İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38799

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8834

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6912

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5711

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5507

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5251

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3476

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2609

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2504

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2037

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1658

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1487

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1397

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1363

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1275

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1079

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1073

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 984

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 04 saat 57 dakika kaldı.

Muhammed Emi̇r Yavuz yazdı, 355 kez açıldı, 19 misafir olmak üzere 20 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
14 Şub 18 09:00
Sıffi̇n'den Afri̇n'e

ee63d4e0581532c66a2d8a15c762ae931518596596

Ülkemizi içerden ve dışarıdan sömürmeye ve yıpratmaya çalışan, beynelmilel güçler tarafından finanse edilen teröristlere karşı sürdürülen Afrin operasyonu büyük bir başarı ile devam ediyor. Tabi bir toprağı küffardan temizlerken, her türlü namertlikleriyle karşımızda duran bu şer odaklarına karşı şehitler de veriyoruz. Cenab-ı Hak şehitlerimizin makamını ali, bizlere de şehit olmayı nasip eylesin.

Şehitlik makamını en iyi bilen ve şehit olabilmek için en ön saflarda savaşa gitmek için birbirleriyle yarışan bir millete bu konu yabancı değil elbette. ‘’Vatan sağ olsun’’ lafı; her türlü hamasetten, yapmacıklıktan uzak, içinde iman barındıran bir söylem olduğu açık. Lakin bazen, şehitlerimizin acılarını, geride bıraktıklarını ta yüreğimizde hissediyor oluşumuzdan veya hassas bir dönemden geçiyor oluşumuzdan mütevellit öfkemizi kontrol edemeyip, sözlerimizde ölçüyü kaçırabiliyoruz. ‘’Afrin’de sivil, çoluk çocuk kim varsa ölsün de bir şehit daha gelmesin’’ minvalinde sözler, Müslüman Türk kimliğinin bir özelliği olmadığı gibi, özünde yanlışlık ihtiva eden cümleler olarak karşımıza çıkıyor. ‘’Yanlışlık, tatbik-i nazariyattan ve mukteza-yı hali düşünmemekten çıkar’’ kaidesince; demek ki savaş ve şehit gibi mevhumları nazarımıza nasıl tatbik ettiğimizle alakalı bir yanlışlık ve mukteza-yı halin yani durumun, şartların neyi gerektirdiği ile ilgili bilgi eksikliğimiz olsa gerek, bize bu yanlış cümleleri kurdurtabiliyor. Bu tür cümlelerin zaten adaletle bağdaşmadığı bir yana, dünyadan bu kadar uzak olan adaleti tesis etmek için; hiçbir Müslüman, bir kralın boyunduruğu altında yaşamasın diye, her nereye gidilirse ilk götürülecek olan adalet olsun diye yüzyıllar boyu savaşmış bir millet olarak Afrin’de de, inşallah Membiç’te de bu tarihi sorumlulukla hareket etmek bizim asli vazifemizdir. Adil olmak, biz Müslümanları diğerlerinden ayrı kılan vasfımızdır. Milliyetimizin ve milletimizin fethettiği topraklara vurduğu en belirgin mühür adalettir. Hatta öyle ki; Adaletin tesisi için, "Birinin hatasıyla başkasının mesul olamayacağı" (Necm 38) ayeti müdafaa edilerek savaşlar ortaya çıkmıştır. Bunun en belirgin örneği sahabeler arasında yaşanan Sıffin savaşıdır.

Savaşın çıkış sebebi, bir konudaki içtihat (görüş) farklılığına dayanıyordu. Konu siyasî bir konu olduğu için de savaşla sonuçlandı. Yoksa içtihat farkı sırf ilmî olsaydı, kitap üzerinde kalmış olacaktı. Savaşa giden yol özetle şöyle gelişti:

Hz. Osman (r.a.) halifeyken Medine-i Münevvere’ye bir grup isyancı geldi. Uzun bir müddet Hz. Osman’ı (r.a.) kuşatma altında tuttuktan sonra, o grubun içinden birisi veya birileri Hz. Osman’ı şehit etti.

Bunun üzerine Hz. Ali (r.a.) halifeliğini ilân etti ve Hz. Osman’ın kàtilini aramaya başladı. Ancak o isyancı grup içinde bizzat kàtilin kim olduğu tespit edilemiyordu. O zaman Şam vâlisi olan Hz. Muaviye adalet-i izafiyeyi savunarak “milletin selâmeti için kulun hukuku feda edilir” demiş, o isyancı grubun tamamının cezalandırılmasını istemişti. Hz. Ali de (r.a.) adalet-i mahzâyı savunarak, “Hak haktır. Ferdin hukuku hiçbir şeye feda edilemez.” demiş, o isyancıların içindeki asıl kàtil veya kàtillerin tespit edilmesi için çalışmaları sürdürmüştü. Kàtilin tespiti gecikince rahatsızlık had safhaya vardı. Arada İslâmiyet'in zayıflığını isteyen fitnecilerin de körüklemesiyle iki tarafın ordusu karşı karşıya geldi. (https://sorularlaislamiyet.com/hz-ali-ve-hz-muaviye-arasindaki-siffin-savasi-ve-hakem-olayi-hakkinda-bilgi-verir-misiniz)

Konuyla alakalı Bediüzzaman’ın şu tespitlerini dikkate alıp, yazımızı sonlandıralım:

"Amma, Hazret-i İmam-ı Ali'nin Vak'a-i Sıffin'de Hazret-i Muaviye'nin taraftarlarıyla muharebesi ise, hilâfet ve saltanatın muharebesidir. Yani, Hazret-i İmam-ı Ali, ahkâm-ı dini ve hakaik-i İslâmiyeyi ve âhireti esas tutup, saltanatın bir kısım kanunlarını ve siyasetin merhametsiz mukteziyatlarını onlara feda ediyordu. Hazret-i Muaviye ve taraftarları ise, hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyeyi saltanat siyasetleriyle takviye etmek için azimeti bırakıp ruhsatı iltizam ettiler, siyaset âleminde kendilerini mecbur zannedip ruhsatı tercih ettiler, hataya düştüler." (Mektubat, 15.Mektup)

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..