İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38780

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8828

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6911

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5707

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5507

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5249

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3475

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2606

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2504

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2036

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1657

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1487

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1397

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1363

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1275

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1079

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1073

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 984

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 22 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 410 kez açıldı, 14 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
9 Nis 15 04:00

Bulut Sever

Puan: 5507

Kara Tren Menzi̇le Gi̇derken

Arzu, hayatımızın temel güçlerinden biri, belki de en önemlisi. Yaptığımız her şeyin başlangıcında arzu vardır; ister yemek yiyelim, ister iş hayatında yükselmek isteyelim ya da daha soyut kavramlarla ifade edecek olursak, ister hakikate ermek olsun isteğimiz, ister din. Değişmiyor. Arzu hayattaki itici gücümüz bizim.

Her sabah yataktan kalkma sebebimiz arzu. Yüzümüzü yıkama, kahvaltı yapma ya da bir kahve ile geçiştirme sabahı, işe gitme sebebimiz arzu.

İstediğimiz için varız ve var olduğumuz için mütemadiyen isteme halindeyiz. Genel olarak yaşlılarda ve hastalarda bu arzu pek görülmez ve belki de hastaneleri ve mezarlıkları ziyaret etmeme sebebimiz, arzu duygusunun bir gün gelip çekip gidebildiğini görme korkusudur.

Eski zamanlara dair besin, barınma ve aile kurma gibi tatmin için temel isteklerin olduğu zamanları okumak, dinlemek şaşırtıyor insanları. Artık ne bu kadar az şeyle tatmin olabilecek benlikler var bu dünyada ne de bu kadar az şeye ulaşmak o kadar zor. Her şey ortada ve ulaşmak çok kolay. Yeter ki istemek olsun. İstedikçe ve elde ettikçe tatmin duygumuz azalacağına artıyor; istemeyi istemek başlıca bir arzu halini alıyor. İstemenin kaybolabilme ihtimalini dahi düşünmek korkutuyor insanları.

Mutlu olmanın şartı arzunun tatminine bağlı olmuş. Arzu ettiğimiz her ne ise, elde ettiğimizde mutluluğumuz da gerçekleşmiş oluyor. Her mecrada “sürekli istemelisin ve elde etmelisin” alt mesajı, bol ışıklı reklamlarla, gerçek olanın mutluluğumuzun yegâne oldurucusu olarak istemeyi ve devamlı istemeyi gösteriyor.

Mutluluğu elle tutulabilir, gözle görülebilir ve muhakkak somut bir ihtiyacı karşılayan şeylerde arayıp duruyoruz. Çoğu kez, kısa süreli hazlarla mutluğun kollarında unutulmaz zamanlar geçiriyor, tekrar istemeye başladığımız o anda, mutluluğun arayışı için yollar aşmaya başlıyoruz yeniden. Zira artık yine reklamlar bize bunu sunuyor, “Mutluluk sadece hakkın değil, aynı zamanda ödevin!” Birey hakkından vazgeçebilir değil mi fakat ödevler muhakkak yapılmalıdır.

Mutluluğa kavuşmak arzusunun artık bir ödev olduğu ve bu ödevi hızla mümkün kılacak her şeyin piyasada olduğu bir gerçek. Her şey öylece hızla akıp gitmekteki… Özellikle gençler, bu durumdan herkesten çok etkilenmekte. Onlar için, bir önceki ve daha önceki kuşaklara nazaran zaman çok daha hızlı akıyor. Bağlı oldukları sosyal mecralar vesilesiyle soyut mutluluk arayışları da anında karşılanıyor. Gönderileri beğeniliyor, beğenilmiyorsa yenisini gönderip beğendirebiliyorlar. Saçını sağa mı yoksa sola mı tararsa veya saçını hangi renge boyarsa mutlu olacağına, kimi severse ya da sevmezse aidiyetini tamamlayacağına, giyiminden kuşamına, akla gelebilecek, “kendisini kendi” yapacak her ne varsa artık “like”ler karar veriyor.

Arzu, tatmin, haz ve mutluluklar cepte!

***

Uzun bir yoldan kısa bir mektup beklemenin güzelliği nasıl anlatılabilir onlara…

***

Hayatta sadece yaşamak ve mecburi gereklilikleri karşılamak için duyulsa bu arzu denilen mefhum, geriye sadece donuk bakışlı insanlar kalacağını hayal edebilir miyiz yaşadığımız bu çağ için?

Herkesçe kabul edilebilir bir cümle yazalım: arzunun olmadığı bir dünya sönükleşir. Atlanılan nokta hiç arzu duymamak değil; aşırı arzu etmenin sürekli arzu etmeyi doğurmasından sebep, ıskalanmaması gereken noktaların ıskalanması.

Her çeşit arzusunu gerçekleştirebilecek bir insanın sevdiği bir yakınının amansız bir hastalığa duçar olması misal; genç bir insanın sevdiği eşini yine genç bir yaşta toprağa vermesi…

***

“Ne çok acı var!” diyordu Zarif şair…

***

Kıymetini bilmemiz gereken fakat modern çağın getirdikleri ile görmediğimiz ve hatta görmek dahi istemediğimiz o kadar çok değer var iken, günlük ve sıradan denilebilecek isteklerimizin sınırlı zamanlı tatmini bize sanki bunun hayatın gerçeği olduğu illüzyonunu yaşatmakta.

Her halükarda, doyumsuz bir canlı türüne dönüşmüş durumda insanoğlu. Nerede ve ne zaman ineceğini bilemediği bir trende giderken, her satıcıdan bir şey alma telaşında ve yükünü arttırmakta…

***

Sessizlik.

Uzaklardan bir ses: “Bir avuç toprak doyurur…”

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..