İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 37124

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8559

İstanbul

Sezer Emlik

3 / Puan: 8012

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7299

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 6566

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5500

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5417

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4975

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3127

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2546

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2313

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1942

İstanbul

Salieri Alt Tire

14 / Puan: 1797

İstanbul

Ali Osman Rothschild

13 / Puan: 1718

Ankara

Sıla Münir

15 / Puan: 1640

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1549

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1337

İstanbul

Ali Turan

19 / Puan: 1320

İstanbul

Reşit Akpınar

18 / Puan: 1305

Erzurum
İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1213

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1210

Sakarya

Ferit Çaydangeldi

21 / Puan: 1179

Ankara

Müsemma Şahin

28 / Puan: 1031

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1026

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 1026

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 1015

Yozgat

Mücahid Cesur

24 / Puan: 1002

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 974

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 960

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 04 saat 00 dakika kaldı.

Payitaht İstanbul yazdı, 305 kez açıldı, 34 misafir olmak üzere 35 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
10 Nis 19 17:00
İslam Modernizmi ve Selefilik Bize Neyi Dayatıyor!
492973f4e7a29c5dec34f4ddbb48482a1554903133

492973f4e7a29c5dec34f4ddbb48482a1554903133

Zor bir zaman diliminden geçiyoruz… Yaşamış olduğumuz bu garip zaman dilimine kısaca “Âhir Zaman” deniliyor…

Hak ve Hakikate dair her ne varsa, hâlâ ilk günkü gibi saf ve berrak duruyorken, kimi illüzyonist ve sihirbazlar yaptıkları el çabukluğu ile bu hakikatleri perdelemeye çalışıyorlar…

Sadece gençlerimizin değil, belki de birçoğumuzun kafası biraz karışık… Bir yanda siyasetin hızlı atmosferi ve yoğun gündemi, diğer yanda gevşeyen din anlayışımız… Her geçen gün, kulluğumuz biraz daha dumûra uğratılıyor…

Bir yanda Modernist Hocaların “İslam Dinini Yeniden Keşfeden” garip halleri, diğer yanda kendilerine selefi deyip, Selef ulemamızın çizgisini ıskalayan ve Müslümanları İslam dairesinden zorla atmaya çalışan gerçek Müslümanlar!

14 asırdır ümmeti Muhammedin ana gövdesini oluşturan Ehl-i Sünnet ’in / Sevadı Azam’ın yolu ise ya sahipsiz yâda garip gibi… Canhıraş bir şekilde bu ana gövdeyi tüm Bid’at Fırkalara karşı savunan Hocalarımız ve ulemâmızın gayretleri ise bir yere kadar galiba…

14 asırdır ümmeti Muhammedîn üzerinde yürümüş olduğu bu geniş yol, artık öyle yâda böyle birilerine dar geliyor!

Ehl-i Sünnete burun kıvıran, bu yolu hafifleyen ve her fırsatta eleştiri tahtasına oturttuğu bu ana gövdeye nişan alıp ateş etmekten haz alan bu iki “Popüler / Güncel” akıma değinmek istiyoruz…

●Selefilik ve Modernizm…

Okuyan / Araştıran veya dini ilimlere meraklı olan insanımızı ve özellikle de gençlerimizi bekleyen bu iki tehlike bize neleri dayatıyor?

Bir birine zıtmış gibi duran bu iki farklı Fırka’nın bazı ortak özelliklerini dile getirdiğimizde, bize dayatılan birkaç hususu da faş etmiş olacağız…

1) Bu iki Bid’at Fırka’nın ana paradigması şu şekilde işliyor;

“Ümmeti Muhammed tarih içerisinde yoldan çıkmıştır. Yaşanan bunca yenilgilerin sebebi, İslam dininin yanlış anlaşılıp doğru yaşanmamasından kaynaklanmaktadır... Müslümanların tekrardan eski izzet ve ihtişamlarına kavuşmalarının tek yolu; Müslümanların tarih içerisinde oluşturmuş oldukları her ne varsa onları bidat (Selefilerin iddiası) veya tahrif (Modernistlerin iddiası) edilmiş değerler olarak görüp, bu oluşturulan Değerleri / Kültürü / Medeniyeti / Müktesebatı ve Tarihi inkâr ederek hatta onlarla savaşarak, “Selefi Salihin” denilen ilk üç neslin yaşadığı döneme yani Asr-ı Saadete tekrardan geri dönmek!

Peki, Selefilerin ve Modernistlerin Bu iddialarını gerçekleştirebilmeleri için önlerindeki en büyük engel nedir?

Ümmet Muhammedin kahir ekseriyetinin amel ettiği ve benimsediği İtikâdi ve Fıkhi mezheplerimizdir!

Mensup olduğumuz Mezheplerdeki yaşanabilecek gevşekliklerin açacağı boşluğu bu iki Bid’at fırkanın çok rahatlıkla doldurabileceğini akılda tutmak lazım….

2) Mezhep (sistem) karşıtı söylemler…

Selefilerle Modernistlerin bir diğer ortak özellikleri ise; Mezheplere karşı olan alerjileri!

Bir selefi için mezhep; Asr-ı Saadetten sonra ortaya çıkmış Bid’at bir oluşumdur! Mezhebin doğrusu yada yanlışı olmaz! Çünkü mezhepler, ne Peygamber (a.s) nede Sahabe döneminde görülmemiştir. Dolayısıyla herhangi bir mezhebe intisap, Asr-ı Saadetten uzaklaşmaktır!

Modernistlerin ise Mezheplere karşı çıkışının ana sebeplerinden biri, “Ulema ve Fukâha’nın” İslam dinini zorlaştırdıkları, dinde olmayan hükümleri bir şekilde dine ekledikleri ve yaptıkları içtihatlarda dini kendi tekelleri altına almalarıdır!

3) İçtihad Yapma Arzusu!

Hicri 4. Asırda kapanan mutlak içtihad kapısı, malum iki kesim tarafından zorlanarak açılmaya çalışılıyor…

Zaten bu iki Bid’at fırkanın; Müslümanların yaşadığı Tarihi yok sayıp preslemeleri, bununla birlikte mezhepleri de inkâr ederek her konuda içtihad yapma arzuları, Modernist ve selefileri birleştiren ortak paydalardan birini daha oluşturuyor…

Bununla birlikte Modernistlerle selefilerin ayrıştığı ve zıtlaştığı birçok hususta var. Mesela bunlardan birisi; Modernistler genel olarak hadisi şerifleri dinde delil kabul etmezler. Selefiler ise hadisi şerifler konusunda Modernistler’den ayrılarak Hadisi şeriflere önem verip dinde delil kabul ederler. Ancak kimi selefilerin de Allah’ın selbi sıfatlarını anlatan Hadisi şerifleri mutlak bir şekilde zahirine yorumlayıp tescim ve teşbih çukuruna düşerek ayrı bir arızaya kapı aralıyorlar!

Özetle söyleyecek olursak:

Üzerinde bulunduğumuz Ehl-i Sünnet ve-l Cemaat zemininde yaşanabilecek herhangi bir kayma ve sapma, bizleri bu ve benzeri Bid’at Fırkaların çukuruna düşme veya onların fikirlerine kapı aralama yanlışlığına sürükleyecektir!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..