İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 24284

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 7833

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 4620

İstanbul

Bulut Sever

4 / Puan: 4375

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 3595

İstanbul
İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 2689

İstanbul

Sezer Emlik

8 / Puan: 2556

Bartın

Ozan Bilican

9 / Puan: 1949

İstanbul

Salieri Alt Tire

10 / Puan: 1584

İstanbul

Detroitli Kızıl

11 / Puan: 1581

İstanbul

Vlad Emir

12 / Puan: 1402

İstanbul

Sıla Münir

13 / Puan: 1341

İstanbul

Osman Batur Akbulut

14 / Puan: 1334

Kırıkkale

Mustafa Kılıç

15 / Puan: 1170

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

16 / Puan: 988

Ankara

Ali Turan

17 / Puan: 969

İstanbul

Mücahid Cesur

18 / Puan: 927

İstanbul

Ahmet Demir

19 / Puan: 834

İstanbul

Müsemma Şahin

20 / Puan: 817

İstanbul

Yamanduruş

21 / Puan: 792

Sakarya

Ahmet Lalbek

22 / Puan: 751

Erzincan

Mesut Toprak

23 / Puan: 750

Ankara

Lagari Alıntılar

24 / Puan: 747

İstanbul

Muharrem Morkoç

25 / Puan: 735

İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 694

Ankara

Alpay Gökçe

27 / Puan: 683

İstanbul

Reşit Akpınar

28 / Puan: 598

Erzurum

Ali Osman Rothschild

29 / Puan: 559

Ankara

Aykut Giray

30 / Puan: 538

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 05 dakika kaldı.

Yusuf Basat yazdı, 77 kez açıldı, 5 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
23 Ağu 18 01:00

Yusuf Basat

Puan: 454

Kayıp

Her şey duyguyu sonlandırmakla başladı. Samimi gelen hissin bir düşman cephesine dönüştüğünü gördüğümüz gün.

Bundan iki sene öncesi, esintili ve mahur bir Ağustos günün yeşilliği içerisinde… Uğruna, savaş verdiğim kadim bir insanın arayışını sürdürdüğüm bir Ağustos günü. Değişen ve eksilen zerre bir şeyin olmayışı gibi, tıpkı o gün olduğu gibi, yeşillikler içerisinde savaşın ana kaynağını aradığım o Ağustos’un günü. Fakat şimdilerde o yeşilliğin içerisindeki arayışım kendi benliğimi bulma ümidinden başka bir şey değil. İnsan kendisinden başka kimi ararsa, şüphesiz kendini o yolda kaybeder. Kaybettim… Fikrimi, zikrimi, kadim duygularımın onurunu, her şeyden önemlisi zihnimi… Kaybettim. Uğruna feda edebileceğim ne varsa, adadım. Uğruna heba edebileceğim ne varsa, ettim. Uğruna kaybedebileceğim ne varsa, kaybettim. Şimdilerde o Ağustos gününe dönüp baktığımda, geçmişten bu günüme yayılan o gururlu umudumun sıcaklığı altında serinlemekten başka bir şey yapamadığımı görüyorum. Görüyorum, her şeyden önemlisi yaşamam gereken ne varsa, ilkokul sıralarındaki çekingenlik altında ezilişim gibi ezildiğini görüyorum. Ben münzevi bir kalem oynatıcısı, huzurlarınıza huzursuzluğumu yayıyorum… Bitmek tükenmek bilmeyen bir savaşın içerisinde geleceğime ışık tutacak olan umudun eskimeyişi, şüphesiz ayakta kalmamın en güçlü sebeplerindendir. Bu gün o umudun aralığından kendime fısıldadım usulca. Bir kadının boynuna, bir bebeğin kokusuna, bir annenin şefkatine sokulur gibi, her şeyden habersiz ve bir o kadarda merhametli… Artık karşımda başka bir insandan ziyade, kırılacak kalbi olan bir ben duruyorum. İnsan, kendi kalbini kırabiliyormuş, bir yolda hassaslaştırınca…

Her şey duyguyu sonlandırmakla başladı. Sahte bir duyguyu kendi cephemizde gördüğümüz gün. Şimdilerde kendime sorduğum tek sual; ‘ben kimim?’ ellerimden alınandan başka…

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..