İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 39599

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 9264

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7460

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 7048

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5828

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5538

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5345

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3497

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2646

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2526

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2072

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1824

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1667

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1579

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1522

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1430

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1383

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1303

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1289

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1201

Ankara

Emre Keleş

25 / Puan: 1110

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1088

Yozgat

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1087

İstanbul

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1046

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1022

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 991

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 982

Ankara
Sali̇eri̇ Alt Ti̇re yazdı, 27 kez açıldı, 7 kişi beğendi, 7 yorum yapıldı.
23 Haz '15 19:00
Zengi̇n Olma Özgürlüğü

İnsan haklarından, özgürlüklerden bahsederken hep ezilenlerin durumun örnek gösterilerek bunların kıymeti açıklanmaya çalışılır; işte kimisi ana dilini konuşamıyordur, diğeri ten renginden dolayı toplumda 2. sınıf muamele görüyordur, sonra inançlarını yaşama filan. Herhalde acı, yokluk üzerinden tanımlamak daha etkileyici olduğu için böyle bir yol izleniyor.

Halbuki bu haklar sadece ezilene, fakir için gerekli değil, illa öteki olan için bunu savunmamız gerekmiyor, kendimiz için de varlar. Teniniz beyaz, diliniz ingilizce, vatandaşlığını İsviçre, paranız kasalar dolusu olsa bile bu haklar sizin için de önemli. Bir gün aynı duruma düşme endişesi için de değil. Belki o haklara sahip olmasanız ‘öteki’ olan gibi dramatik, acı dolu bir hayatınız olmayacak ama istediğiniz gibi bir hayatınız da olamayacak. Hep en kötüsü veya en iyisi üzerinden olaylara yaklaşmamak lazım sanki.

Zenginliğinize daha fazla zenginlik katmak mesela? çalıp çırpmadan, başkalarının hakkını yemeden, daha çok çalışarak, hakkıyla, yeteneğinizle neden daha fazla zengin olmayasınız ki? Sadece bir Ferrari yerine neden hem Ferrari’niz hem de Maserati’niz olmasın? Hadi Ferrari sevmiyorsunuz, çok şey buluyorsunuz, Maserati’nin hem siyahına hem de beyazına sahip olmak neden suç olsun ki?

Tek yaptığı sabah işe gidip, akşam evine dönen, kendisinden istendiği kadar çalışan, normal bir hayat süren, bir beklentisi olmayan biri ile yıllarca geceli gündüzlü bir ilaç üzerinde çalışan, eğlencesinden ailesinden kısıp parasını araştırmalarına yatıran biri, sonunda neden aynı hayata, aynı şartlara sahip olsun? Aynı şartlara sahip olacaksa, bu araştırmalar için gerekli motivasyonu nereden bulsun, sahip olduğuna fazlasını ekleyemeyeceğini bilirse sahip olduğunu neden riske atsın? İnsanlık için, tek tek insanlardan fedakarlıklarda bulunmalarını beklemek mi bizi daha ileriye götürecek?

Götürmeyecek tabii ki; daha fazla zengin olma özgürlüğümüz olmazsa bırakın sahip olduklarımızla yetinmeyi onları da kaybederiz. İnsanların elinden daha fazlasına sahip olma motivasyonunu alırsanız geriye fakir, kendine bile bakamayacak bir toplum kalır. Aynı eski doğu bloku ülkelerinde olduğu gibi.

İşte liberalizm bu motivasyonu da savunuyor; öteki olanın dilini, dinini, kültürünü özgürleştirdiği gibi zengin olanın daha da zengin olma hakkını da küçümsemiyor. Çünkü ortada bir pasta olursa bunun daha adil paylaşılmasının mücadelesi verilebilir; işçi, patronunda yeterince kapital varsa daha fazla maaş alabilir.

Bu tabii çoğu zaman sanki liberalizm zenginlerin ideolojisi gibi algılanmasına sebep oluyor. Biri kendini ‘liberal’ olarak tanımlıyorsa direkt zengin sanılıyor. Daha da korkuncu liberalizmin fakirleri ezerek zenginleri daha da zengin ettiği algısı var. Halbuki tüketicinin alım gücünün zayıf olduğu yerde yaygın bir zenginlikten de çok söz edilemez. Liberal olan batıda böyle bir şey de yok zaten. Toplum fakirleştiğinde alım gücü düşer ve zenginlerin sahip oldukları fabrikalar, işletmeler, bütün sistem krize girer. Borsalar çöker. Globalleşmiş bir dünyada bir ülkede kriz olduğunda diğerleri de bundan etkilenir; Türkiye'de ekonomik kriz çıktığında, Fransa'daki kozmetik firması satış hedeflerini revize eder ve borsada hissesi düşer.

Bütün sistem birbirine bağlıdır. Bu sistemin sürdürülebilir olması da ancak gelişme, ilerleme ile mümkündür. Ürünleri daha ucuza mal etmek ile, daha fazla kaynağa ulaşmak ile mümkündür. Daha iyiye, daha fazlaya sahip olma motivasyonu ile, bir gün Maserati alma imkanı, en azından ihtimali için çalışarak sistem sağlıklı olarak işler. İnsanları en alt ekonomik şartlarda yaşatarak, sistemin iflas etmesini beklemenin bir anlamı yok. İnsanların hayatlarını, ütopik ideolojiler için zehir etmeye de kimsenin hakkı yok.

Maserati önemli...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

25 Haz '15 03:59

daha fazla para kazanma hakkı her insan için mevcuttur ama bunun yolu nasıl olmuştur? tarih boyunca insanlar daha çok mal ve mülk için neler yapmışlar? cevabı tüm çıplaklığıyla ortada. günümüzde de aynı şeyler yapılıyor.

CEVAPLA
24 Haz '15 02:13

Aynen öyle

CEVAPLA
23 Haz '15 23:10

Önemli bir nokta da, ilerlemenin, gelişmenin en radikal ve büyük örneklerinin idealleri ve hayalleri peşinde koşan hırslı bireyler sayesinde gerçekleşmesi. Devlet dairelerinden icatlar, iphonelar çıkmıyor malum. Bireylerin gelişebilmesi önemli olan.

CEVAPLA
Bunlar da ilginizi çekebilir..