İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38780

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8828

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6911

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5707

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5507

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5249

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3475

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2606

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2504

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2036

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1657

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1487

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1397

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1363

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1275

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1079

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1073

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 984

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 19 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 468 kez açıldı, 2 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
25 Haz 15 16:00

Bulut Sever

Puan: 5507

Bazen. Kalbi̇ne Dön

Yeryüzüne ibret nazarıyla bakanlar için nice hikmetler gizlidir bu hayatta.

***

Güzeli ve estetiği aradıkça insan günümüzde, daha da çirkinleşiyor gün geçtikçe. Güzele ve estetiğe daha kolay, daha çok, nasıl geldiği önemli olmadan sürekli zahir “ihtiyaçlarının” giderilmesiyle kavuştuğunu zannediyor. Teknoloji artık her derde deva gibi gözüküyor fakat o işportacılarda eskilerde satılan anahtar gibi, her arızaya çözüm olamıyor.

Teknolojik yenilikler güzelliğin ve estetiğin yerini aldı. Bu değiş tokuş aynı zamanda eşyanın kıymetini düşürmüş oldu. Alışkanlıklar ve konformizm kıymet bilmenin yerini çoktan istila etmiş durumda.

Eski yüzyıllarda, hani o tarih kitaplarında okurken hayalimizde siyah beyaz canlandırdığımız o yıllarda, bir Hüsnü Hat talebesinin kâğıdı terbiye edişi, hokkasıydı, mürekkebiydi, kalemine şekil verirken kendisini saran o naif hali… Hepsi o güzel yazıdan önce, güzele ve estetiğe kavuşabilmek için sabırla ve sebatla nefsi terbiye edebilmedeki sırda saklıydı.

***

Zaman çok hızlı akıyor artık. O yoğun ve önemli işlerin kendisini çevrelediği, aynaların karşısında bazen saatlerce vakit geçiren insan, kendine dönüp bakmıyor.

Yaşı ve zihni küçük fakat boylarından büyük aforizmalara sahip koca koca dert sahibi minik insanların her yerden bittiğine şahit oluyoruz artık.

Artık bir sayfa edebi yazı okumaya tahammülü olmayan bu minik insanlar, yazdığı 140 (yazıyla yüz kırk) karakteri, ne kadar beğeni oldu da benliğime benlik katıldı, diye saatlerce tekrar tekrar bakıp okuyabiliyor. Çok hızlı ve anlık mutluluk hazlarıyla dolup taştıkça tamama erdikleri zannı içerisindeler ne yazık ki.

Bir tercih midir bu yoksa yozlaşma mı? Veyahut zamanın gerekliliklerinden midir nedir?

***

Gönül coğrafyamız çok geniş. Mübarek ayı “idrak” ve de eda etmeye çalışıyoruz bu günlerde?

Zamanın akışı bizler için ne kadar da ağır bu yaz günlerinde oruçluyken. Sahurlarımız, iftarlarımız ağzına kadar dolu ve bu iki vakit arasında mubahlarla meşgulüz.

Bu uzun mu uzun oruç günlerinde aç ve susuz kalıp, bunu gün içerisinde şımarık bir edayla çokça dillendirerek espri yaptığını zanneden nankör insan Suriyeli, Gazzeli, Arakanlı ve diğer acı dolu İslam coğrafyalarındaki Müslümanların halini görüp bir iki sosyal mecrada alıntılar paylaşınca hakikatli olduğunu, Müslümanca bir duruş sergilediğini ve vicdanını rahatlattığını mı düşünüyor acaba? Vicdan bu kadar yakınlaşmış olabilir mi kendilerine?

Dualarında bir kendilerini ve ailesini sayan kendisinde yakin hâsıl olmuş(!) insan için imtihan o an başlıyor aslında…

***

Özellikle son birkaç senedir siyaset, her hal ve ilişkimize işlemiş durumda. Günlük hayatta misal; ihtiyaç sahibi bir insan bulmaya çalışırken dahi tercihimizi etkiliyor.

Siyasetsiz bir mahalle kalmadı ki taşınılsın. Zaten taşınmaya da kimsenin gönlü yok. Düşünmüyor bile. Düşünenlerinin çoğu da o cesareti kendinde bulamıyor. Karşı cenahla var olabilmenin hazzını başka nerede bulabilir ki tek haklı kendi mahallesi olan sakin?

***

Geçmiş zamanlarda kalbin güzelliği ve estetiği idi ki, neredeyse yok denilebilecek kadar az şey hariç her şey çok güzel ve estetikti. Müslümanlar, Batı’nın karanlık ve kasvetli mezarlıklarına karşılık kendi kabristanlarında ölümü dahi estetik ve güzel bir hale büründürmüştü. Ve aslında o müminler için de ölüm her daim güzel ve estetik olarak bilinmişti, böyle iman etmişlerdi.

Bir de eski tarihli lakin her an yeni, bütün camilerimize bir daha özenle bakın; ruha sürur veren o sanatı ve sizi saran cezbediciliği her seferinde görebilirsiniz.

***

Bize öyle harikulade bir miras bıraktı ki ecdadımız, bıraktıklarını miras olarak kabul edenlerce günümüzde yaşamak, onların özlemiyle günleri birbirine sarmak kadar zor oldu.

Ne diyordu çeyrek şair:

“Bir şubat akşamı

Üsküdar’a kar yağarken

Nazenin ruhlar

Karşı yakayla saf tutardı.”

***

İsmet Özel ile bitirelim:

“Herkesin bahanesi var senin yok

günahlı bir gölgenin serinliğinde

biraz bekleyebilirsin, daha sonra

burada kalamazsın, başa dönemezsin

ama dön

Eve dön! Şarkıya dön! Kalbine dön!"

***

Bazen. Kalbine dön…

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
26 Haz 18:43

Kalemine sağlık..

25 Haz 22:08

Misafir

Harika tespitler tebrikler

Bunlar da ilginizi çekebilir..