İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 35074

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8221

İstanbul

Sezer Emlik

3 / Puan: 7227

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7032

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 6035

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5036

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4934

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4497

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2958

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2457

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2176

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1797

İstanbul

Ali Osman Rothschild

13 / Puan: 1690

Ankara

Salieri Alt Tire

14 / Puan: 1636

İstanbul

Sıla Münir

15 / Puan: 1467

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1385

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1245

İstanbul

Reşit Akpınar

18 / Puan: 1153

Erzurum

Ali Turan

19 / Puan: 1151

İstanbul
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

21 / Puan: 1038

Ankara

Yamanduruş

22 / Puan: 1027

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1003

Erzincan

Mücahid Cesur

24 / Puan: 951

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 934

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 914

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 902

Yozgat

Müsemma Şahin

28 / Puan: 888

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 880

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 859

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 02 saat 20 dakika kaldı.

Yusuf Basat yazdı, 328 kez açıldı, 7 misafir olmak üzere 8 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
11 Ara 17 01:00

Yusuf Basat

Puan: 651

Bir Kaçış Hikayesi 

Geceyi yarıladıktan sonra gelen zihnin o uğultulu yorgunluğu, düşünceler uçurumundan bir kurtarıcı gibi uyumaya sürüklüyordu. Ne yapılması gerektiğini ve nasıl yapmam gerektiğini her ne kadar bilsem de, kafamdaki düşüncelerden biraz daha kaçıp yatağa öyle girmem gerektiğininde farkındaydım. Kaçmak, insana biçilmiş kutsal bir çözüm yolu. Ne uğruna ve nereye kadar olduğuna ise yine insan karar verir. Çünkü insan, doğası gereği hayatta daima kaçmak eylemini gerçekleştiren bir mahluk olmuştur. Bazen bir savaştan, bazen karanlıktan kaçıyoruz, kimi zaman ihanetten kaçarken, kimi zamanda yüzleşmekten kaçıyoruz. İnsan insanın aynasıdır derler, fakat insanoğlu kendisine iyi gelecek o aynadan daima kaçar. Çünkü kaçmak kısa süreli bir geride bırakma biçimidir.

Saat - 04:00 koca bir geceyi sabah etmenin verdiği rahatlıkla (rahatlık diyorum çünkü her gece olduğu gibi bu gece de görevimi layıkıyla yerine getirip acıtacak bütün düşüncelerden kaçmayı başardım) yatağa giriyorum. Bütün gece beni sıkıştırıp duracak olan düşüncelerden türlü türlü meşgulelerde bulunarak uzak durmayı başarıp kendimi rahatlatabildim. Göz kapaklarımın sallamaya başladığı isyan bayrakları da artık gönül rahatlığıyla uyuyabilecek olmamı onaylıyordu. Son bir sigara daha yatağıma, yastığıma, üstüme, ciğerlerime nüfus ettikten sonra kül tablası ile buluşurken bende aynı zamanda yatak ile birleşmeye ve soğuk kış gecesinde altına girdiğim yorganın hazzını yaşamaya başlamıştım. Bir çocuk edasıyla sağa sola dönüp yatağın sempatik gelen ılık yanını tenime değdirerek kendimi şımartıyorsun, sonra sol tarafıma yani duvara doğru dönüp sabit bir şekilde durup artık uykuya dalmam gerektiğini idrak ettim. İlk önce çok sevdiğim birkaç müziğin sözleri canlandı zihnimde, sonra tuttuğum takımın son maçta aldığı galibiyet, gün içinde arkadaşımın anlattığı bir olay, gittiğim kafedeki güzelliği ile müşteri çekebilen kasiyer kız derken birer birer canlanmaya başladılar zihnimde. Gözlerim kapalı bir şekilde alakasızca düşünüp uykuya dalmayı umut ediyordum. Ailemi, dostumu, kitapları, müzikleri, evi, işi yerini, gaddar patronumu, köşedeki caminin bahçesinde duran potin boyacısını düşündüm. Bunları düşünmeye devam ederken zaman akıp gidiyordu. Birden hala uyuyamadığımı fark edince sağ tarafıma dönüp orada uykuya dalmayı denemem gerekli diye düşündüm. Gözlerim kapalı uyumaya çalışıyor ve zihnimdeki düşünceleri kontrol ederek aza indirmiş olmanın sevinci ile yavaş yavaş süzülüyordum uyku ile gerçeklik arasında. Ne olduysa o anda oldu... bilimcim yeni uyanıp güne başlamış bir hava ile aydınlandı ve göz kapaklarım sanki benim kontrolümde değilmiş gibi usulca aralandı. Gözlerim açık karanlık bir tavana bakarken, kaçıp kurtulmak istediğim ne varsa bir bir aklımı istila etmeye başladı. Artık hiçbir sen kontrolüm altında değildi. Acısı ile hala yüzleşemediğim bir ölüm canlandı zihnimde ve bütün bir geceyi bu acının içinde kaybolarak geçirdim. Kaçtığım ne varsa bir bir yüzüme çarpıldı, korktuğum ne varsa teker teker ruhumu esir aldı. Hiç ama hiç beklemediğim bir gecenin sabahında ansızın karanlık bir köşe başında canı pahasına kaçan bir kedinin yakalanması gibi kıskıvrak yakaladı beni. Düşünceler... En derinlerime gömdüm desende daima gün yüzüne çıkmaya hazırdır, kaçtım kurtuldum desende her an seni yakalayabilecek güçtedirler, hayata daima gülümsüyor olsanda bununla kibirlenme çünkü sen düşüncelerinin izin verdiği kadar gülümseyebilirsin. Düşüncelerinde ki acı ne kadar azsa o kadar fazla gülümsersin, düşüncelerinin arasından gülmeyi bulamayanlar o kadar şanslı değillerdir çünkü onlar için gülümsemek kıymetli bir mücevher kadar değerlidir.

Geceyi yarıladıktan sonra gelen zihnin o uğultulu yorgunluğu, düşünceler uçurumundan bir kurtarıcı gibi uyumaya sürüklüyordu. Ne yapılması gerektiğini ve nasıl yapmam gerektiğini her ne kadar bilsem de, kafamdaki düşüncelerden biraz daha kaçıp yatağa öyle girmem gerektiğininde farkındaydım. Kaçmak, insana biçilmiş kutsal bir çözüm yolu gibi gözükse de kaçtığı halde düşüncelerine yakalanan insanlar buna bu gözle bakmazlar. Çünkü alışırsın. Ve bir kere düşünmeye alışırsan, gülüşünde kırıklıklar taşıyarak çıkarsın hayatın karşısına. Sonra uykularından uyanıp, odanda yapayalnız bir şekilde sigaranı yakarsın...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..