İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 24284

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 7833

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 4620

İstanbul

Bulut Sever

4 / Puan: 4375

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 3595

İstanbul
İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 2689

İstanbul

Sezer Emlik

8 / Puan: 2556

Bartın

Ozan Bilican

9 / Puan: 1949

İstanbul

Salieri Alt Tire

10 / Puan: 1584

İstanbul

Detroitli Kızıl

11 / Puan: 1581

İstanbul

Vlad Emir

12 / Puan: 1402

İstanbul

Sıla Münir

13 / Puan: 1341

İstanbul

Osman Batur Akbulut

14 / Puan: 1334

Kırıkkale

Mustafa Kılıç

15 / Puan: 1170

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

16 / Puan: 988

Ankara

Ali Turan

17 / Puan: 969

İstanbul

Mücahid Cesur

18 / Puan: 927

İstanbul

Ahmet Demir

19 / Puan: 834

İstanbul

Müsemma Şahin

20 / Puan: 817

İstanbul

Yamanduruş

21 / Puan: 792

Sakarya

Ahmet Lalbek

22 / Puan: 751

Erzincan

Mesut Toprak

23 / Puan: 750

Ankara

Lagari Alıntılar

24 / Puan: 747

İstanbul

Muharrem Morkoç

25 / Puan: 735

İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 694

Ankara

Alpay Gökçe

27 / Puan: 683

İstanbul

Reşit Akpınar

28 / Puan: 598

Erzurum

Ali Osman Rothschild

29 / Puan: 559

Ankara

Aykut Giray

30 / Puan: 538

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 09 dakika kaldı.

Yusuf Basat yazdı, 181 kez açıldı, 11 misafir olmak üzere 12 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
16 Mar 18 21:00

Yusuf Basat

Puan: 454

Sulak Mevsimler 

Her şey, her şey mi geçer? Diye sordum gözlerine bakarak ve gözleri, geçecek diye haykırdı. Duydum ve ruhumda hissettim o çığlığı. Çölün ortasında bir damla su ararcasına kaybettiğim yolumu bir çift gözde buldum. Neden veya nasıl olduğuyla ilgilenmeden daldım ve o vahadan içmeliyim dedim. Çünkü bakışlarında yatan çığlık, akşam karanlığı gibi çöktü yüreğime.

Bir kadın düşünün, sevdiğini en derinlerinde saklayıp orada yaşatan ve bakışlarının ardında koca bir hüzün saklayan bir kadın. Resmedemeyeceğim kadar gerçek, kelimelerle ifade etmekte zorlayan, gülüşün altında yatan kırıkları saklamakta güçlük çeken bir kadın. Normal bir zamanda herkes gibi ister ve bir an önce ona ulaşmak gayesi içerisine girebilirdim, lakin ona ulaşacak adımları tek bir bakışı ile geri iten bir kadın. Yüreğimde yanan alevleri bakışları ile dağladım, kalbimde kaynamakta olan suları hüznü ile taşırdım. O vahadan içebilsem her şey çok güzel olacak diye düşündüm ama vaha kurumamak için bir gölgeye ihtiyaç duymaktan ziyade, güneşi kendine siper edip çölün ortasında kendini kurumaya mahkûm etmişti. Esasen uzun uzun baktı gözlerimi kaçırdığım zamanlar da, baktığında ne düşündüğü ile ilgilenmeden sadece insanoğlunun güzel bakabildiğini bir kez daha anladım. İçimden bir yerlerden umut kafasını çıkardı, otur yerine! Diye bağırdım. Çünkü umudum ne zaman meydana çıksa bir şeyleri beklemeye koyuluyor ve güzel şeyler bir anda bozulacak kıvama geliyordu. Öyle hissizleştim ki, uzun zamandır umuduma dahi yabancılaşıp her şeyin geçici birer olgu dair beslediğim inancımı ayakta tutmakta zorlanıyorum. Fakat kadın, her ne kadar kendinden emin bir şekilde baksa da, arkasında sakladığı hüznüne bulaşmış bir çaresizlik hissi görülemeyecek kadar gizliydi. Gördüm, çünkü en başında bakışlarından yayılan çığlığı duydum. Neden veya nasıl baktığı ile değil, güzel bakışı ile ilgilendim. Bütün acılarına merhem olabilmek ümidiyle dokundum gözlerine, yanaklarından veya dudaklarından değil de yaralarından öpmek niyetiyle koştum ona, bütün dertlerini ve acılarını sırtlamak için bir kez baktım ona. Bunlara ihtiyaç duymayan hissizleşmiş bir duygu çerçevesinden o son bakışını gösterdi en zifiri akşam karanlığında. Oysa o karanlıkta Arnavut kaldırımlarını aydınlatan bir sokak lambasının şefkati ile dinledim gözlerini. Baktım, uzun uzun olabildiğince bir daha hiç bakmayacak olmanın burukluğu ile baktım ve aynı anda diktik bakışlarımızı er meydanındaki askerler gibi birbirimize. Her şey geçer ama benimle değil, dedi.

Her şey, her şey mi geçer? Diye sordum gözlerine bakarak ve gözleri, geçecek diye fısıldadı yalnızca. İşittim ve yüreğimde hissettim o derin fısıltıyı. Sulak mevsimleri karşılamak artık çok güç, çünkü gözlerimiz çetin yağmurlar barındırıyor kendi içinde. Umut, vazgeçme dedi, otur! Diye bağırdım. Bir devin uyanışı misali devirdiğim gözlerimi usulca yerden kaldırıp son kez dikim gözlerine.

“Başka bir hayatta olsak sana aşık olabilirdim…” diye fısıldadım, sonra umudumu çağırarak duymuştur diye beklemeye koyuldum.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..