İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Açık Mavi

1 / Puan: 7342

Ankara

Bülent Kesler

2 / Puan: 2393

İstanbul

Gülşen Aslan

3 / Puan: 1110

İstanbul

Mücahit Kılıç

4 / Puan: 1094

İstanbul

Sıla Münir

5 / Puan: 1035

İstanbul

Mümtaz Fuat

6 / Puan: 900

Bursa

Bulut Sever

7 / Puan: 769

İstanbul

Burhan Çekici

8 / Puan: 711

Ordu

Ali Şahan Avsuz

9 / Puan: 638

Adana
Ankara

Ahmet Lalbek

11 / Puan: 517

Erzincan

Salman Döner

12 / Puan: 457

İstanbul

Onur Gündüz

13 / Puan: 442

İstanbul

Sevdaşrn

14 / Puan: 426

İstanbul

Ahmet

15 / Puan: 404

Kayseri

Minel Alya Bayrak

16 / Puan: 393

Erzurum

Kürşat Koyuncu

18 / Puan: 335

Ankara

Nida Tandoğan

17 / Puan: 335

Adana

Aykırı Genç

19 / Puan: 311

Ankara

Meyzen Ruha

20 / Puan: 309

İstanbul

Atç

21 / Puan: 307

Eskişehir

Burcu Mıhcı

22 / Puan: 305

Ankara

Rümeysa Yağcı

23 / Puan: 286

İstanbul

Benay Özbent

24 / Puan: 255

İstanbul

Ayşegül Koçar

25 / Puan: 244

Ankara

Tuğba Bozkurt

26 / Puan: 235

Ankara
İstanbul

Nesibe Çakıcı

28 / Puan: 225

Balıkesir

Esra Aydar

29 / Puan: 209

Ordu

Kader...

30 / Puan: 204

İzmir

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 01 saat 38 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 398 kez açıldı, 2 misafir olmak üzere 12 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
11 May 15 22:00

Bulut Sever

Puan: 769

Yürüse Yarım Dursa Tam

Her gün birbirimize mektup yazarak başlıyoruz güne artık. Kâğıt ve kalemin azizliği, mürekkebin hususiyeti kalmadı elimizde... Mürekkep lekesini silmeden iş görenlerin samimiyeti hayallerde hayat buluyor, hâlbuki bir masal gibi dilden dile anlatılmakta bilenlerce…

“Güzel insanlar” diye güne başlıyor her gün, herkese ilan ederek. Sana penceresi açık herkes güzelse bu hayatta, derdin ne ola ki o halde. Kimseyi düzeltmek gibi bir mükellefiyetimiz olmasa da, iyi ve güzel insanları kötülerinden ayıracak bir ölçüye sahip olma gibi sorumluluğumuz var.

Evde bir daktilo olması ne güzeldir. El yazısından sonra köşeli metal harflerin hayatımıza kattığı izlere bir de o cenahtan aşina oluruz. Harfler çıt çıtlara, saniyeler tik taklara karışır umarsızca.

Gök gürültüsü iyidir ve gönlü zengin insandan korkulmamalı hiçbir zaman.

Hepimiz o kocaman hayatlarımızın içinde bir yerde, her şeye ve herkese dair minik güvensizlikler besliyoruz galiba. Birbirinin gözlerinin içine bakmadan, sesini duymadan mukaddes her ne kadar mefhum var ise, ayaklarımızın altında kudretimize basamak oluyor.

Bir zalim ölünce binlerce masumun ruhu özgür kalırmış. Binlerce masumun özgürlüğü adına herkes haklıymış ve herkes parmaklarıyla harflere dokunurmuş. Giden gitmiş, sırada bekleyen nice masumlar esas duruşa geçmiş cümlelerin kayıtsızlığında.

Vatan dediğiniz yer doğduğun ya da doyduğun yer değil. Vatan geçmişinden sana sarılıp hiç bırakmayan yerdir. Ne kadar Ensar olduğun Muhacire dair ne düşündüğünle alakalıdır. Vatan, aynı zamanda Ensar olabilmektir. Hicretin ayak izlerine yüzünü sürebilmek, mütebessim bir yüzle “hoş geldin, hayatıma bereket getirdin!” diyebilmektir.

Hakikate vakıf ve mail olabilmek için bir bütün halinde bedenimizle birlikte geriye dönüp bakmak zorunludur. Göz ucuyla arkasına bakmaya çalışanlar ancak resmin küçük bir parçasını görebilirler ve hayranlıkları gönle değmeyen sözden öteye gidemez. Tarihten aldığımız sorumluluk “vatan evladı nasıl olurmuş” gerçeğini de sırtımıza yüklemektedir.

Ne demişti çeyrek şair:

"Çocuktuk

Top oynuyorduk

Güneş yakmayan

Vatan gökyüzünün gölgesinde

Çocuktuk"

Her trenin bir bekleyeni vardır. Her sözün bir karşılığı… İstasyonlar menzilleri birbirine bağladığı gibi insanları birbirinden uzaklaştırır, kavuşturur onları. Parmak uçlarıyla dünyayı kalbine sığdırdıklarını düşünenler hayatın sillesini yemeden -ki sille geri döndürülemez bir tokattır- kalbini avuçlarının arasına alıp semaya doğru yıkamaya durmalıdır.

Yeri yurdu bu dünyada olmayan insan, son durağa bu hayatta çok yorulmadan, çok yük yüklemeden sırtına, varabilmeli. Cahit Koytak ne güzel demişti:

“çok yoruldum kendimden, / ve bir yabancı olarak dünyada dolaşmaktan / bu, yolları dolaşık dünyada, / böyle yersiz yurtsuz, sürekli.”

Çeyrek şairle bitirelim:

“indirimli fiyatların çirkinliğinde / boğulmuş insan; / yürüse yarım, dursa tam.”

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..