İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 13719

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 6542

İstanbul

Bulut Sever

3 / Puan: 3856

İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 1911

İstanbul

Ozan Bilican

5 / Puan: 1721

İstanbul
İstanbul

Salieri Alt Tire

7 / Puan: 1503

İstanbul

Detroitli Kızıl

8 / Puan: 1285

İstanbul

Sıla Münir

9 / Puan: 1247

İstanbul

Osman Batur Akbulut

10 / Puan: 1224

Kırıkkale

Mümin Yolcu

11 / Puan: 1066

İstanbul

Mustafa Karayel

12 / Puan: 955

İstanbul

Mücahid Cesur

13 / Puan: 905

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

14 / Puan: 885

Ankara

Vlad Emir

15 / Puan: 848

İstanbul

Ali Turan

16 / Puan: 830

İstanbul

Müsemma Şahin

17 / Puan: 755

İstanbul

Sezer Emlik

18 / Puan: 731

Bartın

Muharrem Morkoç

19 / Puan: 644

İstanbul

Yamanduruş

20 / Puan: 638

Sakarya

Alpay Gökçe

21 / Puan: 635

İstanbul

Mesut Toprak

22 / Puan: 635

Ankara

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 634

Erzincan

Ahmet Demir

24 / Puan: 613

İstanbul

Kumru

25 / Puan: 514

Adana

Emre Keleş

26 / Puan: 470

Ankara

Aykut Giray

27 / Puan: 418

Yozgat

Lagari Alıntılar

28 / Puan: 412

İstanbul

Sadık İbrahim

29 / Puan: 410

İstanbul

Kerem Yüksel

30 / Puan: 401

İstanbul

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 01 saat 35 dakika kaldı.

Vlad Emir yazdı, 60 kez açıldı, henüz yorum yapılmadı.
3 Ara 17 17:00

Vlad Emir

Puan: 848

<B>Carl Schmitt: "Siyasal Kavramı" Değerlendirmesi</b><Br />
373184755639a1c56010c0a7047fe9881512306327

373184755639a1c56010c0a7047fe9881512306327

Alman hukuk profesörü ve siyaset kuramcısı Carl Schmitt(1888-1985), küçük bir tüccarın oğlu olarak Plettenberg, Westphalia'da doğdu. Berlin, Münih ve Strazburg'ta siyaset bilimi ve hukuk öğrenimi gördü, 1915'te mezun oldu. 1933'te Berlin Üniversitesinde profesör oldu ve aynı yıl Nazi Partisi'ne katıldı.

Bu eser en yeni klasik eser olarak tanımlanmaktadır. Klasik eserlerin özellikleri yazıldıkları zamanın ve mekanın ötesine geçebilmeleridir. Schmitt, siyasal kavramının çoğunlukla olumsuz biçimde, çeşitli kavramların karşıtı olarak kullanıldığını söylüyor. Örneğin; siyaset ve ekonomi, siyaset ve ahlak, siyaset ve hukuk. Schmitt'e göre siyasal kavramının tanımı ancak özgül siyasal kategorilerin keşfi ve saptanmasıyla mümkündür. Çünkü siyasal kavramının, insan düşüncesinin ve eyleminin çeşitli ve görece bağımsız alanları karşısında kendine özgü ölçütleri vardır. Siyasal kavramı bu nedenle, özgül anlamda her türden siyasal eyleme kaynaklık eden, kendine özgü nihai ayrımlarla tanımlanmak zorundadır. Ahlak alanındaki nihai ayrım iyi ve kötü, estetikte güzel ve çirkin, ekonomide yararlı ve zararlıdır. Siyasal kavramının tanımlanabilmesi için de böyle açıklayıcı ve basit bir ayrıma ihtiyaç vardır.

Schmitt, siyasal kavramını tanımlamakta kullanılabilecek siyasal ayrım olarak dost-düşman ayrımını gösterir. Dost-düşman ayrımının işlevi, bir bağın ya da ayrılığın, bir birleşme ya da ayrışmanın en uç yoğunluk derecesini ifade etmektir. Schmitt'e göre, dost ve düşman kavramlarının somut ve varoluşsal anlamlarıyla kavranması zorunludur, bu kavramlar metafor ya da simge olarak algılanmamalıdır. Dost ve düşman ayrımı diğer tüm ahlaki, estetik, ekonomik ya da diğer ayrımların kullanılmasına gerek kalmadan pratik ve teorik olarak varlığını sürdürebilir. Siyasal düşmanın ahlaki açıdan kötü, estetik açıdan çirkin olması gerekmez. Önemli olan, siyasal düşmanın öteki, yabancı olmasıdır. Düşman rakibimiz ya da genel anlamda hasmımız değildir. Düşman, antipatik duygularla nefret ettiğimiz kişisel hasmımız da değildir. Düşman sadece, gerçek bir olasılık olarak insanlardan oluşan bir bütün karşısında mücadele eden benzer bir bütündür.

Schmitt, bir devlette parti politikalarına ilişkin karşıtlıklar biricik karşıtlık haline gelmişse iç politikanın sınırına dayanıldığını söylüyor. Yani silahlı çatışmanın varlığı için dış politikanın dost düşman ikiliği değil, iç politikanın karşıtlıkları belirleyici hale gelmiştir. Siyasetten bahsedebilmek için gerekli olan mücadeleye dair gerçek olasılık, öylesi bir iç politika önceliğinde devletler arasındaki bir savaşta değil iç savaşta ortaya ortaya çıkar. Çünkü düşman kavramı, gerçek bir mücadele olasılığını gerektirir. Tıpkı düşman kavramında olduğu gibi mücadele kavramı da varoluşsal kökeni dikkate alınarak kavranmalıdır. Dolayısıyla mücadele kavramı, rekabet, "saf düşünsel" tartışma, insanların bir biçimde hep sürdüregeldiği simgesel "mücadele" anlamına gelmez; çünkü tüm insan yaşamı bir mücadele ve her insan mücadelecidir. Dost, düşman ve mücadele kavramları hakiki anlamlarını fiziksel öldürmeye dair gerçek olasılıkla kazanır. Savaş biçiminde yürütülen askeri mücadelenin kendine özgü stratejik, taktik ya da başka kuralları vardır.

Tüm bu kuralların yani savaşın varlığının koşulu ise, düşmanın kim olduğuna dair siyasal kararın varlığıdır. Savaşta düşmanlar doğrudan doğruya karşı karşıya gelirler ve üniforma aracılığı ile birbirlerinden ayırt edilebilirler. Bu nedenle dost-düşman ayrımı, askerlerin çözmek zorunda olduğu siyasal bir sorun değildir. Savaş siyasetin hedefi, amacı ya da içeriği değildir ama insanların davranışlarını ve düşüncelerini belirleyen ve bu yolla siyasal davranışa neden olan, gerçek bir olasılıktır. Savaş durumu kriz anının ifadesidir. Kriz anının istisnai varlığı, onun belirleyiciliğini ortadan kaldırmaz aksine ispatlar. Bu istisnai duruma karar veren de egemen olandır.

Siyasal olan, her halükarda daima kriz anına odaklanmış olandır. Kriz anına odaklanmış bir gruplaşma daima tayin edici insani bir gruplaşma, yani siyasal birliktir. Gerçekten  mevcudiyeti halinde tayin edici ve egemen olan da bu siyasi birliktir. Siyasi birlik ya dost-düşman ayrımını belirleyen ve bu anlamda egemen olan birliktir ya da siyasal birlik mevcut değildir.

Schmitt, dost-düşman ayrımı ortadan kalkarsa siyasal yaşamın da ortadan kalkacağını düşünüyor. Siyaseten var olan hiç bir halkın, kaderini tayin eden dost-düşman ayrımından kaçınamayacağını söylüyor. Ona göre, halkın bir kısmı artık hiçbir düşman tanımadığını ilan ederse, bu halk kesimi düşman safına geçmiş ve ona yardım ediyor demektir. Ama bu halde bile dost-düşman ayrımı ortadan kalkmış değildir. Eğer bir devletin yurttaşları kişisel düşmanları olmadığını iddia ediyorlarsa, bunda bir problem yoktur. Çünkü zaten bir bireyin siyasal düşmanı olamaz. Bu iddiayı dile getirenlerin söylemek istedikleri şey olsa olsa, varlık olarak bir parçası oldukları siyasal birlikten uzaklaşmak ve yalnızca bir birey olarak yaşamak istedikleri olabilir. Eğer bir halk siyasal varoluşun gerektirdiği çaba ve risklerden korkuyorsa onun yerine bu yükü taşıyacak, bu halkı "dış düşmana karşı" koruyacak ve böylece siyasi egemenliği ele geçirecek başka bir halk mutlaka bulunur. Bu durumda koruyucu halk, koruma ve itaat arasındaki ebedi ilişkiye dayanarak düşmanın kim olduğunu tayin edecektir. Bir halk her türden siyasal kararı almaktan vazgeçerek insanlığı saf ahlaki ya da saf ekonomik bir konuma getiremez. Bir halkın, siyasalın alanında kalma gücü ya da iradesi yoksa bu durum, siyasal olanın yer yüzünden kalkacağı anlamına gelmez. Ortadan kalkan sadece zayıf bir halktır.

Siyasal kavramının karakteristiğinden, devletler dünyasındaki çoğulculuk doğar. Siyasal birlik, düşmana dair gerçek bir olasılığı, yani varolan başka bir siyasal birliği gerektirir. Bu nedenle devlet kurumu var olduğu sürece, yer yüzünde hep birden çok devlet varolacaktır.

Schmitt'e göre tüm yeryüzünü ya da insanlığı kavrayan bir "dünya devleti" söz konusu olamaz. Siyasal dünya çoğul bir evrendir. Schmitt, devlet içindeki çoğulculukla kartışırılmamak kaydıyla, her devlet teorisinin çoğulcu olduğunu söyler. Siyasal birlik doğası gereği bütün insanlığı ve tüm yeryüzünü kapsar biçimde tekil bir birlik olamaz. Çünkü eğer tüm halklar, dinler, sınıflar ve diğer insan toplulukları aralarında herhangi bir çatı

Schmitt'e göre insanlık bir savaş yürütemez, çünkü en azından bu gezegende insanlığın bir düşmanı yoktur.İnsanlık kavramının kendisi düşman kavramını dışlar çünkü düşman da karşı tarafta insan olmayı sürdürmektedir. Bir devlet insanlık adına siyasal düşmanıyla savaştığı zaman bu savaş, insanlığın savaşı olmaktan ziyade, bir devletin, savaştığı düşmanı karşısında evrensel bir kavramı tümüyle tasarrufu altına alma savaşı anlamına gelir. Amacı düşmanı aleyhine kendisini bu evrensel kavramla özdeşleştirmek, kavramı sahiplenmek ve düşmanının bu kavrama dayanmasını engellemektir.

Sizce bu yazı dergimizin Ocak sayısında yayınlansın mı?
Mutlaka yayınlansın.
Yayınlansın.
Fark etmez.
Yayınlanmasın.
Bunlar da ilginizi çekebilir..