İyi Yazarlar
İyi Okurlar
Ankara
Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul

Bulut Sever

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul

Aa

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Kırıkkale
Erzurum
İstanbul

Ali̇ Turan

İstanbul

İstanbul
Erzincan
Sakarya
Ankara
Yozgat
İstanbul

Ahmet Demi̇r

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
Ankara
Sıla Müni̇r yazdı, 24 kez açıldı, henüz beğenen yok, 2 yorum yapıldı.
7 Kas '17 00:00
İmdat Öğretmen

4afc372300b1e3294d9ee6417a92e6fb1509999805

(Yazıda okuyacağınız farklı kelimeler, bir alışkanlığın neticesi değil, tamamiyle şenlik olsun diye kullanılmıştır. Bu notu, o kelimeleri merak edip dikkat kesilmeniz için değil içimden geldiği için yazdım.)

Şu eğitimde değişiklik, mahalle okulları, vs, .... Yine hatıralarımı fiştekledi.

İlk okulda bana ideal kazandıran tek öğretmenim, hiç dersimize girmeyen İmdat öğretmendi. Sebebini ağnadayım:

Bando takımına girmeyi öylesine şiddetli istiyordum ki... Çocukluk işte... Göz önünde olmak, kendini göstermek, ıspatlamak cezbediciydi nihayetinde. Beşinci sınıfta bu istek tavan yapmıştı. Okul çıkışı eve gitmez, bando provalarına katılırdım. Ekibin başındaki öğretmen, beni alamayacağını peşin peşin söylediği halde her provada yanlarında biterdim. Olmadı mahallede tenekeyle çalışırdım. Bildiğiniz kast sistemi uygulanıyordu. Hepsi zengin çocuğuydu. Birgün bandoculardan biri rahatsızlanıp okula gelmemişti. Öğretmen onun yerine beni aldı. Neredeyse ağlayacaktım sevinçten. Tam trompeti takıp takıştırıp sıraya girmiştim ki hasta denen kız gelmesin mi? ( Canlarııım, gelmesin dediğinizi duyar gibiyim.)

O an Küçük Emrah yanımda olsaydı elden ayakdan düşerdi, öyle bir ıstırap!

O halimi İmdat öğretmen görünce sordu haliyle. Anlattım. Bakmayın burada anlattım deyip geçiştirdiğime, gözyaşlarım ve sümüklerim hercümerc olmuştu.

Başımı okşadı, üzülme, dünyanın sonu değil, dedi. Ertesi gün tören için hazırlıklar yapılıyordu. Bağıranlar, itişenler, kakışanlar gırla gidiyordu. İmdat öğretmen beni yanına çağırdı. Elinde kocaman sırığa geçirilmiş Türk bayrağı, bayrağımız ve taşıma kemeri vardi. Al bakalım, bunu en önde sen taşıyacaksın, dedi! Ara verelim mi, yok yani ağlamaklı olduysanız, ne biliim yaşlar maşlar hücum ettiyse hani....

İmdat öğretmen, hiç dersimize girmedi. Koca beş sene boyunca edinip edineceğim en güzel ideali, "Asla ve asla kimsenin umudunu kırmama" idealini yüreğime işledi.

Allahü teâlâ İmdat öğretmenden razı olsun, onun gibi öğretmenlerin sayısını arttırsın.

Şundan eminim ki, bir çocuğu sevindirmek, ona güvenmek ve inanmak dünyanın en güzel ve en mühim idealidir!

Not: Fotoğrafdaki şiir, üstad Necip Fazıl Kısakürek'in Çile isimli eserinde yer almaktadır.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Bunlar da ilginizi çekebilir..
Siz de Türkiye yazarı olmak ister misiniz?
Kaydol