İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 31673

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8137

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6803

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 5579

Bartın

Bulut Sever

5 / Puan: 4883

İstanbul

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4822

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4305

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 3986

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2504

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2305

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1894

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1738

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1621

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1426

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1361

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1092

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1083

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

18 / Puan: 1026

Ankara

Reşit Akpınar

19 / Puan: 978

Erzurum

Ali Osman Rothschild

20 / Puan: 945

Ankara

Mücahid Cesur

21 / Puan: 942

İstanbul

Yamanduruş

22 / Puan: 941

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 899

Erzincan

Ahmet Demir

24 / Puan: 895

İstanbul

Müsemma Şahin

25 / Puan: 876

İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 870

Ankara
İstanbul

Mesut Toprak

28 / Puan: 850

Ankara

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 792

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 757

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 09 dakika kaldı.

Osman Batur Akbulut yazdı, 1749 kez açıldı, 1 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi, 12 yorum yapıldı.
16 Tem 15 10:00
Subhanallah Kardeş İbretlik Bir İfşa

Afrika’da bir yerlerde sağlam bir hikâye yakalamış gazetecinin başından geçenlerle girizgâh yapan bir film izledim birkaç gün önce. Hikâyeyi aktarırken aslında birkaç çocuğun başından geçen olayları tek bir çocuğun başından geçiyormuş gibi gösterip çarpıcı olmasını sağlıyor fakat hırsına ve dikkat çekme duygusuna yenik düşerek yaptığı bu iş fark edilince gazetedeki işinden oluyordu. Nasıl olur da gerçeği eğip bükersin diye kovulmasıyla filmin asıl konusuna geçiliyordu ama ben orada kalmıştım. Çünkü film gerçek bir hikâyeden alıntıydı ve nasıl olurdu da gerçeği biraz daha dikkat çekici hale getirmek için değiştiren bir gazeteci işinden olabilirdi? Anlayamıyordum çünkü bu iş ahlakı benim ülkemin necip gazetelerinin kapısından bile geçmiyordu.

Bugün nasıl bir provokatif yalan haberle karşılaşacağım acaba diye heyecanla uyanıyorum. Kiminin hakikatine kendim ulaşmaya çalışıyorum kiminiyse önceden bulanlar vasıtasıyla öğreniyorum. Bir dönem arşivlemesem olmazdı isimli blog sitesi gazetecilerin veya habercilerin tutarsızlığını ve çark edişlerini, yalan haberlerini, art niyetli yorumlarını gözler önüne seren arşive dönük yayınlar yapıyordu. Günümüzde Yıldıray Oğur buna benzer yazıları çok güzel kaleme alıyor. Mesela bu yazıyı yazdığım gün sosyal medyada “Bursa’da oruç tutmayan Aleviler linç edildi” olarak tartışılan mevzunun aslı olup olmadığı ufak bir çabayla öğrenildi. Bursa’daki Alevi dernekleri başkanları ile görüşülüp olayın aslı öğrenildikten sonra onlarla yapılan bir basın toplantısıyla mevzunun mezhepsel ve dini hiçbir tarafının olmadığı ortaya çıkarılmış oldu. Bir çaba sarf edildi. Yani arşivlemesem olmazdı da Yıldıray Oğur da ve olayı daha yatsı gelmeden aydınlatanlar da bir çaba sarf ettiler. Peki, şu yukarıdaki resimde gördüğünüz olayı nereye koyacağız?

Bir siyasi büyüğümüzün de dediği gibi insan gerçekten hayret ediyor. Yani yalan haber desen değil, gerçek desen bu kadar saçma olamaz, kurnazlık desen bu kadar da göze sokularak yapılmaz. Hani en azından sayfayı değiştirseydik dedirtiyor insana ya da herhalde hiçbir şey bu kadar ikiyüzlüce istenmemiştir diyorum. Hele ki barış ikiyüzlülüğe hiç gelmeyecek bir kavram. İşin aslı her bulduğu fırsatta halaya durup “lexa lexa gerilla” diyen üniversiteli Kürt öğrenci kolektifleri pek barışsever ve ister görünmüyor(‘lexa’ Kürtçe ‘vur’ demektir). Misal ben 6-8 Ekim olaylarında Yasin Börü’nün ölüsüne işkence edilen sokakta olsaydım ve bu vahşeti yapanlar yanıma koşarak gelip soluk soluğa “biz barış istiyoruz” deselerdi inanmazdım. O yüzden nefesini toparlamış Demirtaş’a da inanmıyorum. Bence sağdaki daha samimi gözüküyor. Zira Kürt kamuoyunu ve muhalif basınımızı resimdeki devasa çelişkiyi göremez hale getiren kendileridir. Hem sağdaki savaş piyasasında daha tecrübeliyse bu onun suçu mu? Bildiği işi istiyor diye kızabilir miyiz? Zaten soldaki bilmediği bir şeyi istediği için sırıtıyor. Üstelik aklı başında denebilecek birçok gazeteci ve hatta aydın diye pazarlanan kimseler sağdakinin ağzıyla konuşmuyor mu?

Şu satırları yazarken bile bir daha resme dönüp baktım ve adını koyamadığım bu durum karşısında ne yapabilirim diye düşündüm. Artık gerçeği biraz yönlendirdiği için işinden kovulan gazeteciden ibret almayı bile tavsiye edecek durumda değiliz. Bırakın yalan haberle öfke tohumları ekip bir gün gelir biçeriz hesabı yapan insanlara kızmayı fazla ses getirmezse iyidir diyoruz. İnşallah da ses getirmezler zira hiçbir mesleki etikleri kalmadığından tek çare daha fazla insana ulaşmamaları için dua etmek kalıyor. Çünkü artık yalanla işlerini bitirmişler. İnsanların zekâlarıyla alay edecek derecede tutarsızlığı ahlak edinmenin rahatlığıyla her şeyi söyleyecek durumdalar. “Yahu”yu “lan” olarak duyan, şemsiyeyi silah olarak gören ve “barış istiyoruz” ile “savaş istiyoruz”u neredeyse aynı cümle içinde kullanabilen insanlarla mücadele ediyoruz. Belki öncekileri ifşa edebilirdik ve bazıları edildi de fakat resimdekine ifşa bile denemez zira ifşa bir karşıt tarafından yapılır. Buna olsa olsa foyası meydana çıkmak denebilir. İğrendiren de budur.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..