İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 27758

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8030

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6471

İstanbul

Bulut Sever

4 / Puan: 4760

İstanbul

Sezer Emlik

5 / Puan: 4202

Bartın

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4156

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 3740

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 3601

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2286

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2063

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1784

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1674

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1599

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1386

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1350

Kırıkkale

Ferit Çaydangeldi

16 / Puan: 1014

Ankara

Ali Turan

17 / Puan: 1011

İstanbul

Lagari Alıntılar

18 / Puan: 957

İstanbul

Mücahid Cesur

19 / Puan: 939

İstanbul

Yamanduruş

20 / Puan: 869

Sakarya

Ahmet Demir

21 / Puan: 867

İstanbul

Müsemma Şahin

22 / Puan: 849

İstanbul

Mesut Toprak

23 / Puan: 840

Ankara

Ahmet Lalbek

24 / Puan: 820

Erzincan

Reşit Akpınar

25 / Puan: 779

Erzurum

Emre Keleş

26 / Puan: 778

Ankara
İstanbul

Muharrem Morkoç

28 / Puan: 751

İstanbul

Alpay Gökçe

29 / Puan: 728

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 677

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 19 dakika kaldı.

Yusuf Basat yazdı, 264 kez açıldı, 13 misafir olmak üzere 14 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
16 Mar 18 21:00

Yusuf Basat

Puan: 503

Sulak Mevsimler 

Her şey, her şey mi geçer? Diye sordum gözlerine bakarak ve gözleri, geçecek diye haykırdı. Duydum ve ruhumda hissettim o çığlığı. Çölün ortasında bir damla su ararcasına kaybettiğim yolumu bir çift gözde buldum. Neden veya nasıl olduğuyla ilgilenmeden daldım ve o vahadan içmeliyim dedim. Çünkü bakışlarında yatan çığlık, akşam karanlığı gibi çöktü yüreğime.

Bir kadın düşünün, sevdiğini en derinlerinde saklayıp orada yaşatan ve bakışlarının ardında koca bir hüzün saklayan bir kadın. Resmedemeyeceğim kadar gerçek, kelimelerle ifade etmekte zorlayan, gülüşün altında yatan kırıkları saklamakta güçlük çeken bir kadın. Normal bir zamanda herkes gibi ister ve bir an önce ona ulaşmak gayesi içerisine girebilirdim, lakin ona ulaşacak adımları tek bir bakışı ile geri iten bir kadın. Yüreğimde yanan alevleri bakışları ile dağladım, kalbimde kaynamakta olan suları hüznü ile taşırdım. O vahadan içebilsem her şey çok güzel olacak diye düşündüm ama vaha kurumamak için bir gölgeye ihtiyaç duymaktan ziyade, güneşi kendine siper edip çölün ortasında kendini kurumaya mahkûm etmişti. Esasen uzun uzun baktı gözlerimi kaçırdığım zamanlar da, baktığında ne düşündüğü ile ilgilenmeden sadece insanoğlunun güzel bakabildiğini bir kez daha anladım. İçimden bir yerlerden umut kafasını çıkardı, otur yerine! Diye bağırdım. Çünkü umudum ne zaman meydana çıksa bir şeyleri beklemeye koyuluyor ve güzel şeyler bir anda bozulacak kıvama geliyordu. Öyle hissizleştim ki, uzun zamandır umuduma dahi yabancılaşıp her şeyin geçici birer olgu dair beslediğim inancımı ayakta tutmakta zorlanıyorum. Fakat kadın, her ne kadar kendinden emin bir şekilde baksa da, arkasında sakladığı hüznüne bulaşmış bir çaresizlik hissi görülemeyecek kadar gizliydi. Gördüm, çünkü en başında bakışlarından yayılan çığlığı duydum. Neden veya nasıl baktığı ile değil, güzel bakışı ile ilgilendim. Bütün acılarına merhem olabilmek ümidiyle dokundum gözlerine, yanaklarından veya dudaklarından değil de yaralarından öpmek niyetiyle koştum ona, bütün dertlerini ve acılarını sırtlamak için bir kez baktım ona. Bunlara ihtiyaç duymayan hissizleşmiş bir duygu çerçevesinden o son bakışını gösterdi en zifiri akşam karanlığında. Oysa o karanlıkta Arnavut kaldırımlarını aydınlatan bir sokak lambasının şefkati ile dinledim gözlerini. Baktım, uzun uzun olabildiğince bir daha hiç bakmayacak olmanın burukluğu ile baktım ve aynı anda diktik bakışlarımızı er meydanındaki askerler gibi birbirimize. Her şey geçer ama benimle değil, dedi.

Her şey, her şey mi geçer? Diye sordum gözlerine bakarak ve gözleri, geçecek diye fısıldadı yalnızca. İşittim ve yüreğimde hissettim o derin fısıltıyı. Sulak mevsimleri karşılamak artık çok güç, çünkü gözlerimiz çetin yağmurlar barındırıyor kendi içinde. Umut, vazgeçme dedi, otur! Diye bağırdım. Bir devin uyanışı misali devirdiğim gözlerimi usulca yerden kaldırıp son kez dikim gözlerine.

“Başka bir hayatta olsak sana aşık olabilirdim…” diye fısıldadım, sonra umudumu çağırarak duymuştur diye beklemeye koyuldum.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..