İyi Yazarlar
İyi Okurlar
Ankara
Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul

Bulut Sever

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul

Aa

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Kırıkkale
Erzurum
İstanbul

Ali̇ Turan

İstanbul

İstanbul
Erzincan
Sakarya
Ankara
Yozgat
İstanbul

Ahmet Demi̇r

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
Ankara
Muharrem Morkoç yazdı, 38 kez açıldı, 1 kişi beğendi, 5 yorum yapıldı.
1 Eki '19 16:00
Ilımlı İslam Çıkmazı ve Toplum Zehi̇rlenmesi̇

13eb5ddf52f9439419b5c2ba844418351569927908

         Son zamanlarda sıkça sözü edilen “Ilımlı İslam/Light İslam” Batı âleminin önem verdiği projelerinden biridir. Başlangıcı çok eskilere dayanan bu projede gelinen nokta gerçekte kimlere hizmet edildiği ve hangi amaçla ortaya çıktığı anlaşılmıştır. Türkiye’de nefes bulan bu fikir zamanla diğer Müslüman ülkelere de sirayet etti. İslam ulemasının bu metastazı  bertaraf etmek için kalemleriyle savaşıyor.

       Batı yanlısı İttihatçılar, dengesiz tavırlarla ve hayalperest fikirleriyle olaylara baktıkları için Osmanlının son senelerinde bu planlama vücut bulmuştur. Balkan Devletlerini birbirine düşürme politikası ile denge siyaseti kuran Sultan II. Abdülhamit, "şayet birbirleriyle uğraşırlarsa fitnelerini topraklara yayamayacaklar, planlama içerisine giremeyecektiler."

      Vatanperver(!) olarak anılan ve bir de isimlerinin başına kahraman(!) sıfatı getirilen paşalarımız “Kilise Kanunu” çıkartarak Balkan ülkelerini birleştirmiştir. ”Devleti zor günler bekliyor!” cümlesiyle Sultan Hamid’in, içine girdiğimiz Batı hastalığı yüzünden kanser olup öleceğimizden yakınır , nitekim olan oldu...   Toprak kayıplarımızla beraber güçsüz duruma düşüp tarih sahnesine veda ettik. Ilımlı din anlayışında faiz dünya gerçeğidir artık. İslami öğretilerin çoğu önemsiz hala gelerek dönemin diyanet başkanının: “Din elbisesi bu bedene yeniden dikilmelidir. ” skandal sözleriyle diyalogcuların eline düştüğünün fermanıydı.

         Vatikan’ın varmak istediği son nokta din birleşimi adı altında yenidünya düzeninde kendi dinlerini yaratmak, Amentüde ittifak edilebileceğini ve sevgi ayetleri üzerinde durup sokaklarda gül dağıtan eli kanlı misyonerler kanalıyla İncil’in arasına dolar koyarak karış karış gezdiler Anadoluyu. Böylece binlerce genç, din değiştirip Hristiyanlığı seçti.

       Ilımlı İslam Projesi'nin hayat bulması nasıl oldu? Sorusunun cevabını bulmak için aşağıdaki kelime ve kavramları tahlil etmek elzemdir:

• İfrat Ve Tefrit

• İzinden Gittiklerini Beğenme

• Bilgi Eksikliği

İfrat ve Tefrit

İfrat, herhangi bir konuda haddi aşmak; tefrit ise bir şeyin hakkını vermemek, eksik ve geri kalmak. Bir başka ifadeyle ifrat, normal ölçülerden ileriye gitmek; tefrit ise normal ölçülerin gerisinde kalmaktır.

İzinden Gittiklerini Beğenme

Yahudi sermayesiyle ayakta duran ABD, merkezi New York başta olmak üzere geniş bir ağ kurdu. Körfez ülkelerine sızdı, Balkanlarda cirit atıp Orta Doğu'da adeta saklambaç oynadı. En büyük rakibi Rusya ile it dalaşı yaparak Vatikan'a rapor sunuyor ve görevlerini layıkıyla yerine getirdiler. Şüphesiz bu projenin Türkiye'deki ayağını da oluşturarak kamuoyunu nasıl meşgul edeceklerini çok iyi biliyorlardı. Müritlerini TV’lere çıkararak onları ateistlere karşı mücadele ediyormuş gibi pazarlayıp itibar kazandırdıktan sonra, İslam'a hücum ettiriyorlardı. Tıpkı İngilizlerin, Osmanlı’nın karşısına sahte kahramanlar çıkardığı gibi. Sonraları medyatik hocaların üstatlarını gördüğümüzde onlara duyulan sevgi seli cemaat oluşturma derecesine getiriliyor. Cemalettin Efgani, Muhammed Abduh, Reşit Rıza, Fethullah Gülen, Adnan Oktar…

Efgani ve Abduh , “Ilımlı İslam” metodunu kullanarak dinde reform adı altında, Batılıların İslam dünyasına ajan olarak soktuğu ve günümüzde fikirlerinden etkilenen ajan ruhlu akademisyenler, ilahiyatçılar ve cemaat önderleri azımsanmayacak derecede fazladır. Günümüzde artık mason olduğu kesinleşen ajanların yapmış olduğu faaliyetler gün yüzüne çıkmaya başladı. O dönemde ne yazık ki aydın sınıfının başta gelen isimlerin etkilendiklerini yazdıkları şiirlerde görüyoruz. Bunlardan biri, istiklal şairimiz olan, Mehmet Akif Bey olmuştur.

Cemaleddin Efgani hakkında:

“Çıkarıp gönderelim hâsılı şeyhim yer yer;

Oradan Âlemi İslam’a Cemaleddinler. ”

Muhammed Abduh hakkında:

“Mısır’ın en muhteşem üstadı Muhammed Abduh “

Mehmet Akif’in İslami yenileşme hususunda Muhammed Abduh ve Cemaleddin Efgani’yi izlediği kuşkusuzdur ve şiirlerini topladığı “Safahat” adlı kitabında bahsetmiştir.

Bilgi Eksikliği

Zihniyetin kuşatıcı etkisi cahil toplum üretmektir. Her şeyi bilen fakat hiçbir şeyi bilmeyen bir nesil ile karşı karşıya getirildik. Dünyada yayın organlarının da etkisiyle bilgiye ulaşmak çok kolaylaştı. Batı toplumlarının bu yüzyılın başından beri irdelediği konular arasında olan bilmediğini bilme hastalığı ne yazık ki damarlarımıza enjekte ettirildi. Kitle kültürü oluşturuldu ve yığınlar haline getirildi. Gelenekten beslenen Anadolu’nun evlatları:

- Mevlana’ya laf eden,

- İmam Azam da adam ben de adamım diyen,

- Allah her şey bilemez diyen,

- Peygamber (sav) postacıdır diyen,

- Kendini kurtarıcı ilan eden,

Belleği silinmiş, şahsiyeti değiştirilen mutantlar meydana çıkmış oldu. Bunlar böylece harmanlanırken aslında farkına varıyoruz ki; gelenekçi yapıdan uzaklaştık ve büyük bir boşluk oluşturuldu ve meydana gelen bu boşluğun yerini insanların en hassas noktası olan sahte din ile doldurmak mümkün oldu. Kültürel bir bütünlük yerine, ulus devlet getirildi. Her alanda bilgi(!) sahibi ve söz sahibi olmaya başladık.

Ahmet Hamdi Tanpınar bu bütünlük üzerine şunları demiştir:

“ Selçuklular devrinde Anadolu kapılarını zorlayan insanlar, yeni vatanını benimseyen ilk kurucu nesiller, Osmanlı fatihleri; bütün siyasi düzensizliklere rağmen bize Itri’nin dehasını verdiler. Fakat aynı zamanda birbirilerinin devamıdırlar da. Vani Efendi’de Zembilli Ali Efendi; Zembilli Ali Efendi’de ilk İstanbul Kadısı Hızır Bey; Bursalı İsmail Hakkı’da Aziz Mahmut Hüdai; Üftade’de Hacı Bayram, onda Yunus Emre, Yunus’ta Mevlana aynı ocağın ateşiyle devam ediyordu.”

         Ayak takımı akımlarının geliştirilmesiyle binlerce yıldır bu topraklara kök salmış kadim değer yargılarının tümünü reddederek ortaya inkâr modası aşılandı. Böylece her şeyi inkâr eden ama neyi nasıl inkâr ettiğini bilmeden yaşama hastalığı girdi hayatımıza.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Bunlar da ilginizi çekebilir..
Siz de Türkiye yazarı olmak ister misiniz?
Kaydol