İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38846

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8854

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6943

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5721

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5508

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5262

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3477

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2613

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2505

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2037

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1660

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1491

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1399

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1364

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1276

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1081

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1074

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 985

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 04 saat 01 dakika kaldı.

Muhammed Emi̇r Yavuz yazdı, 339 kez açıldı, 7 misafir olmak üzere 8 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
28 Kas 17 13:00
Ayna Herkese Lazımdır

     ‘’Her cemal ve kemal sahibi, cemalini ve kemalini görmek ve göstermek ister.’’ Bediüzzaman’a ait bu söz, Cenab-ı Hakkın kainatı ve canlı cansız her şeyi ve dahi insanı yaratmasının hikmeti olarak anlaşılır. Cemal ve Kemal sahibi olan Allah, bu sıfatlarını kainat üzerinden biz insanlara göstererek lutfediyor. Dolayısıyla eşrefi mahlukat olan insan da marifetullah vechesiyle bu pencereden O’nun cemalini ve kemalini görebiliyor, hissedebiliyor. Nasıl ki, denizin kabarcıklarında Güneşin aks’i bir güneşin varlığına delalet ediyor ise, küre-i arzda tecelli eden Allah’ın esmasının her biri bizi O’na ulaştıran bir ayna olarak telakki ediliyor.

      Ayna, insanın günde normal olarak en az bir veya birkaç kez bakıp, kendisinin nasıl olduğunu görmesine yarayan, her gün kendisini seyrettiği bir yüzeydir. İnsan, Allah’ın isimlerinin mazharı olduğundan, kendi güzelliğini görmek ve göstermek ister. Bu sebeple ayna, insanın bu hislerini kısmen de olsa gerçekleştirebilir özelliktedir. Fakat çoğu zaman insan, kendini nasıl görmek istiyorsa aynanın karşısında öyle duruyor. İlk önce kendisi kendisini beğenecek ki sonra insanlar hangi gözle bakacaksa bakacak, diye düşünüyor. Her insanının fıtraten kendisini sevmesi gereği, aynanın karşısından genellikle kendini beğenmiş olarak ayrılıyor. Bu burada dursun.

    İnsanların neden bir mürşid bulmaları gerektiği, neden onun dizinin dibinde rahle-i tedrisattan geçmeleri yıllarca tartışılmış, günümüzde belki de bu tartışma nirvana noktasına ulaşmıştır. Bazı aklı evveller tarafından mürşid, bir aracı olarak görülmüş; insanın tövbe edecekse de ibadetini yapacaksa da araya bir vasıta konulmaması gerektiği söylenmiştir. Modernite her alana bir alternatif koyarak boş geçmeme vasfını bu noktada da konuşturmuş, yeni modern mürşidler icat etmiştir. Böylelikle mürşidi kabul etmemek üzere odaklanmış kimseler; moderniteyi, aklı, bilimi ve Batı referansını mürşid olarak kabul etmiştir. Neyse, bu hamur çok su götüreceğinden, anlatmak istediğimiz noktaya gelelim.

     Malumdur ki insan yalnız akıl, kalp, vicdan vs. gibi mefhumlardan ibaret olmadığı gibi binlerce letaifle techiz edilmiştir. Bazı letaiflerin ismi dahi olmasa da insanda mevcut bütün latifenin hissesi vardır. Aklımızın onayladığı, vicdanımızın rahat olduğu bazı anlarda hala tam mutluluğu yakalayamamız bu sebepledir zannediyorum. Eğer insan sadece akıl,kalp vesaireden ibaret bulunmuş olsaydı, söz gelimi aynanın karşısındaki tavrı, hal, hareketleri, zahiri görünüşü insanı gerçek manada mutlu edebilirdi. Mutlu etmiyor çünkü insanın hakikatini her ayna yansıtmıyor, latifeler hisselerini alamıyor. Halbuki müslümanın hor görülmeye, gerçek nasıllığının kendi gözleri önüne serilmeğe çok daha ihtiyacı vardır. Çünkü nefsin en belirgin özelliği kendini asla eksik görmemesi, bilakis sevdirmesidir. Bir müslümanın her gün kendini beğenmemesi, böylelikle bir günü önceki günden daha hayırlı bir vaziyette geçirmesi, üzerine düşendir. Öyle bir ayna ile kendini görecek ki, nefsinin bütün ayıplarını o aynada görecek, pişman olacak, tövbe edecek, nefsin nadanlığıyla yüzleşecek. O ayna bir öğretmen olacak, karşısındakini aynı zamanda eğitecek. İşte mürşid-i hakiki bu aynadır, hakikatin aynasıdır. Bu mefkureyle bir mümin, aynaya her baktığında mürşid terbiyesiyle bakacak ,bu hakikati idrak edebilecek vaziyete dönüşecektir.

   Velhasılı kelam alttaki dizeleri anlayabilirsek, amaç hasıl olacaktır. Buyrun:

Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik;

İşte yakalandık, kelepçelendik!

Çıktınız umulmaz anda karşıma,

Başımın tokmağı indi başıma.

Suratımda her suç bir ayrı imza,

Benmişim kendime en büyük ceza!

Ey dipsiz berraklık, ulvi mahkeme!

Acı, hapsettiğin sefil gölgeme!

Nur topu günlerin kanına girdim.

Kutsi emaneti yedim, bitirdim.

Doğmaz güneşlere bağlandı vade;

Dişlerinde, köpek nefsin, irade.

Günah, günah, hasat yerinde demet;

Merhamet, suçumdan aşkın merhamet!

Olur mu, dünyaya indirsem kepenk:

Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk?

Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.

Bakamam, aynada, aynada vicdan;

Beni beklemeyin, o bir hevesti;

Gelemem, aynalar yolumu kesti.

Necip Fazıl KISAKÜREK

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
28 Kas 20:26

Teşekkürler.

28 Kas 19:32

Misafir

Mükemmel !

Bunlar da ilginizi çekebilir..