İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 32738

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8151

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6870

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 6222

Bartın

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5112

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 4936

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4452

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4140

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2561

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2347

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1938

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1764

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1622

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1442

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1367

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1123

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1103

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

18 / Puan: 1031

Ankara

Reşit Akpınar

19 / Puan: 1022

Erzurum

Yamanduruş

20 / Puan: 979

Sakarya

Ali Osman Rothschild

21 / Puan: 952

Ankara

Mücahid Cesur

22 / Puan: 942

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 921

Erzincan

Ahmet Demir

24 / Puan: 902

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 883

Ankara

Müsemma Şahin

26 / Puan: 877

İstanbul
İstanbul

Mesut Toprak

28 / Puan: 850

Ankara

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 838

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 788

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 01 saat 09 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 447 kez açıldı, 3 misafir olmak üzere 15 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
20 Haz 15 22:00

Bulut Sever

Puan: 4936

Ramazan Ayına Kavuşmak Bir Kez Daha

Hep böyle oluyor sanki. Yanılıyor olamam. Ramazan ayı geldiğinde Allah-ü Teâlâ, bu çok sıcak olması gereken günlerde, merhametiyle muamele ediyor oruç tutan kullarına. Ya yağmurla başlıyor bu kutlu ay, ya hoş bir serinlikle. Niyeti rızayı ilahi olanlar için, Ramazan hep kolay.

Bu sene de mübarek Ramazan ayına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Aynı zamanda hüznü içerisindeyiz. Geçtiğimiz sene de aynı sevinci ve hüznü yaşadık. Geldiği için bize bu ay, kavuşmak nasip olduğu için çok sevinçliyiz lakin bir daha kavuşamazsak diye hüzünlü.

Geçen sene Ramazan-ı Şerif’i yaşayan, bayramını çoluk çocuğuyla mutlulukla karşılayan tanıdık/akrabalarımızdan bazıları şimdi toprak altında. Hesap sorulacağı kesin olan hesap gününe kadar, hüsnü zan ediyoruz ki iyi haldeler inşallah. Ama ayrılık işte… Ya bu Ramazan ayı, bizim de son Ramazanımızsa…

Ölüm hakikati, ensemize tutulmuş buz torbası gibi soğukluğunu her daim hissettirmeli. Bu ay, ölüm hakikatini bir nebze olsun idrak edişimize vesile olmalı. Bundan ötürü bu mübarek ay, hem ölümü kalbimizden hiç çıkarmamaya hem de içinde bulunduğumuz nimetlerin farkına varmaya vesile, şükrünü eda edebilmek için fırsat olmalı.

***

Ramazan ayı, açlık ayıdır. Açlık ise kötü hal ve huylara ket vurmanın diğer adı. Nefsimizin devamlı surette açlık hissettiği kötülüklere, mubah olan hallere ve nimetlere karşı sabretmesidir. Yeni bir sayfa açma ayıdır hayatımızda. Kibrin ve şımarıklığın terk edilme, acziyetimizi anlama ayıdır.

Bakmayın siz sahurda şunu yerseniz sizi bütün gün tok tutar, iftarda şunları yer, şöyle uyursanız rahat ederseniz diyenlere. Ramazan acı çekme ayıdır. Açlıktan miden kazınacak, yemeyeceksin. Susuzluktan kırılacaksın, bir yudum su içmeyeceksin. Canın acıyacak. Yoksa acısını bilmiyorken, açın-susuzun halinden nasıl anlayacaksın?

Acı çekmek olmasaydı, mükâfatı bu kadar tatlı olabilir miydi? O kadar çok müjdeler verilmiş ki oruç tutanın alacağı sevaba dair. Zor şartlar altında tutulan oruç, hâsıl olacak sevabı ziyadeleştirir. Ne mutlu!

Peygamber Efendimiz’den (sallallahü aleyhi ve sellem) bir hadis-i şerif yazarak bu yazıyı bereketlendirelim: (Allah-ü Teâlâ’nın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrasına, ancak oruçlular oturur.) [Taberani]

***

Sofralarımız şenleniyor bu ay. Sahurlarımız ayrı bir şen, iftarlarımız ayrı. Namazlarımız daha derli toplu. Teravihler ise aramızdaki mesafeleri sıklaştırıyor. Çaylarımız daha demli, daha açık. Namaza müteakip çaylı sohbetlerimiz daha neşeli.

Bunca neşenin içinde kalbimiz bir yerlerden buruk. İşte sınır komşularımızda yaşananlar, işte Asya’dan Ortadoğu’ya Müslüman kardeşlerimizin çektikleri... İşte bu sebeple, gönlümüzde de hayat bulması için bu hallerin, sofralarımızı gariplere açmaya çalışmalı. Sofralarımız açılamıyorsa, ceplerimiz muhakkak açılmalı.

Birilerinin, Ramazan’a bir ay kadar kala muhacir kardeşlerimizi zulmün tam ortasına geri gönderme (kovma!) vaatlerinden sonra; gözümüzün önünde Ramazan ayı gelmiş diye hiçbir kutsal bilmez, kendine Müslüman diyen fakat kâfirin ayakları altında saltanat sürmekten şeref duyan zalimlerin zulmü altında Ramazan’da oruç tutmaya çalışan garip Müslümanlar…

(Allah’tan sakının ki şükredebilesiniz.) [Nisa 123] ve (Allah-ü Teâlâ, şükredene bol bol nimet verir.) [Fâtır 30] buyuruluyor Kuran-ı Kerim’de mealen. Dünyada ki Müslüman kardeşlerimiz bu kadar zor şartlar altında yaşıyor ve oruçlarını tutmaya çalışıyorken bizlerin şükrü nasıl olmalı, düşünmek lazım.

Her şeyden önce sahurlarda ve iftarlarda, zalimlerin zulmü altında olan kardeşlerimizin hali pür melalini düşünerek aşırılıktan kaçınmak gerekiyor. Aşırılık göreceli bir kavramdır pekâlâ. Şöyle ifade edelim, belki daha sade iftarlar, sahurlar ve de davetler olmalı dersek, meramımızı anlatmış oluruz.

Ne imkânlarda olursak olalım, itidal üzere bir Ramazan ayı geçirirsek, halimizle ve dilimiz ile de bol bol şükredersek, inşallah içinde bulunduğumuz nimetleri Rabbimiz bizlerden almaz, arttırır ve kardeşlerimizin rahata ermesi için de sebepler yaratır.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..