İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 39599

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 9264

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7460

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 7048

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5828

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5538

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5345

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3497

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2646

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2526

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2072

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1824

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1667

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1579

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1522

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1430

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1383

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1303

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1289

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1201

Ankara

Emre Keleş

25 / Puan: 1110

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1088

Yozgat

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1087

İstanbul

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1046

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1022

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 991

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 982

Ankara
Gökhan Alkan yazdı, 14 kez açıldı, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
31 Mar '20 00:00
Kendi̇mi̇ Ararken Kendi̇mi̇ Kaybetti̇m

Bir dünya düşün Celil kardeşim. Öyle bir dünya olsun ki bütün aşıklar kavuşmuş, herkes çok mutlu. İşte öyle bir dünya düşün. Kimi az ile mutlu olsun, kimi parasıyla, kimi yağmuruyla, kimi kardeşiyle mutlu olsun; ben de denizimle mutlu olayım. Kimsenin mutluluğunu kıskanacak değiliz elbette. Daha fazla mutlu olurlar umarım. Lakin insanlar her konuda olduğu gibi bu konuda da o kadar aç davranıyorlar ki ülkede hatta dünyada(bence) gayri safi kişi başına düşen mutluluk sıralamasında dünyaya oranla 153 ülke arasından 132. sıradayız. Hatta istediği kişilerle birlikte olan kişilerin oranına bakılırsa 163 ülke arasından da 127. sıradayız. Tabii burada biraz daha iyi konumdayız sanırım. Ama burada da şu konuya dikkat etmek gerekir. Bu anketi cevaplayan insanlar istediği kişi ile birlikte olduklarını mı sanıyorlar yoksa birlikte oldukları kişileri istedikleri kişi olarak mı tanımlıyorlar. Neyse konumuzdan uzaklaşmayalım. Herkesin mutlu olduğu bir dünya düşünüyoruz. Burada istediğin kişilerle yaşıyorsun. Senin en çok istediğin kişi belki de başka birinin de en çok istediği kişi sıralamasında yukarılarda. Aynı kişiden birkaç tane olmasına da izin veriyorum. Herkes mutlu olsun artık. Yeter sadece istediği yere gidip, istediklerini yeyip mutlu olan insanların varlığı. Bu hayalde kimse mutsuz olmayacaktır..(Kamu spotu). Böyle bir ütopya hayal ediyorum. Paranın var olmadığı, hastalıkların tedavisinin hastalığın ortaya çıkmasından daha önce bulunduğu, yiyeceklerin bedava, alkolün sınırlı sayıda bedava olduğu, herkesin evinde tarım yaptığı, insanların istedikleri zaman istedikleri zaman diliminde yaşadığı, hatta uzay zaman kavramında bile sınırlı olarak dolaşabildikleri bir hayaldir kurduğum. Ben nerede olurum diye düşünüp duruyorum o zaman bu sayılan kavramlar arasından. Ben muhtemelen hayatta kalacak kadar yaşamak isteyen (sınırlı yaşam koşulları yeterli), fakat istediği tek bir kişiyle hayatını yaşamaya önem vermiş, ismini ağzından düşürmeyen, denizim diye akrostiş şiirler yazmaya çalışan ama bir türlü onun bunu beğenmeyeceğini düşünüp yenisini yazmaya çalışırken önceden yazdığı değerli satırları çöpe atan, onunla yaşadığı anıları unutmamak için sabah akşam düşünüp içmeden sarhoş olurken normal hayatını idare edebilecek kadar bile hayatına devam edemeyen(etmeye çalışıp da edemeyen), yaşadığı hayalleri az olduğunu varsayıp da başka başka hayallerde kaybolmayı severken hayallerindeki yaşamış kadını gerçekte yapamayıp da hayallerinde baş köşeye oturtmanın verdiği kederle nargilesini içine çeken, onunla yaşadığı yaklaşık dört dolu dolu yılı sürekli kafasında yaşayan (tavla oynaması, yemek yemesi(çok güzel kahvaltı ederdik. O kahvaltı ederdi, ben ona bakarken iştahım açılır tekrar yemeye başlardım. Hani bir kahvaltı etmeye başlasın da yemeden durabilen çıksın ortaya bakalım.)(sen yemek yerken sanat işliyorsun derdim ben hep ona), gezmeyi çok severdik(gezmeyi bana sevdirdi daha doğrusu, pek gaza gelmesin diye söylemezdim ama onun için alışveriş yaparken bile zevk almaya başlamıştım. Sadece alışveriş de değil daha doğrusu, fiziksel anlamda da çok gezmeyi severdik. Kaç kere okudum bu şiiri ona(Bende tarçın sende ıhlamur kokusu, yürürüz başkentin sokaklarında), ah Cemal Süreya'nın bu şiirini yaşadık resmen onunla. Beni benden fazla sevdiğine inanıyordum. Geçmiş zaman olmasına aldanmayın. Yine aynı fikirdeyim. Sadece şu anda beni hala seviyor mu orası geçmişte kaldı sadece yani. Yoksa sadakatine karşı en ufak şüphem yok.), kendini sürekli geliştiren beni de bu zamanlarda hep yukarı çeken bir insan düşünün her şeyin en iyisini yapmaya çalışan bunu yaparken de senin de elinden tutarak yukarı çeken bir insanoğlu. Böyle bir insan evladı nasıl yetişebilir ki diyorum. Hani çiğ et yemişti insanoğlu, bu kadar sadık bir insan sevdiğine düşünün sadece. Düşünürken bile zorlanabilirsiniz, öyle bir varlıktan bahsediyorum. Dine aşırı inanlar kızacaklar belki de ama ya tanrı denen varlık gönderdi onu bana ya da tanrının ta kendisiydi. Dünyanın en güzel kadını değildi ama çok tatlıydı.) birisiyim şu anda. Yazının başlığıyla ne alakası var gibi soruları duyar gibiyim. Kendimi bildim bileli hep sırtımı güvenerek yaslayabileceğim birini aradım. Kardeş gibi bir insanı yani kavga var ama dayak yiyeceğiz kesin dediğimde sorgusuz beraber dayak yemeye gidilebilecek bir kişi. Hep etrafımdaki erkek arkadaşlarıma bu yönlü bakmaya çalıştım. Her seferinde öyle biri olmadıklarını kanıtladılar sağ olsunlar. Bu tarz birisini istememin sebebi aslında her şeyi yapabildiğin bir kadın varken neden böyle bir arayışa girilir ki gibi sorular var kafamda. Kesinlikle aynı şey değil. Belki ikisi de gerekli.(Acaba ikisini de istesem ülkedeki payıma düşen mutluluktan daha fazla mı pay istemiş olurum?) Kendimi anlatabileceğim, bazen sevdiğim kadınla tartıştığımızda masaya oturup dertleşebileceğim birini aradım. Hızlı ve Öfkeli serisini izleyenler için(çok etkilendiğim bir film, her ne kadar aksiyon olsa da), Vin Diesel ve Paul Walker ikilisinden bahsediyorum. Yani aslında kendimi arıyorken kendimi bu kadar emanet ettiğim, bana kendimden daha yakın hissettiğim birini kaybettim. Hala arayış içerisindeyim. Kendimi bulmak için arayış içerisindeyim. Bu kez iki kendimi de bulmak için arıyorum. Kullanabileceğim har sayısının içinde bulunduğumuz bu yıldan daha az olduğu bu satırlarda neler yaşadıysak, neler yaptıysak, ne kadar sevdiysek, hala o seviyedeyim. Hala o günleri yaşıyorum. Ama bu kez çok daha zorlanarak. Sevdiklerinizle kaldığınız ütopyanızdan çıkmayın. Hep orada kalın.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Bunlar da ilginizi çekebilir..