İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 33691

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8182

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6951

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 6685

Bartın

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5461

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 4979

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4610

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4268

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2706

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2406

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2026

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1781

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1626

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1450

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1373

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1170

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1122

İstanbul

Reşit Akpınar

18 / Puan: 1074

Erzurum
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

20 / Puan: 1031

Ankara

Yamanduruş

21 / Puan: 1000

Sakarya

Ali Osman Rothschild

22 / Puan: 962

Ankara

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 961

Erzincan

Mücahid Cesur

24 / Puan: 943

İstanbul

Ahmet Demir

25 / Puan: 908

İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 903

Ankara

Müsemma Şahin

27 / Puan: 880

İstanbul

Muharrem Morkoç

28 / Puan: 858

İstanbul

Mesut Toprak

29 / Puan: 853

Ankara

Aykut Giray

30 / Puan: 836

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 01 saat 55 dakika kaldı.

Payitaht İstanbul yazdı, 98 kez açıldı, 17 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
22 Ağu 19 09:00
Asrı Saadetten Günümüze Kiliseler Havralar Sinagoglar -1-
4431f7a09ac4578f0818e39df284ea2f1566459153

4431f7a09ac4578f0818e39df284ea2f1566459153

Kilise temeli atılırken Başkan Erdoğan'ın "Ya Allah Bismillah" sözü tepkilere neden oldu. Erdoğan'ı sadece hatalarını araştırmak için takip eden fanatikler için bulunmaz bir fırsat. Sevenleri ise keşke demeseydi dedi ve üzüldü.

Peki tarih boyunca kilise, havra ve sinagoglarla ilgili nasıl bir süreç yaşadık?

Beni bilenler bilir, Erdoğan'ı bir çok konuda çok şiddetli bir şekilde eleştirmiş ve karşı çıkmış birisiyimdir. Benim paradigmam şu şekildedir; doğru yaptığında savunmak yanlış yaptığında ise yanlışının ağırlığına göre itiraz etmek ve uyarmak

Hiç bir dönem at gözlüğü takmadım!

Hiçbir parti ile iltisakım / ilişkim veya yakınlığım olmadı, olamazda. Muhafazakarları temsil ettiğini iddia ettiği için ise en çok Ak Parti'yi eleştirmişimdir. Erdoğan'ı ise parti üstü görüyorum, samimiyetine inanıyor, doğru yaptığı müddetçe destekliyorum.

*Taassuptan

*Körü körüne bir şeye bağlanmaktan

*Kulaktan dolma bilgilerle konuşmaktan

*Partizanlıktan

*Her türlü aşırılıktan

*Olaylara miyop yaklaşmaktan Allah'a sığınırım

Buna rağmen insanların ön yargı ile yapıştırdıkları etiketlerden kurtulamamanın çilesini de çekmekteyim

Gelelim kilise meselesine

Asrı saadetten bugünü kadar Müslümanlar, Elleri altındaki zimmilerin (Hristiyan-Yahudi) özellikle de mabetleri (kilise, havra, manastır) ile alakalı meselede nasıl bir yöntem izlediler? Dünden bugüne bu meseleyi iyi anlarsak daha sağlıklı düşünürüz.

“Allah insanların bir kısmını diğerleriyle savmasaydı içinde Allah’ın adı çokça zikredilen manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılıp giderdi.” (Hac 22/40) mealindeki ayet ile mabetlerin korunması gerektiği Cenabı hak tarafından vurgulanmıştır.

Efendimiz s.a.v)'in Medine vesikası ile Yahudilere dinlerini serbestçe yaşama hakkı tanıdığı, Necran Hıristiyanlarıyla yaptığı zimmet anlaşması ile de onların mabetlerinin Allah’ın ve Resulü’nün koruması altında olduğunu belirttiği malumdur. Ehli kitabın mabetleri koruma altında alınıyor.

Hz. Peygamber s.a.v) ve dört halife döneminde yeni kilise ve havra yapımına izin verilip-verilmediğini gösteren sahih bir belge veya ifade yoktur.

Ancak, Emevi ve Abbasi devirlerinde bazı yeni kurulan şehirler dâhil, kilise ve manastır inşasına izin verilmiştir.

Hz Muâviye r.a) döneminde sahâbî Amr b. el-Âs’ın Mısır valiliğini yürüttüğü bir sırada Ya’kûbî Patriği Enmânû tarafından İskenderiye’de Macarius Kilisesi inşa edilmiş; Mesleme b. Mahled’in görev döneminde, Fustât’ta (Kahire) bir manastır inşasına izin verilmiştir.

Mesela Abbasîler döneminde havralar ve kiliseler yanında ateşperestlerin ve Budistlerin mabetleri de korunmuş hatta yeni mabetlerin yapıldığı da olmuştur.

Tabi hem Emeviler de hemde Abbasiler döneminde yıkılan kiliselerin varlığı da biliniyor. Dönemsel ve siyasal bir durum.

Osmanlıda ise Islahat Fermanına kadar şer‘î hukuka göre yeni kilise ve havra inşası yasaktı. Var olan mabetlerin aslına uygun olarak tamir veya yeniden inşası ise Sultanın onayına bağlıydı. Ancak ıslahat fermanından öncede gayri resmi bir şekilde kilise yapımına onay verilmiştir

Bu sıkı kurallara rağmen, gerek Osmanlı döneminde kurulan şehirlerde, gerekse sulhen veya savaş yoluyla fethedilen şehirlerde dahi yeni kilise ve havralar inşa edilmiş ve bunların bazıları ayakta kalmayı başarmıştır.

Ayrıca 16.-18. yüzyıllarda özellikle Rumeli’de köy ve kırsalda yeni kiliseler ve hatta manastırlar yapılmıştır. Bunların inşasına Sultanlar tarafından resmî izin verildiğine dair herhangi bir örnek yoktur, ancak bazı yerlerde yeni kilise ve havralar zaman içinde meşrulaşmıştır.

Hz Ömer Kudüsü fethederken de herhangi bir kiliseye dokunmamış hatta Emanname vermiştir.

Hz Ömer:

"Onların canlarına, mallarına, kilise ve haçları konusunda verilen bir emandır. Buna göre onlar kilise inşa etmeyecekler fakat eski kiliselerine de dokunulmayacaktır. Kiliselerinin sayısı azaltılmayacak sahalarına dokunulmayacak ve haçlarına karışılmayacaktır. Kim ki mallarını alıp çıkıp gitmek ister kilise ve haçlarını da terk ederse onlar da yerlerine ulaşıncaya dek canları kiliseleri ve haçları konusunda eman içinde olacaklardır"

İslam hukukuna göre fetih yoluyla ele geçirilen şehirlerde bulunan kilise ve havralar yıkılmaz ve tahrip edilmezdi. Ancak, bunların mabet olarak bırakılıp bırakılmayacağı konusu ihtilaflıdır. Yeni kilise ve havra yapımına ise hiçbir şekilde müsaade edilmeyeceği kanaati yaygındır.

Hanefî fıkhına göre sultan, kilise ve havraları mabet olarak bırakabileceği gibi camiye çevirebilir ya da mesken olarak kullanılmasına karar verebilirdi. Ayrıca, Sultan, Gayrimüslimlerin ellerinde bırakılan mabetlerin tamirine ve müceddeden inşasına izin verme yetkisine sahipti

Öte yandan, Şafiî ve Hanbelî hukukçularına göre mabetlere dokunulmaz ve kullanım tarzı değiştirilmezdi. İbnü’l-Kâsım gibi bazı Mâlikî hukukçularına göre ise devlet başkanının maslahata uygun bulması halinde savaş ile alınan şehirlerde dahi yeni kiliselerin inşası mümkündü.

Sulhen teslim olan şehirlerde mabetlerin muhafazası genel bir kuraldı. Ayrıca, teslim olan şehirlerde anlaşma şartlarına bağlı olarak Sultanın yeni kilise veya havra yapımına izin verebileceği yönünde görüşler olmakla birlikte, aksi görüşler de mevcuttur.

İmam Ebu Hanife’ye, göre sulhen teslim olan şehirlerde harap olan veya yıkılan kiliselerin tamirine izin verilebilirdi. Ancak, şehir ve kasabalarda ve civarlarında yeni kilise ve havra yapımına izin verilmesi caiz değildi.

İmam Ebu Yusuf ise dört halife dönemindeki uygulamalara bakarak anlaşma ile teslim olan yerlerdeki kiliselerin yıkılmaması ve başka bir şeye tahvil edilmemesi, buna karşılık yeni inşa edilen ve anlaşma şartlarına uymayan kilise ve mabetlerin yıkılması gerektiği görüşündedir.

Osmanlı Devletinde Hanefi mezhebi benimsendiği için kilise, havra ve manastır konusunda Hanefi fıkhı esas alınmıştır. Osmanlının yayılma döneminde muharebe neticesinde ele geçirilen şehirlerde şehrin en büyük kilisesi veya manastırı fetih sembolü olarak camiye çevrilirdi.

İznik, İzmit, Bursa, Biga, Enez, Tırnova, Selanik, İştip, Karaferye, Kesriye, Ohri, İstanbul, Halkis, Eğriboz, İşkodra, Rodos, Belgrad, Budin, Magosa, Lefkoşa, Hanya vs. yerlerde Kiliseden Camiye çevrilen örnekler mevcuttur.

Buna Kılıç Hakkı da deniyordu.

Osmanlı Dönemi’nde gerek sulhen, gerekse savaşla fethedilen şehirlerde yeni kilise ve havra yapımının şer‘an mümkün olmadığı, ahalisinin tamamı Gayrimüslim olan ada ve köylerde ise Sultanın iznine bağlı olarak yeni kilise ve manastır yapılmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte, uygulamaya bakıldığında yeni kurulan şehirler bir yana, gerek sulhen, gerekse savaşla fethedilen şehirlerde sonradan pek çok yeni kilise ve havra; özellikle Rumeli’de yeni kurulan köylerde kiliseler, dağlık bölgelerde ise manastırlar dahi inşa edilmiştir

Ayrıca 16-18. yüzyıllarda Tatar pazarcık, Saraybosna, Mostar, Çanakkale gibi yeni kurulan veya Osmanlı döneminde köyden kente dönüşen şehirler ile Balıkesir gibi eskiden mevcut olan ve hatta savaşla fethedilen Kandiye gibi şehirlerde bile yeni kiliselerin yapıldığı görülmektedir.

Devamı 2. yazımızda

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..