İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 35074

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8221

İstanbul

Sezer Emlik

3 / Puan: 7227

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7032

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 6035

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5036

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4934

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4497

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2958

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2457

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2176

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1797

İstanbul

Ali Osman Rothschild

13 / Puan: 1690

Ankara

Salieri Alt Tire

14 / Puan: 1636

İstanbul

Sıla Münir

15 / Puan: 1467

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1385

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1245

İstanbul

Reşit Akpınar

18 / Puan: 1153

Erzurum

Ali Turan

19 / Puan: 1151

İstanbul
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

21 / Puan: 1038

Ankara

Yamanduruş

22 / Puan: 1027

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1003

Erzincan

Mücahid Cesur

24 / Puan: 951

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 934

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 914

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 902

Yozgat

Müsemma Şahin

28 / Puan: 888

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 880

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 859

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 02 saat 18 dakika kaldı.

Talha Erhan Özcan yazdı, 695 kez açıldı, 2 misafir olmak üzere 10 kişi beğendi, 6 yorum yapıldı.
24 Haz 15 10:00
Gazetecilik

Gazetecilik, yazılı, görsel veya sesli materyalleri kullanarak kamuoyunun ilgilendiği konularda gerçeklere dayalı haber yapmaktır. Halkı bilgilendirme amacı güder ve eğer ortaya çıkmaz ise gizli kalması ihtimal gerçekleri gün yüzüne çıkartır.

Gazeteci ise haber ve bilgi kaynağına çabuk ulaşmak ve bu kaynaklardan edindiği bilgi ve haberleri okurlara sunma işini üstlenmiştir. Gazetecinin bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun için de gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur.

Gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insan, gazetecidir. Ancak bu savaş yalanlar üzerine kurulu değil, araştırılmış gerçekler üzerine kurulu olmalıdır. Gazetecilik mesleği ve gazetecilik sektörü (gazete, radyo, televizyon, internet gibi kitlesel yayın organları) demokratik toplumlarda anayasanın öngördüğü üç devlet gücü yanında (yasayıcı-meclis, yürütücü-hükümet, yargılayıcı-mahkemeler) dördüncü “denetleyici” devlet gücü olarak anılır. Denetleyicilik görevi de hiç bir zaman dürüstlüğü, tarafsızlığı ve kişilik haklarına saygıyı hiçe sayarak gerçekleştirilemez.

Başlıca karakter özellikleri; doğruculuk, doğrusözlülük, kesinlik, hata yapmamaya özen göstermek, objektif olmak, tarafsız olmak, adil olmak, sosyal sorumluluk bilincidir.

Türkiye’de, ülkemde, üzücü fakat bu şartları sağlayan gerçekler gazeteciler gerçekten çok az. Çok fazla satılan, izlenen, okunan, dinlenilen mecralarda gazeteciliğin gerçek sıfatından uzaklaşmış insanları görmek şaşırtıcı değil açıkçası. Çünkü insan sayısı, çıkarlar ve menfaatler daha fazla haliyle.

Halkı geçiyorum, en azından görevinden dolayı araştırması, bilmesi, okuması gerekenler dahi bunu yapmıyor ve dolayısı ile bu bilgisizlik, fikir kirliliğini doğuruyor. Halkta bu fikir kirliliğini medya araçlarından takip ettikçe zaten bulanık ve karışık olan zihin ve bilgiler tamamen kararıyor.

Bunu düzeltecek olan ve bu ülkenin önemli görevlerinden birini icra eden gazeteciler ise günümüzün en büyük sosyal amaçlarından biri haline gelen popülerlik uğruna (menfaat tarafına girmeyeceğim çok fazla bu yazıda) gerçek gazetecilikten uzaklaşıyor ve halkın zihnini berraklaştırmak yerine bulandırıyor. Bulandırırken de hem tarafsızlık ilkesini çiğniyor, taraf olduğu zümrenin çıkarları veya kendi çıkarları için gazeteciliği ayaklar altına alıyor, hem de araştırma ve doğruculuk ilkelerinden gittikçe uzaklaşıyor.

Popülerlik… Bir hastalık. İnsanları kendi fıtratından ve karakterinden uzaklaştıran, anlamsızlığa ve sıradanlığa sürükleyen bir hastalık. İnsanın anlam dünyası ve sezgilerini sömüren, kemiren ve sadece insanı değil haşır neşir olduğu her şeyi kirleten bir hastalık. Amacı yaratıcılıktan, dürüstlükten, anlamlılıktan, özgün olmaktan insanı soyutlamak.

Üstünkörü bir medya, düzeysiz haberler, saçma sapan manşetler… Hepsi birer virüs, atom bombası.

Ülkemizde bu gazeteci popülerliği, ya fikrinden ve görüşünden 360 derece dönüş yaparak, ya da başarılı olana, vatan ve millet sevgisi ile ait olduğu arasından geldiği için halk için gece gündüz demeden çalışana popülerlik uğruna gerçekleri yansıtmayan haberler ile saldırarak oluyor. Bu saldırma, yukarıda saydığım gazetecilik ilkelerinden bir tanesini dahi barındırmayan haber içerikleri ve manşetleri ile oluyor. Başarılı olan ve başarısı ile gündeme gelen insanlara saldırarak veya başarısız ve halkı hiçe sayarak kendi menfaati için çalışanları göklere çıkartarak popüler olmak… Zaten araştırmayan, bilgisiz, eksik bir fanatik topluluk peşinden geliyor ve kendini popülerlik hastalığının o zehirli sularında buluyor gazeteci. Çok okunma, çok takip edilme, haberin her yerde yayınlanması gerçek dışı dahi olsa… O gazla da artık yazmayacağı, yazamayacağı gerçek dışı, yanıltıcı haber, yapmayacağı iş kalmıyor.

Yazının özü olacak hem de yeterli fikri şu söz sağlayacaktır.

“Büyük ve yüksek şeyleri görebilmemiz için, onlara göre bir ruhumuz olması gerekir; yoksa kendi çamurumuzu görürüz onlarda.”

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
24 Haz 18:05

Kalemine sağlık ağabey..

24 Haz 11:03

Değerlendirelim Talha Bey. Biz düzeltiriz şimdilik.

Bunlar da ilginizi çekebilir..