İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Açık Mavi

1 / Puan: 7342

Ankara

Bülent Kesler

2 / Puan: 2393

İstanbul

Gülşen Aslan

3 / Puan: 1110

İstanbul

Mücahit Kılıç

4 / Puan: 1094

İstanbul

Sıla Münir

5 / Puan: 1035

İstanbul

Mümtaz Fuat

6 / Puan: 900

Bursa

Bulut Sever

7 / Puan: 769

İstanbul

Burhan Çekici

8 / Puan: 711

Ordu

Ali Şahan Avsuz

9 / Puan: 638

Adana
Ankara

Ahmet Lalbek

11 / Puan: 517

Erzincan

Salman Döner

12 / Puan: 457

İstanbul

Onur Gündüz

13 / Puan: 442

İstanbul

Sevdaşrn

14 / Puan: 426

İstanbul

Ahmet

15 / Puan: 404

Kayseri

Minel Alya Bayrak

16 / Puan: 393

Erzurum

Kürşat Koyuncu

18 / Puan: 335

Ankara

Nida Tandoğan

17 / Puan: 335

Adana

Aykırı Genç

19 / Puan: 311

Ankara

Meyzen Ruha

20 / Puan: 309

İstanbul

Atç

21 / Puan: 307

Eskişehir

Burcu Mıhcı

22 / Puan: 305

Ankara

Rümeysa Yağcı

23 / Puan: 286

İstanbul

Benay Özbent

24 / Puan: 255

İstanbul

Ayşegül Koçar

25 / Puan: 244

Ankara

Tuğba Bozkurt

26 / Puan: 235

Ankara
İstanbul

Nesibe Çakıcı

28 / Puan: 225

Balıkesir

Esra Aydar

29 / Puan: 209

Ordu

Kader...

30 / Puan: 204

İzmir

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 28 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 465 kez açıldı, 4 misafir olmak üzere 16 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
9 Tem 15 16:00

Bulut Sever

Puan: 769

Anla

Sevgili,

Sana hiç yazmadığımın farkına vardığımdan bu yana, bu ikinci mektubum olacak.

Eski zaman otellerinin dumanlı, basık ve karanlık havasında oturmuş televizyon izleyen sakinlerinin bitkinliği içinde değilim muhakkak fakat sana hitabımın önüne eski koyacak kadar da nankör olamam.

Yıllarca sorduğun soruların karşısında taş duvar-soğuk beton gibi durduğumu biliyorum. Bu haldeyken gözlerinden okunan o çaresizlik beni de mahvediyordu. Renk vermediysem yüzsüzlüğümden değil, acına bir acı daha katmak istemememdendi. Nihayetinde sen hakikatin peşinde gerçeğine sımsıkı sarılmak isterken, duvarların engelinde çöküp kalıyordun.

Bir söz vardı Sevgili, 1788 yılına ait ve şöyle kaleme alınmış: “Kısmen kandırılmış olmanın hazzı [insanı] çıplak hakikat yerine kılık değiştirmiş hakikati tercih etmeye yöneltir… İnsan yalandan korktuğu kadar hakikatten de korkar.”

Kılık değiştirmeyi kabul edemedim ve seni korkunun kollarına bırakmak… ama sana hakikati de söyleyemedim hiç. Sana dair sevgi sözlerimin samimiyetinden, içtenliğinden hala ve her şeye rağmen şüphe duymadığını biliyorum fakat insanlar hakikati bulmanın hazzını yaşayabilmek için içten olmak, kendinden bir şeyler sadır olmasının yerine; artık hakikatleri ne ise onları şiirleri, resimlere ve şarkılara gömüyor. Sonra bunların hepsini unutuyor ve yine başka şeylerde, bir köpeğin kemiğini gömüp tekrar günü geldiğinde pürtelaş araması gibi arıyor.

Hakikatin geri döndürülemez anı parmağın ucundaki tetik gibi ise, sustum Sevgili. Hep sustum, haklısın.

O anlara dair tek bir cümle hakkım olsa eğer şöyle derdim: Susmak bana, sabır sana yakıştı.

Bilmediğim bir mekânın ve hatta bilmediğim bir zamanın ve belki de zamansızlığın sıcak ikliminde sabırla dövülmüş bir ruhum var gibi. Bana, sorularının karşısındaki suskunluğa ve tahammüllü bir sevgiye dair nasıl sabrettiğimi sormuştun da tebessümle karşılık vermiştim sana. Sen de aynı şekilde tebessüm buyurmuştun. Ne güzel gülerdin oysa ki…

Ve sen Sevgili, benim yolumda bir kaza değildin. Senin gittiğin yollar pürüzsüz olsun diyeydi fakat yine bir kaderin cilvesidir midir desek nasıl olur bilemiyorum. Şunu da inkâr edemem; hayatımda bulunduğun bütün zaman için eyvallah, nasipliymişim. Bunu da böyle bil lütfen.

Sen de bilirsin ki; göz açıp kapayıncaya kadar biten bu hayatta, İslam dinine inanmışlar için imtihan gerçeği hiçbir Müslümana uzak değil. İşte bir Müslümana düşen ve yakışan ise İmtihan Sahibinin sabrını teste tabi tutmak da değil haşa! Nasıl sual sormak ile soru sormak ifadeleri arasında derin uçurumlar varsa, sınanmak ile sabır arasında da böyle bir bağ var.

Yoluna can verenlerin, yoluna gözyaşları döküp hayali feda ederek gerçek hayata kavuşanların, yani Peygamberimize ve O’nun ümmetine yakışır bir hayat sürdüğümü söyleyemem. Vicdanen konforlu koltukların başköşesi rahatlığında oturuyor değilim. Niyetlerime sığınıyorken, amellerimin ağırlığında eziliyorum Sevgili. Benim için de duadan gayrı kalma lütfen.

Bizim aramızda anlaşılamayan bir bağ var ve hep olacak. Hiç kavuşulamayacak bir derman gibi, kaderimizde bu hüznü bir hicran yarası gibi taşımak varmış.

Cümlelerim ne desem kifayetsiz… Süsleyemiyorum.

Senden yine bir istirhamım olacak:

Beni anla ve lütfen gülen yüzleri unutma.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
20 Tem 13:13

Eyvallah...

20 Tem 00:02

Emre Keleş

Ne güzel bir yazı olmuş be abi

Bunlar da ilginizi çekebilir..