İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 18299

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 7281

İstanbul

Bulut Sever

3 / Puan: 4037

İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 2946

İstanbul
İstanbul

Mümin Yolcu

6 / Puan: 2121

İstanbul

Ozan Bilican

7 / Puan: 1756

İstanbul

Salieri Alt Tire

8 / Puan: 1540

İstanbul

Detroitli Kızıl

9 / Puan: 1402

İstanbul

Mustafa Karayel

10 / Puan: 1309

İstanbul

Sıla Münir

11 / Puan: 1282

İstanbul

Osman Batur Akbulut

12 / Puan: 1267

Kırıkkale

Vlad Emir

13 / Puan: 1064

İstanbul

Sezer Emlik

14 / Puan: 1006

Bartın

Ferit Çaydangeldi

15 / Puan: 946

Ankara

Mücahid Cesur

16 / Puan: 918

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 904

İstanbul

Müsemma Şahin

18 / Puan: 778

İstanbul

Ahmet Demir

19 / Puan: 727

İstanbul

Mesut Toprak

20 / Puan: 720

Ankara

Mustafa Kılıç

21 / Puan: 692

İstanbul

Ahmet Lalbek

22 / Puan: 687

Erzincan

Yamanduruş

23 / Puan: 686

Sakarya

Muharrem Morkoç

24 / Puan: 678

İstanbul

Alpay Gökçe

25 / Puan: 668

İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 591

Ankara

Kumru

27 / Puan: 529

Adana

Ali Osman Rothschild

28 / Puan: 526

Ankara

Lagari Alıntılar

29 / Puan: 510

İstanbul

Sadık İbrahim

30 / Puan: 462

İstanbul

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 48 dakika kaldı.

Mümtaz Fuat yazdı, 41 kez açıldı, 1 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
14 Nis 18 09:00
Oğluma Mektuplar - 17
a38651c7696fa6df9db1de6e9fb074a01523691418

a38651c7696fa6df9db1de6e9fb074a01523691418

Kıymetli Oğlum.

Müdavimleri haricinde pek bilinmeyen bir şiir şöyle başlar:

“Hadi bana sor

Sevmek bu kadar mı zor”

Sevmekten başka yok bildiğim bir yol.

En son vatanımızın işgal edilmesine yol olsun diye yapılan darbe girişimini müteakip yazmışım sana. Epey olmuş. Ondan önce de, önceki değil bir evvel ki Ramazan-ı Şerif ayında…

Zaman su gibi akıp diyorlarsa da sen aldırma; eğer zaman akıp gitseydi yerine yeni bir şey gelirdi. Anlar her an yaratılırken aslında, o anların içinde yaşar gibi yapıyoruz.

Uykudayız!

Sevgili Oğlum.

Sana yazmadığım son tarihten bu yana pek de bir şey değişmedi. Kendi küçük dünyamızda her zaman ki muhtelif sorunlarla boğuşmaya devam ediyoruz. Çok şükür! Hepimizin sağlığı yerinde... Gerçek saadet, mutluluk ve huzur vesilesi sahiden de bu değil midir zaten?

Hem ülkemizin içi hem etrafımız hem de dünya her daim olduğu ve devam edeceği üzere yangın yeri.

Bitmedi hiç. Bitmeyecek.

Biteceği süslü hülya ve rüyaları satmaya çalışan dışı şeker kaplı içi zehirli söylemlerden ve bu söylem sahibi kişi ve kurumlardan yılandan kaçar gibi kaç, sakın ola bulaşma!

Senin yaşlarındayken ben vatanımızda darbeler olmaya devam ediyordu. Babam bana bakıyor, çalışıyordu. Ekonomik krizler oluyor, dolar çok önem arz ediyordu hala olduğu gibi… Ben oynuyordum. Babam ekmek alıyordu. Bakkala veresiye yazdırıyordu. Bakkallar vardı. NASA yeni uzay programları deniyor, yeni nesil uzay mekikleri göndermeye hazırlanıyordu dış uzaya. Ekonomik ve siyasi krizler olmaya devam ediyordu. Ben eski ama çok hoş bol desenli halının üzerinde oturup oynarken Saba marka renkli televizyon izliyordum sobanın yanında. Babam teknoloji meraklısıydı o zamanlar da. Tek kanal TRT’ye bakarken ilk hatırlarımı beynime kazıyordum: Challenger uzay mekiği kazasının görüntülerini ve ilk sivil astronotların ölümünün görüntüleri… Şimdi sen küçüksün; başka uzay mekikleri, uzaya çıkıp tekrar yere inen roketler, feza araştırmaları, buluşlar vs… O zamanda ülke için suni gündemlerle milletimiz uyuşturulmaya devam ediyordu. Krizlerin adı değişti, yöntem ise hiç değişmedi.

Üzülerek arz etmek isterim ki bütün çabalara rağmen bu devleti “BİZ” kurmadık. Şu hususa bana itimat etmeni isterim; derin devlet dedikleri mefhumunun da derininde İngilizler vardır bu topraklarda. İngiliz adı altında hem kendileri hem de günümüz adı ile ifade etmek gerekirse belki adına “Küresel Sermaye”ye de diyebiliriz.

Ne yapalım peki diye soracak olursan…

“Yanında kal!” Kimlerle? Kurtulanların yanında…

Ehli Sünnet Âlimlerinin işaret buyurdukları yoldan yönünü çevirmeden ilerlersen, ilerleyenlerin olduğu tarafta tarafını değiştirmez isen rahat eder, kurtuluşa erersin.

Elbet konuşacak mevzularımız bitmez. Bitmemeli de. Bir kılavuz hattı olarak bunları not düşüyorum sana.

Beni biliyorsun.

Bir kördüğüm var Oğlum.

Konuşmalıyız.

Sizce bu yazı dergimizin Mayıs sayısında yayınlansın mı?
Mutlaka yayınlansın.
Yayınlansın.
Fark etmez.
Yayınlanmasın.
Bunlar da ilginizi çekebilir..