İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38780

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8828

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6911

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5707

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5507

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5249

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3475

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2606

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2504

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2036

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1657

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1487

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1397

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1363

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1275

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1079

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1073

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 984

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 12 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 427 kez açıldı, 1 misafir olmak üzere 12 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
23 Nis 15 16:00

Bulut Sever

Puan: 5507

Muhal Bi̇r Denklem

Tarihin seyri içerisinde Batı'nın katliamlarından payını almamış bir yer var mıdır? Katliam derken yakıp yıkmak, insan öldürmek değil sadece; kendinden olmayanlara yönelik dini, kültürel, ekonomik katliamlarından bahsediyoruz.

İnsanları kendi inandıkları din ilerlesin diye tarifsiz acılar yaşatan, kendi halkları ilerlesin diye başka milletlere insanlık dışı yaşama imkânları sunarak onları sömüren Batı’dan bahsediyoruz.

Kültürel mirasları koruma dernekleri kurup kadim şehirleri bombalayan Batı’dan, Afrika’ya su ve gıda götüreceğiz diye örgütler kurup elmas madenlerinin güvenliğini sağlayan, soykırıma çanak tutanlardan bahsediyoruz. Bakınız, Ruanda.

1915 olaylarının yüzüncü yılına geldik. Yedi düvel o yıllarda İslam’ın son sancağının dalgalandığı tek yer kalan bu topraklara hem içeriden hem de dışarıdan nasıl saldırmışsa, şimdi de hem içimizden hem de dışımızdan herkes sözbirliği etmişçesine, bir milleti yok etmeye yönelik katliamlar yaptığımızı iddia ediyor ve bunu kabul etmemizi istiyor.

Peki, ne oldu?

Ermeniler bilindiği üzere “milleti sadık” idi Osmanlı için. Dinleri hariç, örf ve adetleri neredeyse Müslüman Türklerle ayırt edilemeyecek kadar birdi. Osmanlı aileleri her daim Ermeni ailelerle huzur içinde yaşadı. Ermeniler Osmanlı’da o kadar sevildiler ki, imtiyazlı bir hale geldiler devlet nezdinde. Her çeşit devlet kademelerinde üst düzey görev alabilecek duruma geldiler.

Ne olduysa Fransız İhtilalinden sonra milliyetçilik ateşinin, Osmanlı İmparatorluğu zayıflamaya devam ediyorken, içimizde yangın çıkarmasıyla oldu. Özellikle Rus ve İngilizlerin “Büyük Ermenistan” vaadine inanan bir kısım Ermeniler, zaman içerisinde örgütlenerek Anadolu’da silahlı isyanlara kalkıştılar. Osmanlı, sınırlarının her yerinde savaşırken, arkasından “milleti sadık” dediği Ermenilerin yanlış yapması bıçağı kemiğe dayandırdı ve ilgili yönetim hiçbir sınırlama getirmeden “tehcir” kararı aldı. Bütün Ermeniler, yine ve halen Osmanlı olan topraklara sürülecekti.

Açık yazalım. İttihat ve Terakki yönetiminin bu uygulamada hiç mi hatası yoktur? Elbette vardır. Ermenilere bu yollarında yapılan haksızlıklar, zulümler ve haklarına tecavüz elbette olmuştur. Bu gerçek de yadsınamaz fakat Türklerin Ermenileri bilerek ve isteyerek köklerini kazımak istedikleri ve buna dair uygulamalarda bulundukları iddiası gerçeği ifade etmez.

***

Birinci Dünya Savaşı Türkler için bir ölüm kalım mücadelesi idi. Ya yok olacaktık ya da kurtulacaktık. İşte tam da bu esnada Ermeni çetelerinin Doğu vilayetlerinde yaptıkları katliamları ve zamanla çıkan toplu mezarların kime ait olduğunu nereye koyacağız. Bu gerçekler de varken, sonrasında bitmek bilmeyen bir kinin iki sınır arasına duvar örmesi; akabinde intikam cinayetleri diye masum diplomatların öldürülmesi geldi mütemadiyen.

***

Bu olayların biraz daha öncesine gidelim isterseniz. Vatan toprağıdır, dediğimiz Balkanların elden çıkışına; elden çıkarken oradaki Müslüman halkların nasıl katledildiğine, katledilmekten kurtulanların yollarda yakalanıp katledildiğine, yakalanamayanların açlıktan, soğuktan telef olduğuna gelelim.

Özellikle Bulgar ordusunun işlediği cinayetlere, hiçbir insana yapılmayacak katliamlarına gelelim. Bulgar ordusunun içindeki gönüllü Ermeni birliklerine gelelim.

Kırım Türklerinin nasıl kırıldığına; Sibirya’ya nasıl eksi bilmem kaç derece soğukta trenlerle sürülürken öldürülmüş olduğuna, varabilenlerin ise her gün Allah’tan ruhunu teslim alması için yalvarmalarına gelelim.

Gelinecek çok şey var iken tarihin, gerçekleri elbet bir gün ortaya çıkarma gibi kötü bir huyu olduğunu yazalım ve burada bırakalım.

***

Artık karşılıklı suçlamaların, acıların yarıştırılma zamanı geçmiştir. “Acım büyüktür acından!” sözü muhal bir denklemdir. Herkes kendi acısının hesabını yapmaya kalkarsa bu böyle devam edip gider.

Daha önce de yazdığımız gibi, Batı her daim ikiyüzlüdür. Her gittiği yerden çıktığında bütün mefhumları yerle yeksan olmuş halklar bırakır sonunda. Asya’dan Afrika’ya, oradan Ortadoğu’ya bu hep böyle olmuştur.

***

Pardon, soykırım mı dediniz?!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..