İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38846

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8854

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6943

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5721

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5508

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5262

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3477

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2613

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2505

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2037

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1660

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1491

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1399

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1364

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1276

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1081

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1074

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 985

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 04 saat 52 dakika kaldı.

Sai̇d Naci̇ Çamdalı yazdı, 566 kez açıldı, 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
25 Tem 15 16:00
Bi̇lgi̇ Üzeri̇ne

Giriş

temel felsefe eğitim almış herkes bilgi dediğimiz zaman şu tanımı hatırlar; “insanın eşya ile olan etkileşiminde ortaya çıkan zihinsel ürün.” Son derece kaba ve geniş kapsamlı bir tanımdır. Felsefeciler bilgi üzerine uzun uzun düşünmüş, bilginin kaynağı, niteliği vs. gibi bir çok konuda yorumlar yapmışlardır. En basit felsefe kitabından bile açıp okursanız ne kadar saçma ve anlaşılması zor konular olduğunu görürsünüz. Bu karmaşanın yanı sıra günümüzde verilen felsefe eğitiminin bizim köklerimizden ne kadar uzak olduğunu ve dayatma bir anlayış olduğunu belirtmeme gerek bile yok sanırım.

Bilginin Kökeni

İnsan doğasının en temel özelliklerinden birisi; “merak”tır. Yaratıcı tarafından -yaratılan diğer bütün canlılardan farklı olarak- insana verilen akılın bir nevi dinamosudur bu yeti.merak ettiğimiz andan itibaren aklımız çalışmaya ve üretmeye başlar.merak bilgiye giden sürecin anahtarıdır.yukarıdaki tanımdan daha farklı bir bilgi tanımı çizecek olursak ; insanın merak ettiği “şey” ile ilgili zihinsel faaliyeti sonucu elde ettiği ürün “bilgi”dir.bu tanım sadece insan kaynaklı bilginin tanımıdır diyebiliriz.nitekim “vahiy” dediğimiz bilgi bu tanımın dışında bambaşka bir bilgi çeşididir.

Kuran-ı kerimde ilk insan Hz. Adem’in yaratılışının ardından bilgi ile donatılması ayetler tarafından şu şekilde anlatılır;

Ve O, Adem'e her şeyin ismini öğretti, sonra onları meleklerin önüne koydu ve "dedikleriniz doğruysa haydi bu (şeylerin) isimlerini Bana söyleyin bakalım!"dedi. (bakara - 31 )

Bu ayete göre yapacağımız bir çıkarımda insanın doğuştan dünyaya boş gelmediği, bazı bilgilerin yaratılış doğamızda var olduğu, öğrenmeye ve bilmeye doğuştan meyilli olduğumuzdur.

Bilgi insanın doğasında var olan bir şeydir. "bilmek" insan olmamızın getirdiği doğal bir özelliktir.

"Bilgi Güçtür"

Başlık aslında klasik bir mottodur. İnsanı genelde kendi dışındaki varlıklardan üstün kılan şey bilmesidir.özelde ise bilen , bilgiye vakıf olan insanlar , insanların içinde sivrilir ve güçlü konuma gelirler.yukarıda verdiğimiz ayette hz.adem’i kıyaslandığı meleklerden üstün kılan özelliği “eşyayı bilmesidir.”

insanlık tarihinin ilk anından günümüze kadar yaşadığımız her gelişim ve değişimin temeli “bilgidir.”bildikçe gelişmiş , geliştikçe yeni bilgiler edinmeye başlamışızdır.fakat insanın çoğalması ve bilginin çeşitlenmesinin ardından öğrenilen bilgi günlük hayatın dışına çıkmış , depolanmış ve aktarılmıştır.”yazının bulunması” bu durumun anahtar kavramıdır.

Yazarak bilgiyi depolayan insanlar; insanların tamamı değil yönetenlerdir. Yöneten olmaları bilgiye sahip olmalarını kolaylaştırmış, bilgiye sahip olmaları ise yöneten olma durumlarını perçinlemiştir.bu duruma en güzel örnek; ortaçağ avrupasıdır.

Avrupa kökenli olarak yaşanan ekonomik ve kültürel gelişmeler sadece kıtayı değil tüm dünyayı etkilemiştir. Siyaset, Ekonomi, Kültür gibi bir çok kavramı yerel olmaktan çıkarıp küresel hale getirmiştir.buna bağlı olarak bilginin getirdiği güç yerel olmaktan çıkıp küresel bir anlam kazanmıştır.bu süreçte insanın bilgiye ulaşmasının modern manadaki en temel basamağı olan matbaa merak duygusunu kamçılamış, yönetenlerin dışında daha farklı insanlarda bilgiye ulaşmanın yollarını aramaya başlamışlardır. Bu yazımızın da konusu olan temel problemi ortaya çıkarmıştır: İnsanlar neleri bilmeliler?

Modern Dünya ve Bilgi

Bir önceki bölümün başlığı olan "bilgi güçtür" mottosu modern dünyanın temelidir. Modern dünya bilgi üzerine inşa edilmiştir. Son yüzyılda yaşadığımız gelişmelerin daha önceki tarih dönemlerine kadar olan gelişmelerden çok daha fazla olmasının sebebi de budur. İnsan bilginin nihai değerini kavramış ve nitelikli bir bilgi anlayışı inşa etmiştir ama bu insan “biz değiliz”.

Bilen insan düşünüyor, en büyük nimeti olan aklı kullanıyor demektir. Bu durum modern hiçbir sistemin işine gelmez. Zira modern sistemlere göre insanlar yönlendirilmeye muhtaç yığınlardır. Bu durum son yüzyılda zirve yapan kamçılanmış merak duygusunu sanal bir tatmin ile gidermek, bilgiyi hala yönetenlere has kılmak gibi bir sonuç doğurmuştur.

Bugün legal olarak insanlara eğitim sistemleri içerisinde öğretilen bilgi, insanlığın sahip olduğu bilginin neredeyse en basit, en işe yaramaz kısmıdır. Bilginin esas önem teşkil eden kısımları yasalar, patentler, tehdit ve yaptırımlar ile koruma altına alınmıştır.

Buna en basit örneği şu şekilde verebiliriz;

Modern çağda bilgiye ulaşmanın en kolay yolu olan arama motorları internette varolan bilginin sadece onda birlik bölümünü tararlar. İnterneti esas oluşturan ve “buzdağının alt kısmı” olarak bilinin “deep web/derin internet” bu aramaya dahil değildir.

Konuyla ilgili bunun gibi yüzlerce örnek getirebiliriz.

Bu durum sadece gündelik bilgi ile sınırlı değildir. Biz Müslümanların inşa etmek zorunda olduğu dünya algısının temeli olan “vahiy” bilgisi de adeta buna benzer bir anlayış ile kuşatılmış durumdadır. Vahyin yansıması olan “dini” temel kaynakları yerine vasıtalarından öğrenmek adeta teşvik edilmektedir.artık tefsirler, hadis külliyatları, fıkıh kitapları anlaşılmaz, ekranlarda izlediklerimiz ise anlaşılır haldedir.

Çok mu karamsarım?

İnsan çok çabuk kandırılan bir varlıktır. Sanallığın zirve yaptığı şu çağda insanı kandırmak için çok şeye gerek yoktur. Oluşturulan sanal algılar ve tatminler, insanın doğası gereği olan bir çok özelliği köreltmektedir. Şöyle bir geriye çekilip resme baktığımız zaman “bilginin tamamını değil sadece sistemin bize izin verdiği kadarını bildiğimizi” fark ediyoruz.

Evet karamsarım. İnsan olmamızın temel özelliklerini kaybederek idiotlar yığını haline geliyoruz. En temel dürtülerimiz sanallıklar ile törpüleniyor.

Peki bu durumdan kurtulmak mümkün mü?

Eğer bir bilim kurgu yazarı olsaydım evet derdim ama sistem ağlarını mükemmel örmüş.

Onun için “hayır” diyorum. El mahkum.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..