İyi Yazarlar
İyi Okurlar
Ankara
Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul

Bulut Sever

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul

Aa

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Kırıkkale
Erzurum
İstanbul

Ali̇ Turan

İstanbul

İstanbul
Erzincan
Sakarya
Ankara
Yozgat
İstanbul

Ahmet Demi̇r

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
Ankara
Ahmet Demi̇r yazdı, 15 kez açıldı, 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
25 Tem '15 07:00

Ahmet Demi̇r

İstanbul

Köyde Bir Cuma Günü

Bu yıl iznimin bir kısmını gözden ırak uzak bir köyde geçiriyorum. Burada deniz, kum yok; toprak, güneş ve karşıda dağlar, tepeler var. Zamanımın büyük bir kısmında köy evindeyim, akşama doğru güneş etkisini kaybettiğinde en yakın tepeye doğru bir yürüyüş ve geri dönüş. Serin geceler ve ferah bir hava var burada. Sabahları İstanbul'a göre daha dinç kalkıyorum.

Bugün cuma namazı için köyün camisine gittim. Biraz geç kaldığım için ancak ayakkabı raflarının dibinde yer bulabildim, oraya çöktüm. Köy hali, insanlar çalıştığı için giyim-kuşamları ekseriyetle özensiz görünüyor. Pantolonunun paçalarını çorabının içine sokmuş, pantolonu çizgi çizgi olmuş bir amcanın hemen arkasındayım. Cemaatten bazıları daha önce görmedikleri bu simaya çaktırarak dümdük bakıyorlar. Bense onları görmüyormuş gibi yapıyorum.

Köyde bir ölen olmuş, cuma namazından sonra cenaze namazı kılınacağını öğreniyorum. Farzı ve sünneti kıldıktan sonra dışarı çıktım ama insanların çoğu içeride, caminin arka bölümüne yöneldiler. Pencereden o bölüme baktığımda cemaatin yerde, tepsilerde pilav yediklerini görüyorum. Bu, ölen hatun kişinin hayrı için verilen yemek. Kimse beni içeri buyur etmedi, ben de tanımadığım insanların arasında pilav yemek istemedim açıkçası. Birinin yanına yanaşıyorum.

- Abi, burada yemekten sonra mı cenaze namazı kılıyorsunuz.

Umursamaz bir şekilde evet manasında kafasını sallıyor, ya bu gelen yabancıyı gözü hiç tutmadı, ya da çok dalgın.

Yemeğin ne zaman biteceğini kestiremeyen ben, geri dönmek üzere eve doğru yürüyorum ama yarı yolda karar değiştirdim, cenaze namazını kılmadan eve gitmeye gönlüm razı gelmedi. "Madem buralara kadar geldik, cenaza namazını da kılmak lazım."

Tekrar caminin avlusundayım. Yemek bir türlü bitmiyor, güneş çok şiddetli, insanlar teker teker camiden çıkıyor. Gövdeyi dışarı atanların önemli bir kısmı sigaraya sarılıyor. Nihayet bir süre sonra yaşlıca bir amca insanları ön tarafta olan mevtanın olduğu yere çağırdı. Caminin içinde elindeki son ekmek parçasını da aceleyle ağzına tıkan biri görüyorum. Yolun hemen kenarındaki genişçe bir bahçe duvarına hoparlörü ile çıkmış başka bir amca, insanları yönlendiriyor. Nihayet mikrofonu benim arkalardan göremediğim imam aldı, helallik diledi, namaz başladı başlayacak, arka taraflarda hala gelmemiş, laf yapan insanlar var. Bir amca bağırıyor:

- Söndürün şu sigaraları, çabuk olun.

İmam tekbiri verdi, cenaze namazı başladı ve 4 tekbirle bitti.

Kalabalık bu kez ileriye doğru yöneldi, istikamet köy mezarlığı, benim görevim ise bitti. Kenara çekildim ve kalabalık ileriye gittikten sonra eve doğru yola koyuldum.

Burada İstanbul'un trafiği, kalabalığı, basık havası yok. Akşama doğru köyün dışına bir yürüyüş yapıyorum, yolda nadiren insanlar görüyorum, yabancı olduğumu görüyorlar ama birşey de sormuyorlar. Yanımdan seyrek geçen arabalardan bazıları korna çalarak selam veriyor.

Nihayet güneş tepenin arkasına geçti ve görünmez oldu. Hava birazdan kararacak, geri dönüyorum.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Bunlar da ilginizi çekebilir..
Siz de Türkiye yazarı olmak ister misiniz?
Kaydol