İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 32738

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8151

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6870

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 6222

Bartın

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5112

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 4936

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4452

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4140

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2561

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2347

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1938

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1764

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1622

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1442

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1367

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1123

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1103

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

18 / Puan: 1031

Ankara

Reşit Akpınar

19 / Puan: 1022

Erzurum

Yamanduruş

20 / Puan: 979

Sakarya

Ali Osman Rothschild

21 / Puan: 952

Ankara

Mücahid Cesur

22 / Puan: 942

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 921

Erzincan

Ahmet Demir

24 / Puan: 902

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 883

Ankara

Müsemma Şahin

26 / Puan: 877

İstanbul
İstanbul

Mesut Toprak

28 / Puan: 850

Ankara

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 838

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 788

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 02 saat 34 dakika kaldı.

Payitaht İstanbul yazdı, 88 kez açıldı, 8 misafir beğendi, 4 yorum yapıldı.
25 Eyl 19 13:00
Celaleddin Vatandaş'ın "Vahiyden Kültüre" Mizanseni!
eb9074a3f5c8f8598ebc5191695a543e1569410805

eb9074a3f5c8f8598ebc5191695a543e1569410805

“Vahiyde anlamını bulan Müslüman olabilmek için, Geçmişi ve bize bıraktığı Mirasını sorgulamak zorundayız." diye kitabına giriş yapıyor Celaleddin Vatandaş “Vahiyden Kültüre” adlı kitabında

Bu öyle acımasızca ve düşmanca bir sorgulama ve eleştiriki, Raşid Halifeler dönemi hariç, İslam Tarihi yokluğa mahkum edilip yok sayılıyor! Sorgulama adı altında,Tasavvuf ve Kelâm alimlerimiz resmen İslam dinini “Tahrif ” etmekle suçlanıyor “Vahiy İslamının” gerçek! savunucusu Celaleddin Vatandaş tarafından!

Kitap, Pınar yayınlarından çıkıyor ve birçok baskısı yapmış. 400 sayfalık bir kitapta 310 tane kaynaktan istifade edilmiş. Kulağınıza biraz abartılı gelebilir ama istifade edilmiş bu 310 kaynaktan kitabın yazarı toplamda 738 alıntı yapmış. Bu 738 alıntıyı kitaptan çıkardığımızda, Celaleddin Vatandaşın kitap içerisindeki varlığı tartışmaya değer gibi duruyor

Kitabı okumaya başladığımızda neredeyse her paragrafın altında bir dipnot numarası karşılıyor bizi. 738 alıntı az değil hani! Okuyucu, okuduğu kitabın ilmi bir eser olduğu vehmine daha baştan teslim olmuş oluyor

Ama nedense alıntı yapılan kaynak ismi, sayfanın alt kısmında değilde, bölüm sonlarında veriliyor. Kitap içerisinde öyle safsatalar varki, okuyucu bu saçmalıkların alıntılandığı kaynağın bir Müsteşrik veya bir Moderniste mi ait olduğunu öğrene bilmek için, kitabı 738 kere açıp kapamak zorunda! Peki kaç tane okuyucu bu zahmete katlanacak? Bu arada güvenilir kaynak eserlerden, yanlış fikir üretebilme becerisinede sahip bu yazarımız!

Vahiyden Kültüre adlı kitabı tavsiye ediyor musunuz? Sorusuna cevâben Mustafa İslamoğlu’nun: “Kesinlikle tavsiye ediyorum. O kitap ölmez yitmez bir eser elhamdulillah” diye kitaptan övgü dolu sözlerle bahsedince, şu kanaate varıyoruz;

Demek ki, Celaleddin Vatandaş’ın “Vahiyden Kültüre Mizanseni” ile Mustafa İslamoğlu’nun “Uydurulmuş ve İndirilmiş Din Hikâyesi” bir birinden farklı şeyler değil!

Aslında iki yazar da aynı şeyi farklı üsluplarla söylüyor ve iddia ediyor. Neydi peki o iddiaları? “İslam dini, tarih içerisinde tahrif ve tağyir edildi. Bu dini tekrar aslına irca etmeliyiz!”

Celaleddin Vatandaşın “ölmez yitmez” bu eseri ise, tam da okuyucularına bu tahrif ve tağyiri kimlerin yaptığını anlatmaya çalışıyor

Şimdi “Vahiyden Kültüre” adlı kitapta geçen iddiaların bir kısmını burada sıralamaya çalışalım:

1) “Vahiyden Kültüre” adlı Kitabın adından da anlaşılacağı üzere, İslam dini bizzat Müslümanlar eliyle zaman içerisinde tahrif edildi.

2) Raşid halifeden sonra işler bozulmuştur. Çok azı istisna geriye kalan bir çok Kelâmcı ve Mutasavvıflar, bu dini tahrif etmek için canla başla uğraşmışlardır!

3) Aslında İslam Medeniyeti ve Tarihi diye birşey yoktur. İslam Tarihi diye bildiğimiz dönem ve zamanlar hurafeler ve bidatlar tarihidir

4) Cihad ile fethedilen beldelerdeki insanların İslama girerken, gönüllü olarak değil de “İslamın hakim din olması” sebebiyle iman ettikleri. İman eden Hristiyan, Yahudi veya Mecusilerin ise “Bâtıl dinlerini gizlemek” adına göstermelik bir şekilde Müslüman kılığına büründükleri

5) Hilafetin 30. Yılından sonra bozulmaların yaşandığı, zamanla Müslümanların itikadına ve inancına, Hristiyanlıktan, Yahudilikten, Zerdüştlükten hatta putpereslikten batıl inançların geçtiği

6) Ümmeti Muhammedin büyük çoğunluğunun, Kelam ilmi ve Tasavvuf ile istikametten ayrıldığı ve bâtıla saptığı

7) Mezheplerin “ihtiyaçtan” ziyade “arizî” bir durum olduğu ve Müslümanların “mecburen” mezheplere intisap ettiği... Tasavvufun sapkınlığından! Kaçan halkın bu sefer de mezheplerin taassubuna! kapıldığını, mensup oldukları mezhebi, Kuran ve sünnetin üstünde tutarak, mezheplerini dinleştirdikleri

8) Peygamber a.s.)’ın Ashabına “Nass” olamayan konularda kendisi ile tartışacak kadar fikir özgürlüğü tanıdığı, Hz Ömer r.a.)’ın hilafetinden sonra devletin idaresini eline alan Hz Osman r.a.)’ın ise Ashabın bu tenkid etme özelliğini elinden aldığı

9) Hulefa-i Raşidin’den sonra gelen ne kadar sultan veya padişah varsa “bir iki küçük istisna hariç” hepsinin ortak özelliklerinin: zevkü sefa sürdükleri, saltanatlarını devam ettirebilmek için dini tahrif eden Ulemâ ile birlikte hareket ettikleri, içkili saray eğlenceleri düzenledikleri, bazı sultanların oğlancılık yaptığı, yine bazı sultanların hareminde 11.000 ile 4.000 cariyenin bulunduğu ve daha birçok olumsuz olayları anlattıktan sonra, Ümmeti Muhammedin tarih içerisinde Hulefa-i Raşidin’den sonra, salih ve adil bir idareciye kavuşamadığını iddia etmesi

10) Tasavvufu “Din içerisinde ki ayrı bir Din” olarak tanımlayıp, başta Muhyiddin ibn Arabi olmak üzere, Mevlana Celaleddini Rumi, Yunus emre ve burada adını sayamayacağımız nice isimlerin, İslam dinini tahrif ettiği

Bu maddeler sırasıyla uzayıp gidebilir ancak meramımızı anlatmak bakımından bu kadarı kâfidir

Celaleddin Vatandaşın, kendisini Ehl-i Sünnetin “itikadi ve ameli” mezheplerinden hangisine ait hissettiğini bilemiyoruz. Zaten kitabındaki mezheplerle ilgili yaptığı yorumlar ve dile getirdiği iddialara bakılırsa, herhangi bir mezhebe mensup olması düşük bir ihtimal gibi duruyor

Ancak Hüsnü zan yaparak şunu söyleyebiliriz her halde: Kitabında istifade ettiği 310 kaynak kitabın içindeki arapça eserlerin tercüme olması, bizde Celaleddin Vatandaşın Arapçayı bil(e)mediği(!) izlenimini oluşturuyor.

Çünkü kitabında ısrarlı bir şekilde “kapanan içtihad kapısının” tekrar açılması gerektiği vurgusu, bizde onun da “içtihad seviyesine” çıkmış olabilme ihtimalini kuvvetlendiriyor!

Celaleddin Vatandaş’ın bu mümtaz! eserinde, kendisinden bolca alıntı yaptığı ve “Vahiy İslam’ın Gerçek Temsilcisi” diye okuyucularına takdim ve servis ettiği “İbn Teymiyyeye” değinmeden bu bahsi kapamak olmazdı

Çünkü İbn Teymiyyenin “vahiyden kültüre” adlı kitaba çok büyük katkıları var! Celaleddin Vatandaş’ın gerek kelamcılarla ilgili olsun, gerek bir kısım ehli tasavvufla veyahut mezheplerle ilgili düşünce izlerini takip ettiğimizde, İbn Teymiyyenin bizi karşılaması tesadüf değildir!

Vatandaş’ın bu ilmi disiplinlerle olan mücâdelesi, sadece kendi kavgası değildir. Aynı zamanda bu kavga İbn Teymiyye ve selefi düşünce sistemi adına vekâleten verdiği mücadelenin günümüze yansıyan izdüşümüdür!

Vatandaş’ın kitabında baştan sona işlediği konu, kitabına da ismini verdiği başlıktan anladığımıza göre; İslam dininin zaman içerisinde “vahiy halinden” insanların oluşturmuş olduğu “kültüre” evrildiği düşüncesidir

Ancak kaderin garip bir cilvesi midir bilemeyiz ama görev yaptığı Gümüşhane Üniversitesi, kendisine tevdi edilen yeni görevi şöyle duyuruluyor:

“Gümüşhane Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İletişim Fakültesi Dekanı Celalettin Vatandaş, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi oldu. Türkiye'nin kültür politikalarının belirlenmesinde önemli bir yere sahip” diye devam ediyor bu duyuru

Atatürk kültür mirasının bu ülkede belirlenmesinde ismi veya emeği geçen birisinin, Müslümanların kahir ekseriyetinin asırlardır kesintisiz bir şekilde devam ettirdiği İslam İtikadını, Tarihini ve Medeniyetini sorgulamaya ne hakkı nede haddi vardır!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..