İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 29710

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8068

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6634

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 4838

Bartın

Bulut Sever

5 / Puan: 4820

İstanbul

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4398

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 3981

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 3696

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2415

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2220

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1866

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1710

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1612

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1410

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1355

Kırıkkale

Ali Turan

16 / Puan: 1039

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

17 / Puan: 1023

Ankara

Lagari Alıntılar

18 / Puan: 1012

İstanbul

Mücahid Cesur

19 / Puan: 941

İstanbul

Ali Osman Rothschild

20 / Puan: 909

Ankara

Reşit Akpınar

22 / Puan: 901

Erzurum

Yamanduruş

21 / Puan: 901

Sakarya

Ahmet Demir

23 / Puan: 878

İstanbul

Müsemma Şahin

24 / Puan: 862

İstanbul

Ahmet Lalbek

25 / Puan: 855

Erzincan

Mesut Toprak

26 / Puan: 846

Ankara
İstanbul

Emre Keleş

28 / Puan: 804

Ankara

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 763

İstanbul

Alpay Gökçe

30 / Puan: 729

İstanbul

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 01 saat 13 dakika kaldı.

Payitaht İstanbul yazdı, 115 kez açıldı, 9 misafir olmak üzere 11 kişi beğendi, 20 yorum yapıldı.
30 Nis 19 17:00
Kutsal Yolculuk
5fa90caebd00476bfebf37c28bc289391556634490

5fa90caebd00476bfebf37c28bc289391556634490

Mekke ve Medine'ye bir Umre ziyaretimiz oldu.

Allah c.c) ve Efendimiz s.a.v)'in misafiri olduk.

Mescid-i Nebevi ayrı güzel, Kabe'yi Muazzama ayrı güzel.

Yönetimden kaynaklanan Her türlü olumsuzluk ve eksikliğe rağmen, Kesinlikle fırsatını bulup gitmek lazım...

İlk durağımız sevgililer sevgilisine, Efendiler Efendisine oldu.

Mescidi Nebevi çok güzel. Mescidin Yeşil Kubbesi, Efendimizin yeşil sarığını temsil ediyor.

Efendimiz hâlâ yeşil kubbenin altında ümmetinin dertlerini dinliyor.

Efendimizin gerçekten ölmediğini görebiliyorsunuz...

3819895258f28d856311fdce4621bcb01556634520

Bir çok ülkeden gelen Müminler Efendimize derdini anlatmaya gelmiş gibi.

Efendimiz ise Hane-i Saadetlerinde kendisine gelen müminleri teskin ediyor.Namaz vakti öncesi bekleşen müminler, sanki Efendimiz a.s) mihraba geçip namaz kıldıracakmış gibi bekliyorlar.

Namaz vakti öncesi bekleşen müminler, sanki Efendimiz a.s) mihraba geçip namaz kıldıracakmış gibi bekliyorlar.

Evet, Efendimiz hâlâ Sağ...

Mescidin İçinde bulunan Ashabı Suffa hâlâ hınca hınç dolu. Efendimiz s.a.v) ise Suffe Ashabına gözü gibi bakmaya devam ediyor.

Ebu Hureyre r.a) ise hâlâ Efendimizden bir hadis daha rivayet etmek için pür dikkat Efendimizi izliyor.

Mescidi Nebevi'de Ashabın ruhları saf tutuyor...

Hz Ebu Bekir ve Hz Ömer tüm vakarıyla Efendimizin s.a.v) yanında ayakta bekliyor.

Efendimizi selamlamaya gelenler Ebubekir r.a) ve Ömer'i r.a) dualarına katarak şeref kazanıyorlar.

Selamlamayı bitiren misafirler, heybelerinde Efendimizin şefkati Sıddıkın sadakati ve Faruk'un adaleti ile dönüyorlar...

Hz Aişe Annemiz Hücre-i saadet içerisinde, perdenin hemen arkasında dünyadan gelen tüm Müminlere Efendimizin hayatından dersler anlatmaya devam ediyor.

Efendimizi ise hâlâ kimseyle paylaş(a)mıyor diğer annelerimize karşı hâlâ kıskanç.

Hatice Annemiz ise Efendimizi Mekkede bekliyor...

Mescidi Nebevi her Namaz vakti toplamda 1 milyon Mümini bağrına basabiliyor.

Mescidin avlusu başka güzel. Kimisi namaz kılıyor, kimisi Kur'an okuyor, kimisiyse melül melül Yeşil Kubbeyi seyrediyor.

Tüm bu güzellikler Mescid sınırları içerisinde, Dışarı çıkınca rüya bitiyor...

Medine'yi Münevvere elimizden çıktıktan sonra (1919), şehrin yüzü hiç GÜLmemiş.

Efendimizin Gül şehri, Beton şehrine dönmüş maalesef.

Mescidi Nebevinin etrafını çepeçevre kuşatan yüksek oteller, Mescidin üzerine bir Heyula gibi çökmüş durumda...

Medine'de ne yeşillik, ne mimari nede tarih kalmış. Mescidi Nebevi şehre nefes aldırıyor resmen... Efendimizin varlığı Şehri hala münevver kılıyor.

Nefes almak için Efendimizin mescidine sığınıyoruz, Mescidin iç sınırları başka bir dünya, dış sınırları başka bir dünya...

Cennetül Baki mezarlığını düzleyen Suud Vahhabileri, otellerin boyunu yükseltebildikleri kadar yükseltmişler.

Toprağın altında yatan sahabeye hürmet etmeyin, onlardan medet ummayın diyen Suudlar, sabah akşam Amerika'dan medet umma zilletine duçar oldular...

Bir gece vakti Uhud'a gittik. Efendimizi Mekke müşriklerinden koruyan yarığı ziyaret etmek istedik.

Efendimizi bağrına basan Yarık, Suud yönetimi tarafından betonla kapatılmış ve etrafına demir teller örülmüş.

Ama Yarık içerisinden gelen Efendimizin kokusunu hâlâ engelleyememişler...

Uhud şehitliğini ziyaret ettik. Hz Hamza'ya, Musab bin Umeyr'e ve Şehid olan 70 sahabeye selam verdik.

Şehitlikten Muhteşem bir koku geliyor. Okçuların terk ettiği Ayneyn tepesine çıktık. Efendimizin sözlerinin dünyadaki tüm ganimetlerden daha değerli olduğunu daha iyi fark ettik...

Hendek'i ziyarete gittik ama Hendekler çoktan kapatılmış, artık üzerinden otoban geçiyor.

Efendimizin ve ashabının 1 ay boyunca, karınlarına taş bağlayarak kazdıkları kilometrelerce Hendek yolunu kapatan Suudlar, Efendimize ve ashabına ait olan bir hatırayı daha silmiş oldular...

Efendimizin şehrinde, Mescidi Nebevi dışında Efendimize ve Ashabına ait hiç bir hatıra ve tarihi yapı bırakılmamış.

Osmanlı izleri bile silinmiş. Osmanlı bakiyesi olan Osmanlı tren istasyonu ve Amberiye mescidini ise neden yık(a)mamışlar hala anlamış değilim...

Medine'den ayrılma vakti geldi. Tüm kafile hüzünlü. Efendimize nasıl veda edeceğiz?

Son Selamlamayı yapmaya gidiyoruz. Adım adım Efendimize yaklaşıyoruz ve Son selamlama!

Kimisi küçük çocuklar gibi bir sütunun arkasına çekilip ağlıyor kimisiyse ağladığının bile farkında değil...

Efendimizle zorda olsa vedalaştık.

Bembeyaz ihramlarımızı giydik.

Helal olan şeylerde artık bize haramdı.

Kabe'yi Muazzama'ya doğru yol alıyoruz.

Lebbeyk seslerimiz, bizden önce Kabe'nin duvarlarını selamlıyor.

Hacerul Esved tüm vakarıyla bizi bekliyor...

Yol bitiyor ve Mekke'yi Mükerrem'ye giriş yapıyoruz. Herkeste çocuksu bir heyecan. Kabe'yi Muazzama'ya kavuşmaya çok az kaldı.

Otellerin yüksekliği başımızı döndürüyor, nereye baksak birbiriyle yarışan yüksek yüksek oteller.

Kiminin Şevki kırılıyor, kimisi otelleri görmüyor bile...

Kabe'yi ilk görenlerin yapacağı dualar geri çevrilmezmiş.

Kafamız ayak uçlarımıza mıhlanmış, bebekler gibi emekliyoruz.

Kafile hocalarının "kimse kafasını kaldırmasın, çok az kaldı" uyarısı Kabe'yi görme arzusunu dahada kamçılıyor.

Ve bir ses duyuyoruz "Kaldırın Başınızı!"...

Kabe'yi Muazzama bütün ihtişamıyla kendisine gelen misafirleri karşılıyor.

Hacerül Esved'in önü hınca hınç dolu. Mültezem'e yapışan müminler kopmak bilmiyor.

Ve Altın Oluk'un Ayrı bir güzelliği var. Türkiye'nin kıble istikameti. Türkiye'den gelen müminleri cezbediyor...

Kabe'nin etrafı devasa yapılarla işgal edilmiş. Kabe'yi Muazzama dışında kalan tüm tarihi yapılar, yükselen otellerin altında kalmış.

Efendimizin İslamı ilk tebliğ ettiği Ebu Kubeys tepesi'nin üzerinde yükselen oteli görünce kolumuz kanadımız kırıldı.

Mekke'ye ihanet edilmiş...

Hira Nur dağına çıktık ve Efendimizin inzivaya çekildiği mağarada namaz kıldık.

Efendimiz Hira'dan Kabe'yi seyrediyordu. Bizde seyretmek istedik Ancak Zemzem Tower denilen ucubeden başka bir şey göremedik.

Kabe'nin hürmeti hiç bir dönemde bu kadar çiğnenmemişti...

İngilizler Mekke ve Medineyi kime teslim edeceklerini gayet iyi biliyorlarmış.

Bu Kutsal şehri Arapların asillerine değil de bedevi kısmına vermekteki ısrarlarını şimdi daha iyi anladım.

Çöl Bedevilerine medeniyet üretmiş 13 asırlık şehirleri yağmalasınlar diye teslim ettiler..

Sayılı günler çabuk geçti. Kabeyi Muazzama'ya da veda vakti geldi.

Son Veda Tavafı sarstı bizi.

Başka tavaf olmayacaktı artık. Kabeyi son görüşümüz, Hacerül Esve'de son selam verişimiz, Altın oluğa son bakışımızdı.

Efendimizin Mekke'den çıkartılırken ki ruh hali bizi çepeçevre kuşattı...

Umre yolculuğunda donanımlı Hoca çok önemli. Kutsal beldeyi size yaşatması lazım. Gittiğimiz Umre turu güzeldi Ticari kaygılarına set çekip Allahın rızasına talip olduklarına şahit olduk.

Bazen "Meşhur" hocaların veremediği manevi havayı "Meçhul" Hocalar büyük bir samimiyetle verebiliyordu...

Umre’ye daha gitme fırsatı olmayanlar niyetlerini tazelesin ve en yakın zamanda bu kutsal beldelere gitme şerefine nail olsunlar.

Bu beldeler suudların değil ümmetin ortak mirasıdır. Asla Mekke ve Medineyi onların tekeline bırakmamalıyız...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..