İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 23014

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 7716

İstanbul

Bulut Sever

3 / Puan: 4327

İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 4078

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 3405

İstanbul
İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 2254

İstanbul

Ozan Bilican

8 / Puan: 1911

İstanbul

Sezer Emlik

9 / Puan: 1815

Bartın

Salieri Alt Tire

10 / Puan: 1580

İstanbul

Detroitli Kızıl

11 / Puan: 1555

İstanbul

Sıla Münir

12 / Puan: 1336

İstanbul

Osman Batur Akbulut

13 / Puan: 1327

Kırıkkale

Vlad Emir

14 / Puan: 1281

İstanbul

Mustafa Kılıç

15 / Puan: 1051

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

16 / Puan: 979

Ankara

Ali Turan

17 / Puan: 956

İstanbul

Mücahid Cesur

18 / Puan: 922

İstanbul

Ahmet Demir

19 / Puan: 824

İstanbul

Müsemma Şahin

20 / Puan: 808

İstanbul

Yamanduruş

21 / Puan: 763

Sakarya

Mesut Toprak

22 / Puan: 749

Ankara

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 733

Erzincan

Muharrem Morkoç

24 / Puan: 724

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 684

Ankara

Lagari Alıntılar

26 / Puan: 683

İstanbul

Alpay Gökçe

27 / Puan: 682

İstanbul

Ali Osman Rothschild

28 / Puan: 550

Ankara

Reşit Akpınar

29 / Puan: 544

Erzurum

Kumru

30 / Puan: 533

Adana

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 59 dakika kaldı.

Muhammed Emir Yavuz yazdı, 202 kez açıldı, 19 misafir olmak üzere 20 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
14 Şub 18 09:00
Sıffin'den Afrin'e
ee63d4e0581532c66a2d8a15c762ae931518596596

ee63d4e0581532c66a2d8a15c762ae931518596596

Ülkemizi içerden ve dışarıdan sömürmeye ve yıpratmaya çalışan, beynelmilel güçler tarafından finanse edilen teröristlere karşı sürdürülen Afrin operasyonu büyük bir başarı ile devam ediyor. Tabi bir toprağı küffardan temizlerken, her türlü namertlikleriyle karşımızda duran bu şer odaklarına karşı şehitler de veriyoruz. Cenab-ı Hak şehitlerimizin makamını ali, bizlere de şehit olmayı nasip eylesin.

Şehitlik makamını en iyi bilen ve şehit olabilmek için en ön saflarda savaşa gitmek için birbirleriyle yarışan bir millete bu konu yabancı değil elbette. ‘’Vatan sağ olsun’’ lafı; her türlü hamasetten, yapmacıklıktan uzak, içinde iman barındıran bir söylem olduğu açık. Lakin bazen, şehitlerimizin acılarını, geride bıraktıklarını ta yüreğimizde hissediyor oluşumuzdan veya hassas bir dönemden geçiyor oluşumuzdan mütevellit öfkemizi kontrol edemeyip, sözlerimizde ölçüyü kaçırabiliyoruz. ‘’Afrin’de sivil, çoluk çocuk kim varsa ölsün de bir şehit daha gelmesin’’ minvalinde sözler, Müslüman Türk kimliğinin bir özelliği olmadığı gibi, özünde yanlışlık ihtiva eden cümleler olarak karşımıza çıkıyor. ‘’Yanlışlık, tatbik-i nazariyattan ve mukteza-yı hali düşünmemekten çıkar’’ kaidesince; demek ki savaş ve şehit gibi mevhumları nazarımıza nasıl tatbik ettiğimizle alakalı bir yanlışlık ve mukteza-yı halin yani durumun, şartların neyi gerektirdiği ile ilgili bilgi eksikliğimiz olsa gerek, bize bu yanlış cümleleri kurdurtabiliyor. Bu tür cümlelerin zaten adaletle bağdaşmadığı bir yana, dünyadan bu kadar uzak olan adaleti tesis etmek için; hiçbir Müslüman, bir kralın boyunduruğu altında yaşamasın diye, her nereye gidilirse ilk götürülecek olan adalet olsun diye yüzyıllar boyu savaşmış bir millet olarak Afrin’de de, inşallah Membiç’te de bu tarihi sorumlulukla hareket etmek bizim asli vazifemizdir. Adil olmak, biz Müslümanları diğerlerinden ayrı kılan vasfımızdır. Milliyetimizin ve milletimizin fethettiği topraklara vurduğu en belirgin mühür adalettir. Hatta öyle ki; Adaletin tesisi için, "Birinin hatasıyla başkasının mesul olamayacağı" (Necm 38) ayeti müdafaa edilerek savaşlar ortaya çıkmıştır. Bunun en belirgin örneği sahabeler arasında yaşanan Sıffin savaşıdır.

Savaşın çıkış sebebi, bir konudaki içtihat (görüş) farklılığına dayanıyordu. Konu siyasî bir konu olduğu için de savaşla sonuçlandı. Yoksa içtihat farkı sırf ilmî olsaydı, kitap üzerinde kalmış olacaktı. Savaşa giden yol özetle şöyle gelişti:

Hz. Osman (r.a.) halifeyken Medine-i Münevvere’ye bir grup isyancı geldi. Uzun bir müddet Hz. Osman’ı (r.a.) kuşatma altında tuttuktan sonra, o grubun içinden birisi veya birileri Hz. Osman’ı şehit etti.

Bunun üzerine Hz. Ali (r.a.) halifeliğini ilân etti ve Hz. Osman’ın kàtilini aramaya başladı. Ancak o isyancı grup içinde bizzat kàtilin kim olduğu tespit edilemiyordu. O zaman Şam vâlisi olan Hz. Muaviye adalet-i izafiyeyi savunarak “milletin selâmeti için kulun hukuku feda edilir” demiş, o isyancı grubun tamamının cezalandırılmasını istemişti. Hz. Ali de (r.a.) adalet-i mahzâyı savunarak, “Hak haktır. Ferdin hukuku hiçbir şeye feda edilemez.” demiş, o isyancıların içindeki asıl kàtil veya kàtillerin tespit edilmesi için çalışmaları sürdürmüştü. Kàtilin tespiti gecikince rahatsızlık had safhaya vardı. Arada İslâmiyet'in zayıflığını isteyen fitnecilerin de körüklemesiyle iki tarafın ordusu karşı karşıya geldi. (https://sorularlaislamiyet.com/hz-ali-ve-hz-muaviye-arasindaki-siffin-savasi-ve-hakem-olayi-hakkinda-bilgi-verir-misiniz)

Konuyla alakalı Bediüzzaman’ın şu tespitlerini dikkate alıp, yazımızı sonlandıralım:

"Amma, Hazret-i İmam-ı Ali'nin Vak'a-i Sıffin'de Hazret-i Muaviye'nin taraftarlarıyla muharebesi ise, hilâfet ve saltanatın muharebesidir. Yani, Hazret-i İmam-ı Ali, ahkâm-ı dini ve hakaik-i İslâmiyeyi ve âhireti esas tutup, saltanatın bir kısım kanunlarını ve siyasetin merhametsiz mukteziyatlarını onlara feda ediyordu. Hazret-i Muaviye ve taraftarları ise, hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyeyi saltanat siyasetleriyle takviye etmek için azimeti bırakıp ruhsatı iltizam ettiler, siyaset âleminde kendilerini mecbur zannedip ruhsatı tercih ettiler, hataya düştüler." (Mektubat, 15.Mektup)

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..