İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38780

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8828

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6911

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5707

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5507

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5249

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3475

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2606

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2504

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2036

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1657

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1487

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1397

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1363

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1275

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1079

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1073

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 984

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 30 dakika kaldı.

Sai̇d Naci̇ Çamdalı yazdı, 804 kez açıldı, 1 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
28 Tem 15 16:00
Pabucumun Devri̇mci̇leri̇

"Bu yazı, bir aşağılama ve hakir görme yazısıdır."

Biz küçükken sokaklar bizimdi... Saklambaç oynardık, kızlarla seksek oynardık, istanbul saklambacı oynardık, mahalle maçları yapardık. En şiddetli oyunumuz hırsız-polisti. Sokaklarda büyüdük vesselam.

Yeni ergenler de sokaklarda oynuyor ama bizden biraz farklı; onlar devrimcilik oynuyor sokaklarda. Devrimi bilmiyorlar, devirmeyi bilmiyorlar. Çünkü onlar için her şey bir oyun. Pc oynamaya alışmış o kafaları öldükleri zaman tekrar doğacaklarını, biber gazının sadece canlarını azaltacağını düşünüyorlar.

Yeni neslin GDOlu mahsülleri aptal aynı zamanda...

*Ergen; bir yaş aralığını değil, gelişmemiş zihinleri temsil ediyor.

Atılamayan enerji dert olur.

Basit bir sistem kuralı; enerji alan ya da üreten her organizma o enerjiyi kullanmalıdır. Çünkü depolama kapasite sonsuz olamaz. Bir limitin üstüne çıktığı anda enerjiyi harcamalıdır. Yoksa aşırı yüklenme sisteme zarar verir.

Biz sokakta domates-ekmek, salça-ekmek bilemedin en lüks cips yerdik. Bu yediklerimiz zaten maçlarımızda eriyip giderdi. Bizim ergen devrimcilerimiz, mekdanıldslardan börgurkinglerden sıtarbakslar zıkkımlanmaya alışmışlar. Aldıkları enerji miktarı çok yüksek. Genelde vakitleri sürekli ekran karşısında geçirdikleri içinse atılamayan enerji onları adeta bomba haline getiriyor. En ufak kıvılcımda patlamaya hazır yığınlar oluyorlar.

Bunun en güzel örneğini gezi'de yaşadık zaten. Bir anda ne kadar enerji azgını varsa kendilerini polisin karşısına attılar. Çünkü bu bir ihtiyaç. Deşarj olmak zorundayız.

Okumuyorlar azizim.

İlkokulu bitirip liseye başladığım zaman türk ve dünya edebiyatı klasiklerinin çoğunu okumuş bir talebeydim, günlük en az bir gazeteyi takip ederdim. Lise öğrenimi boyuncaysa okul kütüphanesini yutmuştum, klasiklerin yanısıra politika, siyaset, din, düşünce üzerine yüzlerce kitap okumuştum. Biraz uç bir örnek olabilirim ama en basitinden sınav kaygısıyla dahi olsa okuyan çocuklardık.

Bizim devrimci ergenler kitap ya da gaste okumaz. Neden? Çünkü feysbuk,tivıtır var.

Bir şeyi okumak ekstradan zihinsel çaba gerektirir. Analiz etmek, özümsemek gerektirir. Bunlar bizim ergenlere göre yapılması zor ve gereksiz şeyler olsa gerek. "O" okuyup bir dünya görüşü inşa etmek yerine, atılan menşımlara ya da bildirimlere göre hareket etmeyi tercih ediyor. Onun "devrimi" facede başlıyor tivitırda bitiyor anlayacağın.

Bu halleriyle koyun sürülerinden bir farkı yok aslında. İşin kötüsü "koyun" olduklarının farkında bile değiller. Sürü psikolojisi ile yaptıkları her hareketin "bilinçli" yapıldığını düşünecek kadar "koyunlar".

Ayfonlu, nivbalanslı orduların ilk hedefi sıtarbaks,ileri!

Devrimci, halktan kopuk olamaz. İnsanların üç kuruş uğruna madenlerde öldüğü, asgari ücretle geçinmek için çırpınan mazlumun hakkını 200 liralık ayakkabı, 1500 liralık telefon ile savunamazsın. Sen zaten o zaman devrimci de olamazsın. Olsan olsan en fazla ilgili markanın "devrimci model kataloğu" olursun.

Lüks yaşam ya da kapitalizm (azıcık havalı konuşalım) içine öyle işlemiş ki, yaptığı "devrimsel" her hareket buram buram burjuvazi kokuyor.

Halktan değilsin.

halkla değilsin...

Peki nolacak?

İster inançlı bir birey ol, ister inanmadığını iddia et, ister evrimci ol ister yaradılışçı ol, ortak nokta "insanın diğer canlılardan akıl yönüyle ayrıldığı" nüansıdır.

İster yaradana, ister doğa anaya, istersen "hiçe" inan, hepsi bize bu aklı kullanalım diye verdi.

Akletmemiz, insan olmamızın gereğidir.

Akletmediğin sürece kesime giden koyun olmaya devam edeceksin.

Orada burada polis vuracak seni, kafana kapsül yiyeceksin, bombalara kurban verileceksin.

Çok zor bir şey istenmiyor senden, her insanın yapabildiği temel bir yetimizi kullanmak isteniyor:

Düşün!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..