbul

Ozan Bilican

4 / Puan: 1717

İstanbul

Ömer Poyraz

5 / Puan: 1701

İstanbul
İstanbul

Salieri Alt Tire

7 / Puan: 1489

İstanbul

Detroitli Kızıl

8 / Puan: 1244

İstanbul

Osman Batur Akbulut

9 / Puan: 1213

Kırıkkale

Sıla Münir

10 / Puan: 1175

İstanbul

Mücahid Cesur

11 / Puan: 899

İstanbul

Mustafa Karayel

12 / Puan: 867

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

13 / Puan: 849

Ankara

Ali Turan

14 / Puan: 808

İstanbul

Moko Ju Balala

15 / Puan: 786

İstanbul

Müsemma Şahin

16 / Puan: 747

İstanbul

Mümin Yolcu

17 / Puan: 728

İstanbul

Sezer Emlik

18 / Puan: 652

Bartın

Alpay Gökçe

19 / Puan: 635

İstanbul

Mesut Toprak

20 / Puan: 627

Ankara

Yamanduruş

21 / Puan: 617

Sakarya

Ahmet Lalbek

22 / Puan: 617

Erzincan

Muharrem Morkoç

23 / Puan: 604

İstanbul

Ahmet Demir

24 / Puan: 574

İstanbul

Kumru

25 / Puan: 510

Adana

Emre Keleş

26 / Puan: 450

Ankara

Aykut Giray

27 / Puan: 415

Yozgat

Sadık İbrahim

28 / Puan: 385

İstanbul

Lagari Alıntılar

29 / Puan: 383

İstanbul

Kerem Yüksel

30 / Puan: 380

İstanbul
Yusuf Basat yazdı, 20 kez açıldı, 2 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
11 Eki 17 21:00

Yusuf Basat

Puan: 69

Koku

Siz hiç cayır cayır yanan yaralı bir şiir bahçesini tuzlu sularla suladınız mı? Ben suladım. Yaşayarak öğrenmeye mahkum olduğumu öğrendiğim gün, bu acıya bağımlı olduğumu gördüm. İnsan acıdan beslenir mi?

Küçükken terlikle yeni dökülmüş o sıcak asfalta bastığımda ayaklarımın altı yapış yapış ve sımsıcak olurdu. Cehennem ateşi de böyle bir şey mi acaba diye düşünürdüm kendi kendime ama değilmiş, daha kavurucu daha yakıcıymış öyle anlatıyorlar. Asfalttan çıkan yanık tekerlek kokusunu andıran bir koku kaplıyor bu günlerde içimi, nasıl giderilir, nasıl güzel kokulur hiç bilmiyorum. Bir şiir bahçem vardı benim, oradan yayılan tüm kokular içimi kaplar oradan da bedenime sirayet ederdi fakat uzun zaman önce o bahçeyi bir yıkım ile sonsuza kadar mühürledik. E zor günler geçirdik tabi, duyan duymayan kim varsa herkes koştu geldi taziyeye, çok destek oldular. Vefalı komşularım varmış gelen herkese hürmet gösterdiler, pek bir hazırlık sonuçta gözü yaşlı taziyeleri kabul eden birisiyim ne yapabilirim ki? Fakat bir eksiklik var gibiydi, yani herkes tam ama o eksikliğin çığlığını bütün bu kalabalıkların içinden duyabiliyordum. Sağa bakıyorum Hüseyin amca, sola bakıyorum Hayriye teyze, kalkıp camı açıyorum dışarıda da yok. Burası haddinden fazla soğuk kapatalım şu camı diyorlar, yahu ben yanıyorum kapatmayın. Dinlemiyorlar. "Perdeyi aralayın perdeyi, gelirse görelim en azından" diyorum ama kulak asan yok. Odaya çıkıyorum biraz sonra derin bir nefes alıyorum çünkü aşağıda boğulmuş gibiydim, biraz odamın camından bakıyorum ama ne gelen var ne giden. Biraz sonra, yan komşum Seval hanım yine taziyeye gelenleri haber vermek için kapıma tıklatıyor. Kaçmam gerek...

Kaçmayın sevgili benlik, göğsünüzü gere gere çıkın karşılarına, gün güçlü olma günü. Fakat insan boğuluyor iç ses, boğuluyor ve çok uzaklara kaçmak istiyor. Kalabalıklardan neden bu kadar korkuyorsunuz efendim? Çıkıp gelirse eğer ona karşı o kadar insanın içinde utanmak istemiyorum iç ses. Utanmak, ne naif bir eylem sevgili benlik gerçek sevdalara çok yakışıyor utanmak. Bir saygım, birde utancım kaldı şiir bahçemden yayılan o güzel kokulardan geriye. Harap etmeyin kendinizi sevgili benlik. Hiçbir zaman suyunu eksik etmedim, efendim sevgimi verdim, yeri geldi saatlerce aşkımı mı anlatmadım, ağıtlar, kasideler, türküler, kitaplar mı okumadım, bir kez yahu sadece bir kez açsın diye ömrümü o toprağa serdim yahu ondan başka hiçbir şiiri ekmedim oraya insan utanır da açar be, şimdi bak güneş günlerdir tam tepede ve ben her gün saatlerce izliyorum şiir bahçemi ama açmıyor iç ses, itinayla açmıyor. Ya açarsa sevgili benlik? Heh işte bütün mesele bu, gece hatırlat da ya açarsa diyerek umuda geri dönüşümüzü kutlayalım. O çiçek bir gün açacak be sevgili benlik. Ya çok geç olursa iç ses? Gece hatırlatın da size biraz acı vereyim sevgili benlik, insan acıları sayesinde vardır siz acılarına bağımlı bir insan olarak bu soruyu sormamalısınız. Haklısın iç ses, o çiçek bir gün açacak.

Siz hiç cayır cayır yanan yaralı bir şiir bahçesini tuzlu sularla suladınız mı? Ben suladım, ünlemin en keskin ucu ile çırpıp virgülün en kıvrak yanıyla suladım. Ölüm acısına en yakın acıdır şiir acısı...

Biz sevmeyi yermekten öne koyan acıya bağımlı insanlara selam olsun!

Sizce bu yazı dergimizin Kasım sayısında yayınlansın mı?
Mutlaka yayınlansın.
Yayınlansın.
Fark etmez.
Yayınlanmasın.
Bunlar da ilginizi çekebilir..